Müminlerin Ebedi Yurdu: Cennet
Muhterem Müslümanlar! Dünya fanidir, hayat gelip geçicidir. Gün gelir; ömür biter, vade dolar. Her şeyin son bulduğu bu anda, ebedi ahiret hayatı başlar.
Başlık, özet ve etiketlerde arandı.
Muhterem Müslümanlar! Dünya fanidir, hayat gelip geçicidir. Gün gelir; ömür biter, vade dolar. Her şeyin son bulduğu bu anda, ebedi ahiret hayatı başlar.
Müslüman’ın iki hayatı vardır; dünya hayatı ve ahiret hayatı. Ahiret hayatına inanmak, İslam’ın temel iman esaslarından birini teşkil eder.
Kişinin davranışlarından hesap verme yükümlülüğü altında bulunması durumuna, Türkçe'de sorumluluk denir. Hesap yükümlülüğü kişinin davranışları nedeniyle ödül ya da ceza biçiminde bir karşılık görmesi sonucunu doğurur. Bu karşılık, maddî ya da mânevî olabileceği gibi, bu dünyada ya da âhiret hayatında da olabilir.
Allah, insanı bir çevre içinde, bir çevreyle birlikte ve bir çevreye muhtaç hâlde var etmiştir. Bir taraftan çevresi ile ona nimet ve ibret sunarken, bir taraftan da bu çevre ile onu sınamış ve sınırlamıştır. Sınırlar, bir ilişkinin karakterini ve niteliğini belirler. İnsan ile çevresi arasındaki ilişkide de İslam tarafından belirlenen net sınırlar vardır. Zira insanın kendisi dışındaki canlı cansız bütün varlılara karşı geliştirdiği tutum, her ne kadar sıradan ve günlük ilişkiler gibi görünse de, aslında bir ucu “göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi"ne uzanan derin bir anlama sahiptir. O hâlde, insanın çevreyle ilişkisini konuşurken, ilahî boyutu da olan, hatta sadece bu hayatı değil, ahiret hayatını da ilgilendiren bir konuya adım attığımız dikkatten kaçırılmamalıdır.
Yüce Allah şöyle buyurur: “Allah bunu, elinizden çıkan servete ve imkânlara üzülmeyesiniz, Allah’ın ihsan ettiği nimetler ve imkânlarla şımarmayasınız diye size açıklamaktadır. Allah kendini beğenip övüneni sevmez.” (Hadîd, 57/23) Dünya hayatında mal mülk, evlât, makam ve mevki gibi imkânların insanlara birbirlerine karşı övünmek, Allah’ın haram kıldığı yerlerde kullanmak için değil Allah rızâsına ve insanların faydasına uygun biçimde değerlendirilmek için verilmiş birer imtihan aracıdır.
Bu dünyada en önemli konu; hayatı anlamak ve anlamlandırmaktır. Hayatı anlamak; yaratılış gayesini bilmekle olur. Hayatı anlamlandırmak ise; yaratılış gayesine uygun yaşamakla, yani inanç ibadet ve güzel ahlâk sahibi olmakla mümkündür. Yüce Allah şöyle buyurur: “Kim Allah'a ve Rasûlü'ne itaat ederse ve Allah'tan korkup emirlerine uygun yaşarsa ‘kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır” (Nûr, 24/52) İslâm’ın en temel gayelerinden birisi, insanın hayatını anlamlı kılmaktır. Onun boş, anlamsız ve beyhude her türlü söz ve davranıştan uzak bir hayat yaşamasını, Allah’a kulluk yapmasını sağlamaktır.
Rabbimiz Allah dünya hayatının gerçeği hakında şöyle beyan etmektedir:
Dünya hayatının imtihan yeri olduğunu, bu dünyada yaptıklarımızdan hesaba çekileceğimizi, iyi şeyler, doğru işler yapıldığında mükâfat; yanlış işler yapıldığında âhirette cezasını göreceğini düşünmeyen ve düşüncesini dünya yaşamına sevk eden kişilere Rabbimizin beyanı şöyle: “Sizler dünya hayatını (yaşamını) tercih ediyorsunuz. Oysa âhiret (hayatı) daha iyi ve daha kalıcıdır (devamlıdır).” (A’lâ, 87/16-17) Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Âhirete nazaran dünyanın değeri, ancak sizden birinizin parmağını denize daldırmasına benzer. Par/)mağı ile denizden aldığı suyu göz önüne getirsin.” (Müslim, Cennet 55)
Arkadaşlık ilişkileri gencin evinde karşılanamayan ihtiyaçlardan biridir. Ergen gencin sosyalleşmesi için yaşıtları ile beraber olması gerekir. Genç, kendisi gibi ve yakın dostlar arar. Genellikle oturduğu semtteki gençlerle ve okulda arkadaşlıklar kurar.
“…Allah'ın rızasına götürdüğü gibi, eşlerimizle girilen ilişki de ahiret hayatı için bir yatırımdır