Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com
Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com
Fikir

Balkanlar’dan Kafkaslar’a Türkiye’yi Çevreleyen Yeni Jeopolitik Kapan

Balkan Harbi'nin ve ardından Türk ve Müslümanlara yönelik büyük kıyım, sürgün ve yerinden edilmelerin üzerinden bir asırdan fazla zaman geçti.

Balkanlar’dan Kafkaslar’a Türkiye’yi Çevreleyen Yeni Jeopolitik Kapan
Paylaş:

Cumhuriyet Türkiyesi ise bütün bu ağır mirasa rağmen Balkanlar'la bağlarını koparmadı. Tam tersine, geçmişin acılarını geleceğin ilişkilerine taşımamaya gayret etti.

Bosna Savaşı'nda yaşanan büyük trajediye rağmen bugün Sırbistan'la yapıcı ilişkiler kurulabiliyor. Türkiye Kosova'yla yakın ilişkiler geliştirirken Arnavutluk'la askerî işbirliğini derinleştirdi. Üsküp merkezli Kuzey Makedonya ile dostane ilişkiler kuruldu. Bulgaristan'la da geçmişte Türklere yönelik baskı politikalarına rağmen komşuluk ilişkileri giderek gelişti.

Türkiye'nin Balkan politikası esas itibarıyla şu şekilde tasvir edilebilir: Geçmişi unutmadan geleceği kurmak. Fakat Balkanlar'da ve çevre coğrafyalarda Türkiye'nin önündeki jeopolitik tablo yeniden değişiyor.

Yunanistan'ın Türkiye'yle yaşadığı sorunlar zaten malûm. Adalar Denizi, Batı Trakya ve Doğu Akdeniz'deki meseleler zaman zaman iki ülke arasındaki ilişkileri yeniden geriyor. Atina'nın Fransa ve ABD ile geliştirdiği askerî ilişkiler ise bu gerilimin üzerine yeni bir katman ekliyor. Şimdi buna bir de İsrail savunma sanayiinin Balkanlar’a ve Kafkaslar’a doğru genişleyen stratejik faaliyetleri ekleniyor. Asıl dikkat çekici olan ise bütün bu gelişmelerin aynı coğrafî havzada eş zamanlı olarak ortaya çıkmasıdır.

 

Yeni Askerî Hat ve Genişleyen Savunma Ağı

 

Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında ABD'nin Güneydoğu Avrupa'daki askerî yapılanması belirgin biçimde genişledi. Yunanistan'ın Dedeağaç bölgesi, özellikle Amerikan askerî ve lojistik faaliyetleri açısından önemli bir merkez hâline geldi. Türkiye sınırına bu kadar yakın bir bölgede ortaya çıkan askerî kapasiteyi Ankara'nın yalnızca Rusya-Ukrayna Savaşı bağlamında değerlendirmesi elbette mümkün değildir.

ABD'nin amacı resmî olarak NATO'nun doğu kanadının güçlendirilmesi ve Rusya'ya karşı caydırıcılığın artırılmasıdır. Ancak jeopolitikte yalnızca açıklanan amaçlara değil, ortaya çıkan askerî kapasitenin bulunduğu yere de bakmak gerekir. Dedeağaç'ın Türkiye sınırına yakınlığı bu yüzden önemlidir.

Buna Fransa'yı da eklemek gerekiyor. Paris ile Atina arasındaki savunma ortaklığı artık sıradan bir diplomatik yakınlığın ötesine geçmiş durumda. Rafale savaş uçakları ve Fransız fırkateynlerinin yanı sıra iki ülke arasında giderek genişleyen askerî iş birliği, Yunanistan'ın Batılı müttefikleriyle kurduğu savunma ağını güçlendiriyor. Bu tabloya dikkatle izlenmesi gereken üçüncü bir aktör daha ekleniyor. İsrail savunma sanayii, Orta Doğu'daki dinamiklerin de etkisiyle Avrupa'da yeni üretim, tedarik ve teknoloji kanalları oluşturuyor. Bunun Balkanlar'daki yansımaları özellikle dikkat çekici:

Sırbistan, İsrail'den PULS roket sistemleri ve Hermes insansız hava araçları satın aldı. Ardından iki ülke arasında muharip İHA'ların ortak üretimine yönelik girişim gündeme geldi. Romanya'da İsrail savunma sanayiinin varlığı giderek kalıcı bir nitelik kazanıyor. Elbit Systems'ın ülkedeki üretim tesisleri insansız hava araçlarından kara sistemlerine ve elektronik harp teknolojilerine uzanırken, Rafael ile yapılan anlaşmalar hava savunma alanında da yeni bir iş birliği zemini oluşturuyor. Böylece ilişki, hazır silah tedarikinin ötesine geçerek üretim, entegrasyon, bakım ve eğitim boyutlarını da kapsıyor. Arnavutluk'ta da İsrail şirketleriyle havacılık, güvenlik ve savunma alanında yeni iş birlikleri geliştirildi.

Ancak meseleyi yalnızca Balkan coğrafyasıyla sınırlı görmek, ortaya çıkan tabloyu eksik bırakacaktır. İsrail savunma sanayiinin Balkanlar’da kurmaya başladığı ağın daha köklü ve stratejik bir örneği, uzun yıllardır Kafkasya’da, Azerbaycan merkezli olarak karşımıza çıkıyor. Bakü-Tel Aviv hattındaki savunma iş birliği; Harop intihar İHA'ları, Barak-8 hava savunma sistemleri, Hermes İHA'ları ve elektronik harp sistemleriyle sadece bir tedarik ilişkisi olmanın ötesine geçmiş; yerel ortak üretim tesislerine, teknoloji transferine ve stratejik bir entegrasyona dönüşmüştür.

Dolayısıyla Sırbistan, Romanya ve Arnavutluk’ta gördüğümüz İsrail savunma sanayii hamleleri münferit birer ticari başarı değildir. Bu adımlar, Kafkaslar’dan Doğu Akdeniz’e ve Balkanlar’a uzanan geniş bir coğrafyada kalıcı savunma ve teknoloji bağlantılarının oluştuğunu gösteriyor.

 

Sırbistan'ın Yükselen Askerî Kapasitesi

 

Bu tablonun Türkiye açısından en dikkat çekici halkalarından biri Sırbistan'dır. Belgrad yalnızca İsrail'den değil, Fransa ve başka ülkelerden de önemli miktarda askerî sistem satın alıyor. Sırbistan'ın hava gücünü ve uzun menzilli ateş kapasitesini geliştirmesi, insansız sistemlere yatırım yapması ve İsrail'le ortak üretime başlaması, Balkanlar'daki askerî dengeleri değiştiriyor.

Sırbistan'ın Kosova ile çözülmemiş sorunları ve Bosna-Hersek'teki etnik çatlaklar düşünüldüğünde, bu gelişmelerin bölgesel istikrar açısından dikkatle izlenmesi gerekiyor. Çünkü Balkanlar'da savaşların sona ermiş olması, savaşların sebeplerinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Kosova hâlâ hassas. Bosna-Hersek’teki durum hâlâ ciddî. Bölgedeki etnik ve siyasî fay hatları da uygun şartlarda yeniden harekete geçebilecek kadar canlı.

Türkiye açısından mesele tam da burada önem kazanıyor. Ankara'nın yıllardır istikrar üretmeye çalıştığı bir coğrafyada askerî kapasite hızla yükselirken, eski sorunlar da tamamen ortadan kalkmış değil.

 

Dost Ülkeler, Farklı Askerî Ağlar ve Çapraz Bağımlılıklar

 

Bu durum Türkiye açısından çok katmanlı bir diplomasi ve güvenlik sınavı doğurmaktadır. Türkiye'nin Şuşa Beyannamesi ile müttefiklik seviyesine çıkardığı ve "İki Devlet, Tek Millet" şiarıyla en yakın askerî-stratejik bağ kurduğu Azerbaycan da tarihî bağlarının çok güçlü olduğu Arnavutluk da İsrail ile derin savunma ve teknoloji ortaklıklarına sahiptir.

Bu durum doğrudan bir “Türkiye karşıtı ittifak” olarak okunmak zorunda değil. Bununla birlikte, Azerbaycan’dan gelen bazı üst düzey açıklamalar ve hükümete yakın medya ağlarındaki söylem, Bakü’nün Türkiye aleyhine bir tercihe yöneldiği izlenimini doğuruyor.

Balkanlar ve Kafkaslar artık yalnızca diplomatik dostluklarla şekillenmiyor. Savunma sanayii, teknoloji transferi, askerî eğitim, üsler ve lojistik hatlar giderek daha fazla önem kazanıyor. Türkiye'nin en yakın ilişkiler kurduğu coğrafyalarda üçüncü aktörlerin oluşturduğu askerî ağlar, Ankara'nın bölgesel etki alanını etkileyen yeni nüfuz ilişkileri ve çapraz bağımlılıklar meydana getiriyor. Türkiye'nin de çevresindeki ilişkileri bu yeni jeopolitik gerçeklik ve risk durumu üzerinden değerlendirmesi gerekmektedir.

 

Romanya-Moldova Hattı ve Transdinyester

 

Balkanlar'ın kuzeydoğusuna baktığımızda ise başka bir risk beliriyor. Moldova ile Romanya'nın gelecekte birleşmesi ihtimali bugün de tartışılıyor. Moldova ile Romanya'nın birleşmesi ihtimalinin hayata geçmesi, NATO'nun doğu kanadının güvenlik hesabını da doğrudan etkileyebilir. Böyle bir senaryo, özellikle Rus askerlerinin bulunduğu Transdinyester nedeniyle yeni ve hassas bir güvenlik denklemi doğuracaktır.

Moldova ile Romanya'nın birleşmesi ihtimalinin hayata geçmesi, NATO'nun doğu kanadının güvenlik hesabını da doğrudan etkileyebilir. Özellikle Rus askerlerinin bulunduğu Transdinyester, böyle bir senaryoda NATO coğrafyasıyla doğrudan temas eden bir Rusya-NATO gerilim noktası hâline gelebilir. Bu, küçük bir bölgesel ihtilafın Avrupa güvenlik mimarisinde çok daha büyük bir meseleye dönüşmesi anlamına gelebilir. Dolayısıyla Transdinyester'i yalnızca Moldova'nın iç meselesi olarak görmek artık yeterli değildir.

 

Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz'e Uzanan Hat

 

Bütün bu gelişmelerin güney ucunda ise Yunanistan bulunuyor. Atina'nın askerî modernizasyonu hız kazanıyor. ABD ile askerî iş birliği derinleşiyor. Fransa ile stratejik savunma ortaklığı devam ediyor. Yunanistan yedek kuvvetlerinin kayıt ve çağrı sistemini yeniden düzenliyor. Yaklaşık 100 bin yedek askere seferberlik belgeleriyle ilgili bildirim gönderilmesi de bu düzenlemenin dikkat çeken adımlarından biri. Bu uygulama tek başına seferberlik ilanı anlamına gelmese de Atina'nın yedek kuvvetlerin hazır bulundurulmasına verdiği önemi gösteriyor.

Bunların her birinin kendi gerekçesi olabilir. Ancak Ankara açısından bakıldığında ortaya çıkan toplam tablo önemlidir. Türkiye'nin batısında ABD'nin askerî varlığı artıyor. Fransa'nın Yunanistan'la savunma ilişkileri derinleşiyor. Yunanistan kendi askerî kapasitesini büyütüyor.

 

Jeostratejik Tablo

 

Bütün bu gelişmelerin tek merkezden yönetilen bir Türkiye karşıtı plan olduğunu söylemek için elimizde yeterli veri olmayabilir. Fakat jeopolitik yalnızca niyetlerden ibaret değildir; ortaya çıkan somut kapasitelerle ilgilenir. Dostluk ve kardeşlik bağları, devletlerin her şartta aynı stratejik tercihi yapacağının garantisi değildir. Türk tarihi de devletler arasındaki mücadelelerin ve ittifakların zaman içinde değişebildiğini gösteren örneklerle doludur.

Balkanlar ve Kafkaslar hattında ise Sırbistan hızla silahlanırken İsrail savunma sanayii Azerbaycan'dan Sırbistan'a, Arnavutluk'tan Romanya'ya uzanan kalıcı üretim ve teknoloji bağlantıları kuruyor. Bütün bunların arasında Kosova, Bosna-Hersek ve Transdinyester gibi henüz tam anlamıyla çözülmemiş fay hatları bulunuyor. İşte yeni jeopolitik kuşatma veya kapan tam burada ortaya çıkıyor.

ABD'nin askerî yapılanması başka bir gerekçeye dayanıyor olabilir. Fransa'nın Yunanistan'la iş birliği kendi Avrupa güvenlik anlayışının sonucu olabilir. İsrail savunma sanayii kendi pazar, üretim ve stratejik nüfuz ihtiyaçları doğrultusunda hareket ediyor olabilir. Bölge ülkeleri de kendi güvenlik ihtiyaçlarına göre silahlanıyor olabilir.

Fakat Türkiye'nin doğusunda ve batısında biriken toplam askerî ve teknolojik kapasiteyi Ankara'nın görmezden gelmesi mümkün değildir.

Türkiye'nin çevresindeki gücü yalnızca askerî kapasitesinden ibaret değildir. Diplomatik ilişkileri, tarihî bağları, ekonomik ağırlığı ve yerli savunma sanayiindeki gelişmeler birlikte düşünüldüğünde Ankara'nın elinde önemli imkânlar bulunmaktadır. Ancak bunun için önce Doğu'dan Batı'ya kuşatıcı ağların nerede ve nasıl kurulduğunu doğru görmek gerekir.

Tarih bize bu coğrafyada küçük bir kıvılcımın ne kadar büyük yangınlara dönüşebildiğini zaten defalarca gösterdi. Türkiye'nin ihtiyacı yeni bir tepki veya korku dalgası değil; Kafkaslar’dan Balkanlar’a uzanan hattı bir bütün olarak değerlendiren, soğukkanlı, uyanık ve uzun vadeli bir jeopolitik akıldır.

Bu haber Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com tarafından yayımlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Fikir Haberleri

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

ahsap mobilyauluslararası evden eve nakliyat