İslam medeniyetinin kalbi olan cami, yalnızca taştan, tuğladan yahut betondan ibaret fiziksel yapı değil; tevhidin yeryüzündeki mücessem hali, huşu, sükûnetin mekân bulmuş formudur.
Kulun Rabbiyle baş başa kaldığı, acziyetini idrak ettiği, masivadan sıyrıldığı ulvi mekanlar hususiyetle Samsun’da son yıllarda ciddi kimlik bunalımı yaşıyor.
Son dönemde öne çıkan bazı gösterişli ibadethane projelerinde savrulmayı derin üzüntüyle müşahede ediyorum.
Modern, Post-modern sıkışmışlığın savurduğu, muhafazakarlar tarafından dahi eleştirilmeyi geçtim, makbul görünen teknoloji gösterileriyle bezenmiş, ezoterik anlamlar yüklenmiş, daha acısı ibadet edecek insanın fıtri ihtiyaçlarını ıskalayan tasarımlar, kule ile minareyi ayırt edemeyen yarışma sonuçları ardı ardına karşımıza çıkıyor.
Gelin, cami tasarlarken nelerin yapılmaması gerektiğini madde madde ele alalım.
Cami Gösteri Alanı Değildir
İbadet mekânının asıl ruhu, tevazudur huşudur.
Lakin eleştirilerimin başında mekânları birer vitrine çeviren gösterişçi mimari anlayış geliyor.
Özellikle büyük camilerde kullanılan abartılı soyutlama, geleneğe yaslanamayan kimliksizlik, ibadet mekânının uhrevi mahiyetini adeta gölgede bırakıyor.
Cami mimarisinde dikkat çekmenin değil, kalıcı fıtrata uygun mimari değer üretmenin esas alınması gerektiğine inanıyorum; gelenekten geleceğe, köklerden göklere….
Minare yerine masal dünyasından fırlamış kule tarzı uzatmalar yapmak, göğe yükselen manevi çağrıyı, şehadeti şova dönüştürmektir.
Gizemli Sembollerle Mimari Değer Üretilmez
Tasarımlara aşırı, yapay köksüz anlamlar yüklemek, maalesef çağımızın kafa karışıklığıdır.
Gök cisimlerini temsil ettiği ileri sürülen geometrik formlar kullanmak, doğrudan küb, Kâbe yahut başka tarihî eserleri kopyalamak, tutturulduğu sanılan ebced hesaplamalar, plaka numarasından medet ummalar mimari özgünlük sağlamaz.
Teknoloji Gösterişte Kullanılmamalı
Cami mimarisinde teknolojik çözümler sırf dikkat çekmek amacıyla tasarıma yamanmamalıdır.
Asıl öncelik, cemaatin namaz sonrasında ayakkabısına izdihamsız ulaşabilmesi, camiden düzenli biçimde çıkabilmesi, insanın mekana dair fıtri sorunlarının çözülmesidir.
Minaresiyle, kubbesiyle uzaktan bakıldığında cami olduğu anlaşılmalı, altın oran kendisini hissettirmelidir.
Önce Sadelik, Temizlik, Sonra ihtişam
Tasarımda temel insani ihtiyaçlar asla göz ardı edilmemelidir.
İhtişamlı kubbeler çizmeden evvel, abdesthane ve tuvaletlerin hijyenik, erişilebilir ve işlevsel biçimde çözülmesi şarttır.
Mihrap, minber, kürsü, mahfil mekânın kalbini oluşturan temel unsurlar, aşırı süsten tezyinat kargaşasından uzak zarafetle tasarlanmalıdır.
Kadınlar, Engelliler Unutulmamalı
Mabet tasarlanırken, cemaat yalnızca fiziksel açıdan sağlıklı erkeklerden ibaret hareket edilemez.
Kadınların camiye giriş-çıkışlarından ibadet alanlarına katılımlarına, yaşlıların, hareket kısıtlılığı bulunan engellilerin abdest alma, ibadet ihtiyaçlarından genel erişilebilirliğe kadar bütün kullanıcılar muhakkak gözetilmelidir.
Merhamet dininin mabedine kapsayıcılık yakışır
Hasılıkelam, yarışmaların, inşa edilecek yeni projelerin temelinde tek hakikat öne çıkmalıdır: Cami mimarisinde gösterişten önce ibadet, sembolden önce anlam, teknolojiden önce ihtiyaç, görsel etkiden önce bizzat insan esas alınmalıdır.
Temennim odur, uyarılarım cami mimarimize katkı sağlayacak nitelikli sonuçlar doğurur, uygulanacak projeler, geleceğin mabetlerine rehberlik edecek o kayıp aklı, ruhu yeniden inşa eder.
