Samsun’da Şehir kültürü, tarihi, nostaljisi hatırlatmaları yapıyor gibi görünüp Helen/ Rum/ Ermeni/ Ortodoks diasporası gibi çalışan bir gurup var.
Çok ilginç fosil kafası taşıyorlar.
Mesela 60 yıl önce Kemal Vehbi Gül’ün Samsun’a belediye başkanı seçilmesini, kültürlü Samsunluların şehri terk edip kırsaldan kültürsüz (!) insanların şehre göçünün sonucuna bağlıyor, kültürü dar kafalarının tekelinde sanıp Samsun’a büyük hizmetleri dokunmuş Kemal Vehbi Gül’ü de “aşırı dinci” diye akıllarınca itham ediyorlar.
Halen hayatta olan Kemal Vehbi Gül (Allah afiyet versin) Samsun’un merkezinde bir utanç yapısı olan umumhaneyi yıkıp yerine Site Camii’ni yaptığı için, elli yıllık bir kinle bugün kendisini ifade edemeyecek kadar yaşlı olan başkanımızdan intikam almaya çalışıyorlar.
Şimdi biz de onlar için aşırı dinsiz, desek alınırlar. “Elli yıl geriye gitsek yüz yıl ileriye gitmiş olacağız!” gibi deli saçması romantizmi yapıyor; işin kötüsü buna iman ediyorlar. Kültür ve nostalji görünümlü siyasi dinozor paylaşımlarıyla, gariban şehir insanı, yemeye ekmek; içmeye su bulmazken bir avuç mutlu azınlık olarak yaşadıkları dönemlerin özlemiyle yanıp tutuşuyorlar.
Bunlar, tarihte Danişmentlilerin kurduğu Müslüman Samsun’un değil de, Cenevizlilerin, savaşı kaybedeceklerini anlayınca şehri yakarak kaçtıkları Kara Samsun tarafının torunları gibi davranıyorlar.
Hele bir tanesi, nasıl bir kafa olduğunu “Mecidiye, Arabistan caddelerini andırıyor(!)” cümlesiyle ele veriyor.
Bir sosyal medya sayfası var. Orada isminden Türk ve Müslüman olduğu anlaşılan; ancak paylaşımlarında Samsun’un her tarihi fotoğraf ve hatırasına bir kilise, şapel, Rum, Ermeni, Helen ayrıntısı yerleştirmeye çalışan; ruhu 1071’den beri Türkleşip İslamlaşamamış bir Helen kültürü taşıyıcısı(!) var.
Rahmetli Erbakan hocamız bu tipleri tam isabet teşhis etmişti.
“Şimdi bunlar fosil oldu, fosil. Fosil ne demek?
-Eskiden varmış; şimdi izi kalmış!”
Memlekete şahsi hazlarını hoyratça yaşamanın dışında zerre miskal katkıları olmayan güruh; memleketin bugün ulaştığı bayındırlık seviyesine kör kalıp Türk insanının yüzde doksanının açlık ve yoksulluğa mahkum edildiği yılların nostaljisini yaşıyorlar.
Çıplaklığı çağdaşlık, dinsizliği modernlik; dans etmeyi gelişmişlik, kumarbaza bağış yapmayı iyilik sanan şuursuzlar
“Ortadoğu bataklığı, Arabistan sokakları, aşırı dinci…” gibi rutin seçkinci, aşırı dinsiz tabirleri ile kendi matrixlerinde ruh çağırma ayinleri yapıyor; milletin inanç ve değerlerine yabancı olduklarını her fırsatta ifşa ediyorlar.
Bakınız ey fosiller, o nostaljisini yaptığınız günler, sadece sizler gibi tuzu kuru üç beş zengin ailenin mutlu günleriydi. Kendinizden başkasını düşünmeyecek kadar narsisizm hastalığına mübtela olduğunuzdan bunun farkında değilsiniz. Eskiden her şey daha güzel değildi; siz, zengin olduğunuz için hayat da Samsun da size güzeldi.
Cem Yılmaz’ın bir reklam filminde Ajda Pekkan’a dediği gibi: Hiç değişmediniz!
Ancak, Dânişmend Gazi’nin
“Mezarımı anda kon benim
Yönümü Canik’e karşı kon benim” dediği Müslüman Samsun kimliğine Kara Samsun mevzilerinden Rûmî saldırılarınıza müsade etmeyeceğiz.
Bağa destursuz girmeyin; devreleriniz yandı; devriniz geçti!