Mikro Milliyetçilik Zehirli hastalıktır!
Ey muktedirler…,
Ey iktidar sahipleri, makam, mevki işgal eden güçlü, kuvvetli, kudretli siyaset adamları…
Laz, Çerkez, Gürcü, Kürt, Arnavut, Çeçen, Kazak, Macar, Özbek, Kırgız, Uygur, Abaza, Adıgey, Bulgar, Boşnak, Pomak, Ermeni, Asuri, Rum…
Mikro milliyetçiliğin hepsi, tamamı, küsuratsız zehirli hastalıktır…
Etnik milliyetçiliği aşamamış insanlar kemale eremez, kamil insan olamazlar…
Size Mehmet Akif’in ümmetçi bir dava adamı olduğunu, bu nedenle de İslami esaslara göre birlik, beraberlik tesis etmeye çalışan ‘Osmanlılık’ düşüncesini ‘İslam’ olarak benimseyip savunduğunu ve bu çerçevede mücadele yürüttüğünü hatırlatmak isterim.
…”Hani, milliyetin İslâm idi… Kavmiyyet ne!
Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyetine.
‘Arnavutluk’ ne demek? Var mı Şerîat’te yeri?
Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri.
Arabın Türke; Lâzın Çerkese, yâhud Kürde;
Acemin Çinliye rüçhanı mı varmış? Nerde!
Müslümanlık’ta ‘anâsır’ mı olurmuş? Ne gezer!
Fikr-i kavmiyyeti tel’în ediyor Peygamber.
En büyük düşmanıdır ruh-i Nebî tefrikanın;
Adı batsın onu İslâm’a sokan kaltabanın!...”
Akif’in yaşadığı dönem içerisinde karşısında durduğu ve amansız bir şekilde mücadele ettiği alanlardan biri de kavmiyetçilik cereyanı olmuştur.
Akif biliyordu ki, kavmiyetçilik Batı’nın bilinçli bir projesi idi ve maksat Osmanlı’yı ve İslam dünyasını çökertmekti.
Nitekim o bu öngörüsünde yanılmamış ve Osmanlı ile birlikte İslam dünyası da bu kavmiyetçilik illetiyle darmadağın olmuştur.
Akif, Safahat’ın İkinci Kitabı’nda İslam dininin bütün kavimleri (müntesip olunan soy, ırk, unsur) tek bir milliyet altında tuttuğunu; kavmiyetçiliğin ise İslam’ı yıkacak bir ayrılık hissi ve fitne olduğunu şöyle ifade etmiştir:
“Müslümanlık sizi gâyet sıkı, gâyet sağlam,
Bağlamak lâzım iken, anlamadım, anlayamam,
Ayrılık hissi nasıl girdi sizin beyninize?
Fikr-i kavmiyyeti şeytan mı sokan zihninize?
Birbirinden müteferrik bu kadar akvâmı,
Aynı milliyetin altında tutan İslâm’ı,
Temelinden yıkacak zelzele kavmiyyettir.
Bunu bir lâhza unutmak ebedî haybettir.”
Görüldüğü üzere Akif, İslam Birliği’ni engelleyecek olan her türlü oluşumun karşısında yer almıştır. Kavmiyetçiliği ve fırkacılığı da İslam Birliği’nin önündeki bir engel olarak gördüğü için ona da karşı çıkmıştır.
Peki,
Ümmetçi bir anlayışa sahip olduğunu bildiğimiz Mehmet Akif Ersoy neden son dönem şiirlerinde özellikle de İstiklal Marşı’nda açıkça ırkçılık manasına gelen ‘kahraman ırkıma’, ‘ırkıma yok izmihlal’ ifadelerini kullanmıştır?
Akif’in son dönem şiirlerinde “ırk” kelimesini de bu yönüyle Osmanlı ile aynı muhtevada ama daha damıtılmış bir şekilde o günün koşullarında ihtiyaca binaen kullanmıştır.
Akif daha önce nasıl “Osmanlı” kelimesini “İslam” olarak kulandıysa yine aynı şekilde “ırk” kavramına da yeni bir libas giydirerek “İslam” manasında kullanmıştır. Zaten bir bütün olarak Akif’in fikriyatına, şiir, sanat poetikasına ve dava anlayışına baktığımızda onun ırkçılık yapmak bir yana bilakis hayatı boyunca ırkçılıkla mücadele halinde olduğunu göreceğiz.
KAHRAMAN IRK NE DEMEKTİR!
İsmet Özel, özellikle Türk milletine yönelik “ırkçılık” suçlamalarının haksız yere gündeme geldiğini vurguluyor.
Özel, Türkiye’de farklı etnik grupların haklarına vurgu yapıldığında herhangi bir tedirginlik yaşanmadığını, ancak Türk milletine dair benzer bir ifade kullanıldığında “ırkçılık” eleştirisinin geldiğini söylüyor.
Özel, Mehmet Akif’in İstiklal Marşı’nda yer alan “ırkına çek” ifadesine dikkat çekerek, burada kast edilenin fiziksel ırk değil, ahlâki tutum ve karakter üstünlüğü olduğunu açıklıyor.
KAVRAMIN ARKA PLANI
Özel, Mehmet Akif’in Fransızca bilgisi çerçevesinde dönemin kavramlarını da örnekledi.
Fransızlarda “la race francais” ifadesiyle Fransa için üretilmiş kişi nitelendiğini belirten Özel, “Mehmet Akif ‘kahraman ırkım’ derken, bu topraklarda vatan olabilmek için dirayet sahibi bir zümreden söz ediyor” dedi.
KAHRAMAN IRK, ET VE KEMİK İLE DEĞİL
“Mehmet Akif de "kahraman ırkım" derken de "ırkına çek" derken de bu yaşadığımız toprakları vatan olması için bir dirayet sahibi olduğunu göstermiş zümrenin varlığına işaret ediyor. "Irk" dediği şey etle kemikle kafa tasıyla alakalı bir şey değil. Ahlâki bir tutumla bir karakter üstünlüğüyle alâkalı bir şey. Onun için 'ırkına çek' diyor. Öbürü zaten olabilecek bir şey değil. Öbür durumda Mendel yasaları falan devreye girer.
O zaman insanın ırkına çekmesi bahis konusu olmaz ki. İnsanın ırkına çekmesi veya kahraman ırka mensup olabilmesi için o kahramanlığın bir parçası olması o kahramanlığın hakkını vermesi gerekir.” diyen Özel, fiziksel özelliklere dayalı bir ırk anlayışının yanlış olduğunu vurguluyor.
Ey iktidar sahipleri, makam, mevki işgal eden güçlü, kuvvetli, kudretli siyaset adamları…
Laz, Çerkez, Gürcü, Kürt, Arnavut, Çeçen, Kazak, Macar, Özbek, Kırgız, Uygur, Abaza, Adıgey, Bulgar, Boşnak, Pomak, Ermeni, Asuri, Rum…
Etnik milliyetçiliğin hepsi, tamamı, küsuratsız zehir bir hastalıktır…
Mikro milletçilikten daha güzeli, Nisa Suresi 58. Ayettedir;
Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir.”
Etnik milliyetçiliği aşamamış insanlar asla insan-ı kâmil olamazlar…
Hastalıktan kurtulmak için hastaneye yatın, tedavi görün, taburcu olun….
Ve Türk taburlarında, vatana, millete, devlete karşı birlik olup topyekün taarruz edenlere karşı savaşın…
Unutmayın;
“Küfür tek millettir”
Siz de tek milletsiniz, Türk Milletisiniz…
İslam ümmetisiniz…

Müderris Tabib
Maşallah güzel ifade etmişsiniz.Akif'in en büyük hatası islam halifesi ve samimi mü'min olan Sultan Abdülhamid'e olan şahsi nefreti idi.
Muhtemelen bu sebeple kendisi de evlatları da perperişan oldu. 7 ay önce