PASAPAROLA I: ÇANAKKALE GEÇİLDİ !
Çanakkale; I
Metre kareye “Altı bin”merminin düştüğü,insan aklının sınırlarını zorlayan bir mücadelenin adı Çanakkale!Delik deşik olmuş toprağın her santiminden kan oluk oluk akarken Ege’nin sularına,o boğazı almaya gelenlerin,akan kanda boğulduğu bir büyük destan Çanakkale.Yarım milyon insanın öldüğü,dünyada tek güç olduğunu düşünen batılı emperyalist güçlerin,tam donanımlı mekaniklerini_maddiyatını,bir ülkenin insanının maneviyatının,yerle bir ettiği,imkansızlıkların mucizesinin yaşandığı yer...Mantık sınırlarının çok ötesinde,insanüstü bir direnişin ,yeryüzünde kıyametin koptuğu yer Çanakkale!
Manzara heybetliydi manzara korkunç!
Kolay mıydı öyle Türk’ü yok etmek?
Kolay mıydı Vatan Toprağına haç direğini dikmek?
Düşmanın unuttuğu bu topraklar beş bin yıllık Türk ve Müslüman Toprağıydı!
Batının husumet duygusuyla,İslamın Pişdarı Türklerin tarihi ateş oldu, kan oldu burada kapıştı!
Churcill,savaş sonrası çıkarıldığı mahkemede neden bu savaşı kaybettiniz sorusuna şöyle cevap veriyordu: Anlamıyor musunuz! “Biz Çanakkalede Türklerle değil Allah’la savaştık.”Tabi ki yenilecektik!
261 rakımlı Kocaçimen tepesinde ,57.Alayın pasaparolasıydı “ Bize ölmemiz emredildi.”Süngü taktılar,boğaz boğaza çarpıştılar.Tam 650 şehit birden Hakk’a uçtular.Cehennem çukurunda Hz İbrahimin gülleri açtı.
Hamiltonun söylediği gibi; “ Gebe dağlar akın akın Türk doğurdu” o gün.İki siper arası sekiz metrelik mesafede öleni görüyor,öleceğini biliyor bir an bile duraksama yok.
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker,
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki,kanın kurtarıyor “Tevhidi...
Bedrin arslanları ancak bu kadar şanlı idi.
İsimsizdiler! Hepsinin adı “Mehmet”
15’liler,17’liler..kadınlar,kızanlar,erkekler.....
Allah’ın aşkı dillerinde,denizde, Vra!Bismillah ,nidalarıyla çarpıştılar.
Vatan onlarda Aşktı,Aşklarına ulaşabilmek için, Şeyh Galip’in mumdan gemileriyle ateş denizinden geçti Kınalı Kuzular.
Vurula vurula geçtiler,acıyı,kanı,vahşetin en ağırını yaşaya yaşaya ,yana yakıla geçtiler.
Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor,
demiş ya Mehmet Akif;Bir Hilal uğruna,vatan,bayrak uğruna,gök kubbede yankılanan ezanlar uğruna vurulup yattılar.Anaların kınalayıp,evlatlarına Hz.İsmaili yoldaş seçtiği, Hz.İsmaillerin ,kurban olsun vatana diye gönderildiği bir büyük mabed yeriydi Çanakkale.
Gelibolu geçilirse; Ne iman kalırdı ne kitap,ne vatan kalırdı ne toprak ,ne namus kalırdı ne şeref...
Yetiş ya Muhammet yetiş ya Allah dediler,Alçı Tepe o an kurtarıldı.Yere düşen şehit ;“Neden zahmet ettin ya Rasul Allah” diye kalktı yürüdü sisler içinde!
Churcill haklıydı! Düşman hem yerin altındakilerle hem de üstündekilerle savaştı.
Çanakkale geçilmez dediler,geçirtmediler! Sancak yere düşmez dediler düşürmediler.Son asker şehit düşerken, Alayın Sancağını bir ağacın dalına astı, yine de yere düşürmedi!
Bu güne kadar savaşın nedenlerinden,oluşumuna,yaşanan vahşet anlarından savaşın sonuçlarına kadar belkide onbinlerce eser yazıldı.Hepsi şüphesiz çok değerli eserler.Fakat bir eser var ki her okuduğunuzda gözyaşınız damla damla ıslatıyor yüreğinizini.
Gözleriniz ağlıyor,Şiirin kelimeleri ağlıyor.
Vatan Şairimiz, Mehmet Akif Ersoy’un,Çanakkale Şehitlerine itafen yazdığı şiiri,ahde vefa sayılabilecek kadar derin ve o anları tüm benliğinizle hissetmenizi sağlayabilecek kadar duygu yüklü, her kelimesiyle.
“Bu taşındır diyerek Kabe’yi diksem başına;
...Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,
...Ey şehid oğlu şehid isteme benden makber,
Sana agusunu açmış duruyor Peygamber...
Bir nesil bu dizelerle uğurlandı tarihimize.
Asım’ın nesli...Diyordun ya,nesilmiş gerçek,
İşte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek.
Asım’ın nesli! Ve.....sonra ki nesiller !
Yeni nesle “Milli Mücadelemizi”tam anlatamıyoruz,anlatamadık.Çanakkale öyle bir dönem ki bizim yeniden varoluş sebebimiz.Bu mücadele tam ve ruhuyla bilinmeden ne bu günü millet olma şuuruyla yaşayabiliriz ne de o ruhu hissetmeyen yeni nesil,bu ülkenin yarınlarını kurabilir.
Lloyd George, Avam Kamarası’nda şöyle söylemişti üçlü anlaşma yapılırken: “Türkiye sahneden siliniyor diye üzülecek değiliz !” Yeni nesil bu cümleyi iyi idrak etmeli.
Milli şuurumuzun yer yer grileştiği günümüzde; M.Akif Ersoy’u anlamaya çalışmanın tam zamanıdır.Bir kuşak kanla boyandı,hiç tereddütsüz bir adım öne çıktı vatan için ölüme çağrıldığında.Milli Ant’ın özünü yerine getirebilmek adına öldüler ve geriye dönmeyi asla düşünmediler!
Bölünmez,bağımsız,hür ve çağdaş bir Türkiye için yaptılar bunu.
Ne oldu da unuttuk,unutturulduk nereden gelip nereye ulaşmaya çalıştığımızı?
Görünen o ki yaşanan acılar çoktan unutuldu!
Vatanın toprak yığınına, Bayrağın bez parçasına,
Ezanların, insanları rahatsız eden cılız minare seslerine,Erdemlerin erdemsizliğe,
Şehitliğin kelle sayısına,Yurt severliğin dini ve etnik şovenizme dönüştüğü günümüzde yurdum insanı şaşkın ve çıkmazlarda.
Ne yapacağını bilmez halde..Alacakaranlık kabusunun orta yerinde gibiyiz milletçe!Bireysel bencillikle günü kurtarmaya çalışan insan yığınları olduk ne yazık ki.
Günümüzde yaşanan toplumsal kaosun arkasında ki neden “Milli Şuur”umuzun unutulması hiç şüphesiz.Toplumsal ilişkilerden bireysel ilişkilere ve hatta devletlerarası ilişkilere kadar öne çıkan baskın tutum,kişisel çıkarlar,sömürü davranışları ve en açık şekliyle sonuç;Yabancılaşma!Kime yabancılaştık? Kendimize!
Merhum Turgut Özal döneminde, ülkemize çağrılıp eğitim sistemimizdeki yanlışlığın kaynağını bulmaları istenen Japon pedagog gurubunun sözleri ne kadar acı ve ne kadar düşündürücüdür tam da bu nokta da.
Sizin gençlerinizde “ Milli şuur” yok denir! Türk yetkililer üzerinde şok etkisi yaratan bu açıklamadan sonra japon heyet kendi çocuklarına bunu nasıl kazandırdıklarını açıklarlar.Biz çocuklarımızı sizden aldığımız AMİN ALAYInı (Osmanlılarda çocuğun 4 yıl,4 ay,4 gün olunca başladıkları eğitimin adı)kendi toplum yapımıza uyarladık.Bu yaşlarda çocuklarımızı Hiroşima ve Nagazakiye götürürüz!Atom bombasıyla hiç bir canlının yaşayamaz hale geldiği bu yerler çocuklarımızın taze hafızalarında hiç bir zaman silinmeyecek derin izler bırakır.Bu şok görüntüler çocuklarımızda Milli Şuur bilinci oluşturulur.Tam bu sırada bir Türk yetkili; “Ama bizim Hiroşima ve Nagazakimiz yok ki der !”
Japon pedagog döner ve ;Sizin metrekareye altı bin merminin düştüğü Çanakkale Muharebeniz var der cevaben! Ve eklerler;Çanakkale Zaferinizi gençlerinize öğretmek için Mehmet Akif’i tanıtmalı ve SAFAHATI mutlaka gençlerinize okutmalısınız!
Safahat ve Mehmet Akif ! Elin Japonunun bize verdiği öğüte bakın!
Bu öğüte cevabı yine Mehmet Akif versin istiyorum; “Ey sıkılmaz ağlamazsın,bari gülmekten utan!”
Bu gün durgunlaşan,hissizleşen ve değer bilmezliğe yönelen beyinleri,yakalandıkları çağımızın en kolay düşünce yapısı, teslimiyetçi halden,dinamik,nereden geldiğini,nasıl gelindiğini hatırlatacak başkaldırıcı ve birleştirip,bütünleştirici düşünce ve güçlere ihtiyacımız var.Mehmet Akif, kazanılan İstiklal Harbinin, o en kötü şartlarını ve o günlerin milli ruhunu bu güne kadar dize dize en sağlam taşıyıcılardan.O,Milli Mücadeleye “Asım’ın neslini hazırlayan fikir adamı!
Evet yüzümüz ileriye dönük olmalı ,çağdaş,özgür ve tam bağımsız Türkiye için.Fakat!
Ara ara geriye de dönüp bakmalıyız,bu günlere gelebilmek için verdiğimiz mücadelenin o kanlı ve acı izlerini hatırlamak için.Karşımda 275 kiloluk top mermisini sırtına vurmuş Seyit Onbaşıyı görür gibiyim.Hey!Seyit Onbaşım nerdesin?
Churcilli’in, Çanakkale nasıl geçilir sorusuna verdiği yanıtı biliyor musunuz? Mutlaka bilenler vardır aramızda.Gelin bu günkü çıkmazımızdan kurtulup “Milli Şuurumuzu yeniden oluşturmak adına biz de 57.Alay gibi Pasaparola yapalım milletçe!
Churcill’LERİN havuzdaki suyu boşaltmasını durup seyretmeyelim!
Zira vakt_i zamanında topla,tüfekle,ateşle,barutla savaşarak geçemedikleri Çanakkale bu gün kültürel yozlaşma ve gençlerimizde bir türlü oluşturamadığımız “Milli Şuur”yokluğundan geçildi çoktan! Bu gerçeğin farkındamıyız?
PASAPAROLA II:BALIKLAR VE SU !
Bu haber Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com tarafından yayımlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.