Mevcut Anayasa’nın 24. Maddesi de bu yönde emir ihtiva etmektedir. Bu emirler ayet ve hadislerin devlet sistemine müdahale etmesine, sevk ve idare etmesine de karşı çıkmaktadır. Ancak bazı kesimler(!) de ellerinden geldiği tüm gayretleriyle ayet ve hadisleri laik ve demokratik sisteme entegre etmenin gayretine girişmektedirler. Yapmayın, etmeyin, eylemeyin diyorum! Ancak nafile…
Şimdilerin popüler modası şu olmuş; madem İslam’ı yaşamıyoruz bari İslam’ın şurasını biraz türpüleyelim, burasını azıcık yumuşatalım, orasını kısmen kendimize göre yontalım, şu meseleye tarihsel ismini verelim, o konuyu Peygamber (s.a.v.)’in şahsı ile ilgili olduğunu söyleyelim, bu hükmün de bugün uygulanamayacağını dile getirelim. Dünyaya enteğre olmak adına İslam’ın yasakladığı tüm haramları serbest bırakalım. En çok da şu yanlış yapılıyor; zaten toplumun da devletin de İslam’a uyacağı yok. Tamamıyla dinsiz bir toplum olacağımıza dini hem topluma hem de devlet aygıtına uyarlamaya, yapılanlara elbirliğiyle kılıf bulmaya çalışalım. Ne acı bir durum, öyle değil mi? Kimisi dini bir meseleyi sisteme entegre etmeye çalışmakta kimisi de sisteme enteğre edilen bu dini meseleler üzerinden dine olabildiğince saldırmakta. Şahsen bu iki guruptan da beri olduğumu defaaten dile getirdim. Laik sistemin ana dinamiklerinde dini argumanları (özellikle de İslam’ı) aramak beyhude bir iş olduğunu da özellikle vurgulamak istiyorum.