Almanya’da Yeni Bir Pensilvanya mı Kurulacaktı?

Adnan İPEKDAL

13-08-2026 16:08

İki ay kadar önce bir cuma günü İstanbul’dan Samsun’a doğru kendi aracımla yolculuk yapıyordum. Cuma vakti yaklaşırken gözlerim  yol üzerinde minare/ cami aramaya başladı. Cami denk gelirse cuma namazını; denk gelmezse de zaten seferi olduğum için mola vereceğim bir tesiste öğle namazını kılarım, diye düşünüyordum.

Öğle vakti yaklaşırken Gerede’yi geçmek üzereydim. Ezana üç beş dakika kalmıştı ki Gerede’nin Samsun yönü çıkışı civarlarında bir dinlenme tesisinin hemen yanında minareli, kubbeli, orta büyüklükte bir cami görünce hemen arabayı cami önüne park edip şadırvana abdest almaya gittim. Tesisin adını hatırlamıyorum, hatırlasam da reklam olmasın diye yazmazdım ancak caminin üzerinde yoldan geçerken de rahatlıkla okunabilecek büyüklükte Halil İbrahim Camii yazıyordu.

Abdesti alıp caminin cümle kapısından içeri girdiğimde imam odasının önünde lacivert takkeli birinin ezan okuduğunu gördüm. Hoparlör sistemi çıkalı müezzinler ezanları minareye çıkmadan okur oldu. Camilerimizde müezzinlerimiz ezanı minareye çıkarak okumaya devam etse, bu güzel geleneği yaşatsa, minarede müezzin gören çocuklar, minare şerefelerinden yaşadıkları şehri izleme merakıyla müezzin olma hayalleri kursa, müezzin amcalarından kendilerini minare şerefesine çıkarmalarını istese, müezzinlerimiz de çocukların bu isteğini dikkatlice yerine getirse güzel olmaz mı?

Elbette güzel olur.

Ezanı okuyan lacivert takkeliyi geçip cami harîmine girdiğimde bir lacivert takkeli sakalsızı da mihrapta vaaz eder vaziyette gördüm. Nedense vaaz kürsüsüne çıkmamış, konuşmayı mihrapta yapmayı tercih etmişti. Dilinde belirgin bir aksaklık, sürekli tekrar eden bazı kelimeler vardı ve ilmi yetersizlik her tarafından dökülüyordu. Devletin böyle bir imam tayin etmeyeceğini düşündüm.  Ezan okundu, namaza geçtik, hutbeyi okumak üzere minbere de az önce mihrapta konuşma yapan lacivert takkeli çıktı. Diyanetin o haftaki hutbesi farklı bir konuda olmasına rağmen bu kişi diyanetin hutbesini okumayıp, vaazında bahis açtığı akika kurbanı konusuna hutbede de devam etti. Erkek çocuklar için iki, kız çocuklar için bir akika kesilmesi gerektiğini, çocuk doğduğunda kurban kesilemediyse çocuk büyüyünce de kesilebileceğini ve kesilen kurbanların, cami yakınlarındaki kendi kurslarına bağışlanabileceğini söyledi.

Allah kabul etsin, namazı bu lacivert takkelinin arkasında kıldık, ancak bu kişinin diyanetin imamı olmadığını da anlamış olduk. Namaz çıkışında bir de kurs için makbuzsuz para toplandı.

Tekrar yola çıkınca Gerede müftüsünü arayıp durumu anlatma ihtiyacı duydum. Müftülüğü aradığımda sayın müftünün dairede olmadığını söyleyen sekreterden beni şube müdürlerinden biri ile görüştürmesini rica ettim.

Telefonun bağlandığı şube müdürüne durumu anlattım, önce bizim öyle bir camimiz yok, cevabı aldım. Fakat ben namazı kıldığım yerin konum bilgisine bakmış ve resmi olarak Gerede ilçe sınırlarında kaldığını tespit etmiştim. Caminin Gerede sınırlarında olduğu iddiamı sürdürdüm.  Ben, camide cuma beratı görmediğimi, ama caminin mescit denemeyecek derecede büyüklükte minareli, kubbeli kallavi bir cami olduğunu şube müdürüne söyledim. Lacivert takkelilerden bahsedince şube müdürü durumu anladı. Burası, resmi imamı olan bir cami değildi, lacivertler de kendilerine durumdan vazife çıkarıp camiyi milletten para araklama mekanına dönüştürmüştü. Ben, caminin imam kadrosu olmasa bile, en azından cuma günleri cuma namazını kıldıracak bir geçici görevli imam gönderilmesini rica ettim. Neticede o camide cuma namazı kılan vatandaş, namazı kıldıranın da para toplayanın da devletin imamı olduğunu düşünür. Şube müdürü de konuyu hem kaymakam hem de müftü hoca ile istişare edip gerekli tedbirlerin alınması için çalışacağını ifade etti. Son durum ne oldu, bilemiyorum.

Bugün MASAK raporları doğrultusunda operasyona uğrayan,  milletin Kuran aşkını istismar ederek topladıkları milyar dolarlar ile Alman istihbaratının kucağında devlete kur yapan Kuriş çetesi, Süleyman efendi cemaatini gayrimeşru şekilde gaspetmiş bir yapıdır. Kendisinden önceki cemaatin lideri olan Süleyman Efendi torunu Denizolgun soyadlı şahsın vefatının da şaibeli olduğu iddiaları mevcuttur. Bu yapının mensupları, diyanetin camilerinde cuma namazına gelmez, cumaları çoğunlukla kendi yurt ve kurslarındaki mescitlerde kılarlar. Devletin buna da müsade etmemesi gerekir.

Tekke ve zaviyelerin kapatılması, güya din istismarı yapan hurafecileri engellemeye dönük bir hamle iken, bu yapıları merdiven altı denetimsizliğine iterek asıl  din istismarının önünü açmıştır. Dün FETÖ, bugün Kutö, yarın bir başkası…

Devlet, gecikmiş de olsa bu operasyonu yaparak Almanya’da yeni bir Pensilvanya oluşumunu engellemiştir.

Bu yapıya mensup hocalardan birine sorduğum bir soru ile bitireyim.

2002 seçimlerinin yaklaştığı günlerdi. Bu yapı ilk defa bir siyasi partiyi açıktan ve bir varlık/ yokluk mücadelesi hırsıyla destekliyordu. Partinin alacağı oyu Türkiye’de ne kadar güçlü olduklarına delil sayacaklardı. Destekledikleri partinin sadece kendi cemaatlerinin desteğiyle en az %20 oy alacağını söylüyorlardı; ancak o parti seçimlerde baraj altı kalarak siyasetten silinmişti. O tarihe yakın zamanlarda, bu yapının, tavaf ve şeytan taşlamadaki izdihamdan dolayı,  kadın erkek teması olur ve mahremiyete halel gelir düşüncesiyle kadınlarını hacca götürmediklerini yeni öğrenmiştim. Aynı yapı erkek rozeti olarak kullandıkları lacivert takke gibi kadınlarını da baş bağlama şekliyle ortalama tesettürlü kadınlardan farklılaştırmıştı.

Ben Süleymancı hocaya samimiyetle şunu sordum:

Mahremiyete halel gelir düşüncesi ile hacca götürmediğiniz kadınlarınızı otobüslere doldurup bir siyasi partinin mitingleri için meydan meydan dolaştırdınız.

O meydanlarda mahremiyete halel gelmedi mi? Yoksa o partinin miting meydanları Kabe’nin avlusundan daha mı kutsaldı?

Siz olsanız ne cevap verirdiniz?

DİĞER YAZILARI Problem Çözmek İsteyenlere Formüller 01-01-1970 03:00 Atakum Sahilinde Mescid Görmek İstemeyenler Sinagog mu Görmek İstiyor! 01-01-1970 03:00 Kara Samsun’un Beyaz Türkleri 01-01-1970 03:00 ODTÜ Semalarında Amerikan bayrağı Dalgalanacak mı! 01-01-1970 03:00 Ne Vereyim Abime, Biraz Sokak Kültürü Alır mısınız? 01-01-1970 03:00 Dijital İçerik Üretme Seferberliği 01-01-1970 03:00 CİNSİYETÇİ SÖYLEM 01-01-1970 03:00 Eziklerin Efendisi Efendilerin Eziği 01-01-1970 03:00 İsmet Özel’in Hayatta Olmasının Haber Değeri Var Mı? 01-01-1970 03:00
haber yazılımı