Balık yemiyormuşuz, peki ama niçin?
Türk insanın balık yemeyi sevmediğine, balık tüketimimizin dünya ortalamalarının çok altında olduğuna dair sık sık haberlere rastlıyoruz
Türk insanın balık yemeyi sevmediğine, balık tüketimimizin dünya ortalamalarının çok altında olduğuna dair sık sık haberlere rastlıyoruz. Dolayısıyla herkes bunun sebebinin ne olduğu merak ediyormuş.
Bir gazetede çıkan habere göre, yılda 7 kilo balık yiyormuşuz. AB ülkelerinde bu oran 25 kilo, dünyada 16 kg imiş. Dünyada en fazla balık üretiminin yaklaşık 15 milyon ton ile Çin'de gerçekleşiyormuş. Onu 7 milyon ton ile Peru, 5 milyon ton ile Endonezya, 4.3 milyon ton ile ABD ve 4.2 milyon ton ile Japonya izliyormuş.
8 bin 300 kilometrelik kıyı şeridiyle İngiltere, Fransa, Norveç gibi Avrupa ülkelerini geride bırakan, Yunanistan'ı ise ikiye katlayan Türkiye için balık tüketiminin bu kadar az olması herkesi şaşırtıyormuş. (Yaklaşık 500 bin kilo)
Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ankara’da kişi başına sadece 2 kilogram balık tüketildiğine dikkat çekmiş. Yetkililer Türkiye’de bu oranın 7-8 kilogram Avrupa’da ise 24 kilogram olduğunu belirterek, "Başkentlilerin insan sağlığına en yararlı besin kaynaklarından biri olan balığı sofralarında tercih etmiyor olması dikkat çekici” diyormuş.
Bu işlerden anlayan birisi de ''Balığı akvaryumda, denizde seviyoruz ama yemiyoruz. Balık tüketmeyi sevmiyoruz''demiş.
Niçin Balık Yemiyoruz
Bunun sebepleri etraflıca araştırılmış mı bilmiyorum, aramalarım da bir netice vermedi. Pek çok bilim adamı, araştırmacı, balık tüketiminin çok az olduğunu söylüyor, istatistikî rakamlar veriyor ama bunun sebepleri üzerine bir şey söylemiyorlar.
En yaygın sebeplerden birisinin balık fiyatlarının pahalılığıyla ilgili. Ama bunun da inandırıcı olmayacağı söylenerek, her mevsim her bütçeye uygun bir balık cinsinin mutlaka bulunacağı belirtiliyor.
Bu konuda yapılacak yorumlardan birisi, Türklerin Orta Asya kökenli olduğu, uçsuz bucaksız bozkırlarda yaşayan bu ırkın başlangıç çağlarından Anadolu’ya gelinceye kadar binlerce yıl boyunca balıkla hemen hiç ilişkisinin olmadığı yönündedir. Bizler protein ihtiyacımızın büyük bir kısmını kırmızı et, tavuk ve tahıllardan sağlıyormuşuz..
Zaten Türkçedeki balık adlarının pek çoğu Türkçe değildir: İstavrit, lüfer, çinekop vb. mevcut adlar da Türklerin Anadolu’ya geldiğinde burada yaşayan milletlere aittir.
Bizler balıklara ad vermişsek genellikle ya biçimine (kılıç balığı, dil balığı, taht abalığı vb) veya rengine göre (alabalık, sarıbalık vb.) ad vermişizdir.
Denizi pek sevmememiz de daha çok bu Asyalı kökenimizle alakalıdır. Bir divan şâiri şöyle söylüyor: Gemiyi duvarda suyu bardakta severim.
Bu haber Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com tarafından yayımlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.