Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com
Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com
Fikir

Bir Lokmanın da Hesabı Var

Bazen insan, bir başkasının hakkını yerken kendi geleceğinden eksilttiğini fark etmez.

Bir Lokmanın da Hesabı Var
Paylaş:

Bir bahçeden izinsiz koparılan bir elma…

“Nasıl olsa sahibi burada değil, nasıl olsa çürüyecek” denilerek alınan birkaç sebze…

Ödenmeyen bir borç…

Verilmeyen zekât…

Unutulan fitre…

Haksız kazanç…

Faiz…

Kumar…

Başkasının malına göz dikmek…

Başkasının başarısını kıskanmak…

Bunların her biri, dünyada küçük görünen ama ahirette insanın karşısına çok büyük bir hesap olarak çıkabilecek meselelerdir.

Çünkü mesele sadece bir elma değildir.

Mesele kul hakkıdır.

Mesele, helal ile haram arasındaki çizgidir.

Ve belki de en önemlisi, çocuklarımızın önüne koyduğumuz lokmanın hesabıdır.

Eskiden büyüklerimiz bu konuda çok hassastı.

Hayvanlarını otlatmaya götürürken komşunun bağına, bahçesine yaklaştıklarında hayvanların ağzına ağızlık takarlardı.

Hayvan komşunun otunu yemesin…

Sebzesine zarar vermesin…

Meyvesine dokunmasın…

Komşunun hakkı geçmesin diye.

Bugün ise ne acıdır ki bazen insan, hayvanın gösterdiği hassasiyeti gösteremiyor.

“Bir şey olmaz…”

“Nasıl olsa sahibi yok…”

“Zaten çürüyecek…”

“Bahçede çok var…”

“Bir avuçtan ne çıkar?”

İşte insanın kendisini kandırmaya başladığı yer tam burasıdır.

Sahibi görmese ne olur? Allah görüyor.

Kur’ân-ı Kerîm:

“Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline vermenizi emreder.”
(Nisâ, 4/58)

Bir başkasının malına izinsiz uzanan el, aslında sadece bir meyveye uzanmıyor.

Bir emanete uzanıyor.

Bir başkasının emeğine uzanıyor.

Bir ailenin hakkına uzanıyor.

Ve belki farkında olmadan kendi evinin bereketine de gölge düşürüyor.

HARAM SADECE CEBE GİRMEZ, HAYATA GİRER

Haram kazanç denildiğinde aklımıza sadece büyük hırsızlıklar gelmesin.

Eksik tartmak da haksızlıktır.

Aldatmak da haksızlıktır.

Borcu ödememek de haksızlıktır.

Başkasının malını izinsiz almak da haksızlıktır.

İşçinin emeğinin karşılığını vermemek de haksızlıktır.

Zekâtı bile bile geciktirmek de ciddi bir sorumluluktur.

Çünkü Allah Teâlâ buyuruyor:

“Birbirinizin mallarını haksız yollarla yemeyin.”
(Bakara, 2/188)

Demek ki mesele sadece ne kadar kazandığımız değildir.

Asıl mesele:

Nasıl kazandığımızdır.

Bugün cebimizdeki para fazla olabilir.

Ama o paranın içinde bir yetimin hakkı varsa?

Bir fakirin hakkı varsa?

Bir işçinin emeği varsa?

Bir komşunun hakkı varsa?

O para bizim için servet değil, sorumluluktur.

ZEKÂT VERMEYEN EL, BEREKET BEKLEYEMEZ

Mal çoğaldıkça insanın sorumluluğu da büyür.

Zekât, malımızın Allah tarafından bize verilen bir imtihan olduğunu hatırlatır.

Kur’ân-ı Kerîm namazla birlikte zekâtı da emreder:

“Namazı kılın, zekâtı verin.”
(Bakara, 2/43)

Ama biz bazen malımızı sayıyoruz da hakkını saymıyoruz.

Kazancımızı hesaplıyoruz da zekâtımızı hesaplamıyoruz.

Bir araba alırken günlerce düşünüyoruz.

Bir ev alırken ince ince hesap yapıyoruz.

Ama Allah’ın emrettiği zekât söz konusu olduğunda bahaneler üretiyoruz.

Oysa malın bereketi, sadece çokluğunda değil; hakkının verilmesindedir.

KISKANÇLIK DA İNSANI FAKİRLEŞTİRİR

Bir başka imtihanımız da haset…

Komşumuzun işinin iyi gitmesini istememek…

Kardeşimizin yükselmesine üzülmek…

Bir başkasının sahip olduğu nimetin elimizden çıkmasını arzulamak…

Oysa başkasının nimetinin azalması bizim rızkımızı artırmaz.

Allah bize şöyle dua etmeyi öğretiyor:

“Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde iman edenlere karşı kin bırakma.”
(Haşr, 59/10)

Müminin kalbi, başkasının nimetinden rahatsız olacak kadar dar olmamalı.

Çünkü Allah’ın taksimine razı olmayan kalp, kendi huzurunu da kaybeder.

FAİZ, KUMAR VE HARAM KAZANÇLA GELECEK KURULMAZ

Bugün insanın önünde sayısız kazanç yolu var.

Ama her kazanç yolu helal değil.

Faiz var.

Kumar var.

Hile var.

Gasp var.

Aldatma var.

Haksız kazanç var.

Bazen de bütün bunlara güzel isimler takılıyor.

Ama isim değişince hüküm değişmiyor.

Kur’ân-ı Kerîm açıkça buyuruyor:

“Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır.”
(Bakara, 2/275)

Müslümanın hedefi sadece zengin olmak değildir.

Helalinden zengin olmaktır.

Çünkü mesele çocuğumuza ne kadar bıraktığımız değil…

Neyi miras bıraktığımızdır.

⸻

BİZDEN ÇIKMAZSA ÇOCUKLARIMIZDAN ÇIKAR

Belki yaptığımız yanlışın bedelini bugün görmeyebiliriz.

Ama çocuklarımız bizi izliyor.

Baba komşunun bahçesinden izinsiz meyve alıyorsa çocuk bunu görüyor.

Baba “Kimse görmedi” diyorsa çocuk bunu duyuyor.

Baba haksız kazancı normalleştiriyorsa çocuk bunu öğreniyor.

Sonra o çocuk büyüyor.

Ve bir gün kendi hayatında aynı cümleleri kuruyor:

“Ne olacak?”

“Kim görecek?”

“Herkes böyle yapıyor.”

İşte asıl tehlike burada.

Çocuklarımıza sadece sözlerimizle değil, yaşantımızla eğitim veriyoruz.

Onlara bıraktığımız evden önce ahlakımızı bırakıyoruz.

Bıraktığımız paradan önce kazanç anlayışımızı bırakıyoruz.

Bıraktığımız maldan önce hayatımızı örnek bırakıyoruz.

Bu yüzden bugün kendimize sormalıyız:

Çocuğum beni örnek alırsa, ondan razı olur muyum?

Eğer cevabımız “evet” ise ne mutlu…

Ama “hayır” diyorsak, değişmenin tam zamanıdır.

⸻

BİR GÜN SOFRALAR KURULMAYACAK

Bir gün gelecek…

Bu dünyadaki sofralarımız kalkacak.

Evlerimizdeki ışıklar sönecek.

Anahtarlarımız başkalarının cebine girecek.

Arabalarımız başkalarının olacak.

Tarlalarımız bölünecek.

Bankadaki paramız çocuklarımız arasında paylaşılacak.

Ama biz yalnız kalacağız.

O gün malımız değil, amelimiz bizimle olacak.

O gün:

“Ne kadar kazandın?” kadar,

“Nasıl kazandın?”

“Ne kadar mal bıraktın?” kadar,

“Kimin hakkını bıraktın?”

sorusu önem taşıyacak.

İşte bunun için daha vakit varken dönelim.

Birinin hakkı üzerimizdeyse ödeyelim.

Birinden izinsiz bir şey aldıysak helallik isteyelim.

Zekâtımızı verelim.

Fitremizi ihmal etmeyelim.

Faizden, kumardan ve haram kazançtan uzak duralım.

Kalbimizi hasetten temizleyelim.

Çocuklarımızın boğazından geçen lokmaya dikkat edelim.

Çünkü bir lokma, bir neslin kaderine dokunabilir.

⸻

SON SÖZ

Çocuklarımıza milyonlar bırakmak zorunda değiliz.

Ama onlara temiz bir isim bırakmak zorundayız.

Büyük evler bırakmayabiliriz.

Ama helal bir sofra bırakabiliriz.

Çok büyük servetler bırakamayabiliriz.

Ama güzel bir ahlak bırakabiliriz.

Çünkü mal tükenir…

Ev satılır…

Arsa el değiştirir…

Para biter…

Ama güzel yetişmiş bir evladın duası, insanın ardından devam eder.

Bizden çıkmazsa çocuklarımızdan çıkar.

Belki para olarak değil…

Belki mal olarak değil…

Ama alışkanlık olarak…

Ahlak olarak…

Karakter olarak…

Nesilden nesile aktarılır.

O yüzden bugün kendimize şu soruyu soralım:

“Ben çocuklarıma nasıl bir miras bırakıyorum?”

Haramla büyüyen bir servet mi?

Yoksa helalle yoğrulmuş bir hayat mı?

Çünkü yarın çocuklarımız bizim bıraktığımız malları değil, bizim bıraktığımız izleri taşıyacak.

Ve unutmayalım:

KUL HAKKI KÜÇÜK DEĞİLDİR.

HARAM LOKMA KÜÇÜK DEĞİLDİR.

ALLAH’IN EMRİ KÜÇÜK DEĞİLDİR.

BİR GÜN HESAP VAR.

Ömer Akyüz
Ekim 2026

Bu haber Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com tarafından yayımlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Fikir Haberleri

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Sıradaki Haber
Okumaya devam et Engelsiz Samsun Hedefine Yakışan Hizmet

Akışın sonuna geldiniz.

ahsap mobilyauluslararası evden eve nakliyat