Bırak (ma) bu hayalleri, bana bir hayal kur!
Üniversitedeki birinci sınıf öğrencilerinin dersindeyim
Öğrencinin birine “bana bir hayalini söyle” dedim. Anlatacağı hayali bir paragraf halinde yazdırmayı düşünüyordum. Ama önce hayalini dinlemek istedim.
“En büyük hayalim Türkçe öğretmeni olmak” diye cevap verdi. Şaşırdım kaldım.
“Oğlum” dedim, “Buradan mezun olunca zaten Türkçe öğretmeni olacaksın. Bunun nesi hayal!”
Yüzüme bakarak “Hocam, nasıl bir hayal kurmamı istiyorsunuz ki?” diye bir soru sormasın mı? Bu sefer daha da afalladım.
Bu gençler hayal kurmanın ne olduğu bilmiyor olabilirler mi? Yoksa ben mi hayal kurmaya farklı bir anlam yüklüyorum?
“Arkadaşlar” diye seslendim sınıfa.
“Bildiğim kadarıyla hayal kurmak, insanın ulaşamayacağını düşündüğü şeylere ulaştığını farz etmektir. Bir hedef vardır, siz onu elde edemeyeceğiniz inanmışsınız, ama hayal kurarak onu elde edebilirsiniz, buna bir mani yoktur!
Mesela arkadaşınızın, “Hocam ben bu bölümde kalmayı ve bir profesör olmayı düşünüyorum” demesi hoş bir hayal olurdu. İmkânsız mı, hayır! Kolay mı, ona da hayır!
Ama işte hayal böyle bir şeydir. Pek çok şey bugün hayatımızda varsa bir zamanlar birinin kurduğu hayal sayesindedir.
Hayal kurmak, beynin çalışmasına, zinde kalmasına katkı sağlıyormuş. Bunun için deniyor ya “En büyük mucitler, en çok hayal kuranlardır.”
Bırak (ma) Bu Hayalleri!
Gördüm ki çocuklarımızın hayallerini bile çalmışız!
Onların bir hayal kurmasına bile fırsat vermemişiz!
Onların yerine hayallerini de biz kurmuşuz!
Onlar ne mi okuyacaklar, biz zaten bilmişiz, kararımızı vermişiz! Hangi bölü mü kazanmaları gerekiyor, biz zaten biliciyiz; en iyi hangi işi yapabilirler; hangi mesleği mi icra edecekler, onu dahi ayarlamışız!
Onları, kendi hayallerini
Bu haber Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com tarafından yayımlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.