"Ey benim sevdiceğim
Olur mu böyle keder
Of Sürmene yaylası
On beş doktora bedel!"
Halk Türküsü
Karadeniz’in o meşhur, insanın içini kıpır kıpır eden ezgisini, bu sarsıcı dörtlüğü bilirsiniz. Yöre insanı, o yaylaların temiz havasının, suyunun ve doğasının fiziksel dertlere nasıl şifa olduğunu anlatmak için hekimliği küçümsemeden, mübalağalı ama sarsıcı bir hakikati haykırır bu dizede. Reçetelerin çözemediği bedensel daralmayı, yaylanın havası, suyu, toprağı, güneşi iyi eder.
Anadolu insanı, dertlerin büyüklüğünü veya tesellinin kudretini anlatırken hep bu kıyaslama yöntemine başvurmuştur. Sadece yaylanın havasını doktora eş tutmakla kalmaz; bazen de dünyanın en içinden çıkılmaz insani gailelerini küçücük bir nefesle tartıya çıkarır. Tıpkı Karadeniz müziğinin unutulmaz ismi Erkan Ocaklı’nın o meşhur türküsünde mırıldandığı gibi: "İki karıdan eyi bir Samsun sigarası..." Halk, başındaki büyük bir keşmekeşin, dumanlı bir teselliyle hafiflediğini söylerken aslında kendi sokak felsefesini yapar. Bizim bu modern karmaşada söyleyeceğimiz de tam olarak budur belki de: İki hocamsıdan iyi, türkünün bir notası...
Tabi burada, hâli ile kâli tenakuz arz etmeyen; bildiğinin sadece hâmili değil aynı zamanda kâmili olan, kelamının tesiri kemalinden gelen gerçek hocalarımızı yazının muhatabı olmaktan tenzih edelim.
İşte Sürmene yaylasının bedene şifa yönüyle on beş hekime bedel sayılması, ya da evlilik gailesinin bir tütün dumanıyla kıyaslanması gibi; ruhun yönünü kaybettiği, kalbin katılaştığı şu modern zamanlarda da bazı türküler devreye girer. Ve o an, tek bir türkü on beş hocamsıya bedel oluverir.
Hele ki televizyon ekranlarında, sosyal medya mecralarında her akşam bir tiyatro sahnesinde detone ve demode bir tirat izler gibi izlediğimiz o "hocamsıları"gördükçe bu hakikat daha da kristalleşiyor. İlmi meclislerde, kütüphane loşluğunda, derin tefekkürle konuşulması gereken en netameli, en hassas İslami konuları kameralar önünde adeta "âşık atışması" üslubuyla birbirleri ile aşık atarcasına tartışan o figürlerden bahsediyorum. Reyting uğruna, cemaat kapmaca yarışı adına dinin estetiğini, inancın mahremiyetini ekranlarda çiğneyen, birbiriyle laf dalaşına girerken milleti dinden imandan çıkma noktasına getiren o popüler ekran fenomenleri... Onlar konuştukça kalpler yumuşamıyor, aksine zihinler bulanıyor, ruhlar daralıyor.
İşte tam bu keşmekeşin ortasında, o oryantal kafalı hocamsıların saatlerce konuşup darmadağın ettiği inanç dünyamızı, bir halk türküsü üç dakikada tamir ediveriyor. Biz İslam’ın o muazzam ahlakını, tasavvufun nefis terbiyesini ve ölümün o kaçınılmaz hakikatini ekranlardaki o gürültülü kavgalardan değil; kitabın ortasından ama sazın bam telinden öğreniriz çoğu zaman…
Ekran hocamsıları size ekranlarda biçimsel fetvalar verirken, o meşhur Samsun Çarşamba türküsü derinden ve bilgece seslenir kulağınıza:
"Sular durulur derler
Güzel sorulur derler
Yari gönlünde ara
Arayan bulur derler"
Hocamsılar ekranlarda birbirini didiklerken, bu toprağın türküsü hakikatin haritasını kalbimize çizer. Çünkü tasavvufun da özünde yattığı gibi; aranan o gerçek "yâr", insanın kendi gönlündeki Allah’tır. Ozanlar bunu dışarıdaki gürültüde değil, kalbin o en kuytu, en saf köşesinde bulmuştur.
Öyle ki, bu arayışın ulaştığı o muazzam felsefi boyutu anlamak için Tunceli Ovacık semahının o sır dolu dizesine kulak vermek gerekir: "İki kaşın arası Kâbe’ye yoldur." Ekranlardaki hocamsıların şekilperestliğiyle daralan zihinlere adeta bir tasavvuf dersidir bu dize. Tasavvuftaki "rabıta" kültürünün en zarif ifadesidir. Derviş, kâmil bir mürşidin iki kaşının arasına tefekkürle baktığında, aslında o veçhi, ilahi nurların yansıdığı bir ayna; insanı Hakk’a ulaştıran bir kemal yolu olarak görür. Dışarıda aranan Kâbe, türkülerin o deruni nefesinde insanın gönül sarayına tahvil edilir; müminin gönlü Kâbe olarak görülür. Bir mürşidin bakışındaki kemâlât, ekran şovmenlerinin kem alâtlı kelamından daha hızlı ulaştırır insanı manevi selamete…
Üstelik bu türkülerin dille anlatılamayacak bir "üslup" ve "pedagoji" dersi vardır ki, sormayın. Bugün ekranlarda parmak sallayarak, korkutarak, fırça atarak, öfkeyle islamı anlatır gibi yapıp kendini anlatanların aksine, bir halk türküsü en büyük ibadete çağrıyı bile öyle bir şefkatle yapar ki şaşar kalırsınız. Bakın o meşhur halk türküsüne, eşini sabah namazına kaldıran bir ahir zaman dervişinin zarafeti saklıdır o neşeli ritmin içinde:
"Al Fadime’m bal Fadime’m,
Yanakları gül Fadime’m
Uyan uyan sabah oldu
Namazını kıl Fadime’m"
Hangi hocamsı, İslam'ın o en büyük direği olan namazı bu kadar incitmeden, bu kadar sevgiyle, "bal Fadimem, gül Fadimem" diyerek ruhu okşayan bir üslupla davete dönüştürebilmiştir? Anadolu insanı dini yaşamayı da, yaşatmayı da sevdirmek üzerine kurmuştur; gürültü üzerine değil.
Dahası da var... Son yıllarda kaba bir pozitivizmle kürsülere çıkıp, "Ölülere okunan Kur'an'ın kimseye faydası yoktur" propagandası yaparak insanları yüce Kitab'ın o iyileştirici manevi ikliminden, Kur’an okumaktan alıkoymaya çalışan ekran softalarına en güzel cevabı yine bir Trabzon türküsü verir. Sevdasından yataklara düşmüş, çaresiz kalmış o saf Anadolu genci haykırır avazıyla:
“Hasta oldum derdune, oku bana Yasin’i..."
İşte meydan okuma budur! Kur'an-ı Kerim'in kuru ve yaş her varlığa, ölü ve diri herkese şifa olduğu gibi; insanı diriyken eriten, çaresiz bırakan o en amansız aşk illetine müptela olan aşıkların gönlüne de en büyük şifa olduğunu tek bir dizede ilan eder bu halk türküsü. Ekran şovmenleri dini sadece biçimsel kurallarla daraltadursun; türküler Kur'an'ı doğrudan yaralı kalplerin ilacı yapar.
Kökü bu topraklara ait olmayan, oryantalist orijinli, ithal akımların rüzgarıyla ekranlarda boy gösteren o malum hocamsıların; Türk-İslam kültürünün en zarif, en kadim neşesi ve birleştirici harcı olan kandil gecelerine karşı yürüttükleri o hoyrat kandil karşıtlığını da yine bu toprakların duru bir sesi tek nefeste boşa çıkarır:
"Yüksek minarede kandiller yanar
Kandiller şavkına bülbüller konar!"
O çorak zihinlerin idrak edemediği sır tam olarak buradadır: O kandilin şavkına konmayan bülbül, bu topraklarda İslam türküsü şakıyamaz! Gönlü kandillerin nuruyla, peygamber sevgisinin estetiğiyle yıkanmayanlar ne kadar konuşursa konuşsun, bu coğrafyanın ruhuna hitap edemez, sesi ancak kuru bir gürültü olarak kalır.
Bazen de o gürültülü konuşmaların insanı ittiği saf yalnızlıkta, yine Erkan Ocaklı’nın söylediği o muazzam dize yetişir insanın imdadına. Sevdiğini, canından bir parçayı kara toprağa teslim etmiş bir ahir zaman fukarası, minarelerden yükselen o ilahi sesi duyduğunda teslimiyetle başını eğer:
"Ezanlar bizim için okunuyor sevgilim..." der.
Bu dize, dünyadan ve aşktan kopmuş iki ruhun, Yaratıcı karşısındaki mutlak kader ortaklığının ilanıdır. O ezanlar, dışarıdaki tasasız kalabalıklar ya da ekranlarda din pazarlayanlar için sıradan bir vakit bildirimidir belki. Ama dünyası yıkılmış, kalbi yangın yerine dönmüş gerçek dertliler için o ses, faniliğin en sarsıcı, en hakiki çağrısıdır. Kulun Allah ile olan perdesiz bağını tek bir cümleyle özetleyiverir halkın avazı.
Bir ekran hocamsısı size saatlerce kaderi, hırsı ve dünyayı anlatıp kafanızı çorba ederken;
Türkü olarak da okunan Alvarlı Efe Hazretlerinin şu esrarlı sözleri ruhunuza cila çalmaz mı?
“Seyreyle güzel kudret-i Mevlâ neler eyler,
Allah'a sığın adl-i Teâlâ neler eyler.
…
Cânâna gönül vereli ben candan usandım,
Hem düşeliden derdime dermandan usandım.
Meyl eylemezem gayrisine tevbeler olsun,
Bu âna değin ettiğim isyandan usandım.”
Anadolu’nun bilge ruhları, dini, felsefe yapıp insanı dinden soğutmazlar. Gavurun gavurluğuna tek söz etmeyip Müslümanın müslümanlığından ötürü azarlamazlar!
Onların türkülerindeki İslami motifler yukarıdan buyuran didaktik bir azarlama değil; içeriden, dertleşen, kulun Allah ile olan o saf ve perdesiz bağını gösteren bir aynadır.
İşte size Tokatlı Gedâyî’den bir türküde her ne dilerse onu Allah için istemenin şaheseri:
“Atma müjgan okların bu cânıma Allah için
Girme ey ebru kemanım kanıma Allah için
Hastayım bir çare kıl hicranıma Allah için
Ey hekim-i vaktolan gel yanıma Allah için
Bir ilac et derd-i bi-dermanıma Allah için, Allah için.”
Nasıl ki Sürmene’nin yaylasına çıkan adam hastaneleri unutup nefes alıyorsa, hocamsıların ekran kavgalarından daralan ruhlar da bir türküye sığındığında öyle nefes alır. Kitapların sayfalarında, ekranların şovlarında kaybolup kalbi katılaşanlar, dönüp bir de bağlamanın göğsüne kulak vermelidir. Çünkü bazen bir âşığın "Yalan dünya" derken içini çekişi, on beş hocamsının anlatamadığı o büyük teslimiyeti kalbimize mühürler…
Adnan İPEKDAL
On Beş Hocamsıya Bedel Türkünün Bir Notası!
Özhan KIZILTAN
Kurtlar Vadisi ve Masonlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Tarık Buğra'nın İzini Aramak Bir Bahane
Kadir Erol
Tefekkür Vasatı
Öztürk Samuk
Kırmızı bülten.!
Mehmet Ali Çamoğlu
Siyasette omurga mı, rüzgârgülü mü?
Elif Ekşi ZORER
Bir Bardak Su Gibi, Şeffaf Samimiyet
Songül KARAMAN
Okula Uyum Sürecinde İzlenecek Adımlar -2
Seyfettin BUDAK
İnsanlığın Hayatta Kalma Mücadelesi
Mesut CİHAT
İşkenceler Gören Âdem
Eyüphan KAYA
Barış ve huzurun arkasındayız!
Adnan ÖZ
Ucuz etin yahnisi bu kadar oluyor!
Vehbi KARA
28 şubat mağduru askerlerin hakları ne zaman verilecek!
Ravza ZEYBEK
Özür Dileriz Çocuklar
Recep YAZGAN
Şehirler binalardan ibaret Değildir!
Ömer Naci Yılmaz
Kalbin Secde Hali
Nihat Güç
İman Kalptedir Yansıması Fillerdedir
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
İnsanı Yaşadığı Değil, Yaşadıklarına Verdiği Anlam Değiştirir
Aydan KURT
Kimse kimsenin yarasını iyileştirmiyor...
Ahmet SAĞLAM
KALP
Özlem Gürbüz
Kelimelerin Ardındaki İnsan
Bülent ERTEKİN
Dünün yasakçı zihniyetini unutmayacağız!
Bedriye Arık ÇAMBEL
İnsan Kalitesi Eksikliği ve Zoraki Katlanma Sanatı
Elif Ekşi
Büyümeyen Çocukluğum
Murat GÜLŞAN
Kamu Mülkü, Milletin Vicdanı ve Cevapsız Sorular
Mehmet BOZKURT
Türkiye Neyi Yaptı Ve Neyi Yapamadı?
Mithat Güdü
Özgürlük Sınırsızlık Değildir: Mahremiyeti Teşhire Dönüştürmek Toplumsal Bir Felakettir!
Hüseyin KURT
Dereköy’ün farkında mıyız?
Aydın BENLİ
Eski Bakan Berat Albayrak’ın Hakkını Teslim Etmek Lazım
Hamdi TEMEL
Antibiyotik Direnciyle Savaşta Yeni Cephe: Çevremiz
Ahmet DÜZGÜN
Doğu Perinçek'în Temyizi
Recep Ali AKSOYLU
Yavuz Köktaş Hoca Kendi Ayağına Sıktı
Memiş OKUYUCU
Edebiyat Fakültelerimiz Nerede ya da Üniversitelerimizin Kimliği!
Cahit KURBANOĞLU
Tesettür nedir?
Halil MERT
Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşme...
Halil İbrahim Dede
En Güzide Topluluk
Hasan KARADEMİR
Türkiye’de Popülist Iktidar Ve Muhalefet
Ahmet AYDIN
İnsanlık İçin
Emine AYDEMİR
Tevekkül Sahibi Adamın Hikayesi
Aydın Babacan
Sınırların Hikmeti
Fatih ORUÇ
TAGUT
Abdulkadir MENEK
Huzur Ve Sevginin Adresi: Aile
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)