Samsunspor - Galatasaray maçına stada gelip böyle bir görsel şölene şahitlik edenler çok şanslı olduklarını bilsinler. Galatasaray’ı eze eze ve 4-1 gibi farklı bir skor ile oley çeke çeke yenmek her zaman göreceğimiz bir durum değil.
Ondokuz Mayıs Stadında tribünler muhteşemdi, koreografiler harikaydı. Maç önü büyük Samsunspor taraftarı adeta İstanbul sultasına, “Sizin saltanatınızı başınıza yıkacağız!” dercesine haykırıyordu.
Geçen haftaki spor yazımızda, “Galatasaray’ın üzerinde Fenerbahçe’yi farklı yendiği maçın rehaveti ve şampiyonluk sarhoşluğu olduğu için Galatasaray’ı rahat yeneriz, yeter ki Samsunspor yenmek istesin.” diye yazmıştık.
Maç tam da düşündüğümüz gibi oldu. Samsunspor taraftarı, yerel basını, başkanı, teknik ekibi ve oyuncuların tamamı maçı kazanmayı çok istedi. Galatasaray ise hocası dahil her hattıyla kibrinde boğuldu dersek abartmış olmayız.
Biz Batı alt aile tribünündeydik ve ilk defa bu kadar yoğun bir taraftar gördük. Ya fazla bilet satılmış ya da fazla beleşçi vardır diye düşünmekten kendimizi alamadık. Tel önü ve merdivenler dolu olduğu için maçın büyük bir bölümünü ayakta izledik. Yanımızdaki çocuklar maçın büyük bölümünü izleyemedi.
Madji beraberlik golü sonrası Galatasaray tribünlerine anlamsız işaretler yaptı. Galatasaray’ın hocası Okan Buruk maç sonu oyuncumuz Van Drongelen ile bir şeyler konuştu. Çok iyi maç çıkaran oyuncumuzu tebrik mi etti, yoksa “Seneye seni aramızda görmek istiyoruz.” mu dedi bunu göreceğiz.
“Artı averaja ne zaman geçeceğiz?” diye düşünüyorduk, Galatasaray maçına nasip oldu. Daha önce Fenerbahçe’yi çok dörtlemiştik, hatta “Arkayı Fenerleyelim!” esprisi bile çıkmıştı. Beşiktaş’ı da İstanbul’da yarıda kalan maçta dörtlemiştik fakat Galatasaray’ı böyle yendiğimizi hatırlamıyoruz.
Evet, Galatasaray’ı hem de eze eze yendik. Son bölümde gol atmaya oynasak daha çok gol atabilirdik fakat tıpkı Beşiktaş maçında olduğu gibi bu maçta da, “Oley, oley, oley.” için oynadık. Bir ara, “Beş, beş, beş!” diye tempo bile tuttuk.
Ben hoca olsam Beşiktaş maçında da Galatasaray maçında da pas ile rakibi ezmek yerine atabildiğim kadar gol attırmayı isterdim. Çünkü tarih güzel oyunu değil skorları yazıyor. Samsunspor, tarihe geçecek bir sonuç aldı fakat daha da farklı olabilirdi.
Bu galibiyetten dolayı tabii ki sevineceğiz ve eğleneceğiz. Bu farklı galibiyetin tadını tabii ki çıkaracağız ama rakibimizi küçük düşürmeden ve rencide edecek sözlerden olabildiğince kaçınarak.
Avrupa kupaları için küçük bir ümidimiz de olsa beliriyordu fakat Trabzonspor’un Göztepe’ye takılması işimizi mucizelere bıraktı.
“Zaten, Trabzonspor’un bize ne zaman faydası oldu ki?” diyenler var. “İkincilik şansını kullanamayan Trabzonspor’un kendine faydası var mı ki, bize olsun?” diyen de var.
Biz önümüzdeki iki maçta Başakşehir’i de Göztepe’yi de üç farklı yenebilsek ve Ziraat Türkiye Kupasını Trabzonspor kazansa Avrupa Kupasına katılabilecektik.
Ve fakat şimdi biz istediğimiz sonucu alsak bile Göztepe’nin Gaziantep maçını kazanmaması gerekecek. Olmaz diye bir şey yok, pekâlâ olabilir yeter ki, Galatasaray galibiyetinin sarhoşluğundan kurtulup iki maçımızı da kazanalım.
İnsan, Konyaspor maçının son dakikasında kaçan penaltı ile giden iki puana şimdi daha çok üzülüyor.
Bu haftaki maçlar ne ilginç tesadüf değil mi? İlk yedi birbiriyle, ilk onun kalan dördü birbiriyle ve son sekiz de birbiriyle oynadı. Yayıncı kuruluş istese bu şekilde denk gelmeyecek bir hafta yaşandı.
Adnan ÖZ
