Gören, Akif'in 1920 yılında Konya halkını Ankara hareketine ikna etmek üzere Mustafa Kemal tarafından özel bir misyonla görevlendirildiğini, ancak yaşanan sürecin sonunda derin bir kırılma ve hayal kırıklığıyla hareketten koptuğunu öne sürdü.
Mustafa Kemal ile Konya ahalisi arasındaki fikri ayrılığın 1919 yılında filizlendiğini ve izlerinin günümüze kadar taşındığını savunan Gören; o dönem Antalya, Isparta, Burdur ve Niğde gibi geniş bir coğrafyayı kapsayan vilayette cereyan eden hadiselerin perde arkasını anlattı.
Mebus Yapıldı, İlk Görevi Konya’ya Gitmek Oldu
Delibaş Mehmet milislerinin Konya’yı kontrol altına aldığı günlerde Mehmet Akif’in Ankara’ya intikal ettiğini hatırlatan Yaşar Gören, şairin Meclis’e girişini ve üstlendiği ilk vazifeyi şu sözlerle aktardı:
"Mustafa Kemal, Burdur Mutasarrıfı’na doğrudan telgraf çekerek Mehmet Akif’in milletvekili seçilmesini emretti. 1920 yılının Haziran ayında onu 1. Meclis’te Burdur Mebusu olarak görüyoruz. Ankara’ya varır varmaz Mustafa Kemal’in verdiği ilk görev ise ayaklanmayı önlemek ve ahaliye nasihat etmek üzere Konya’ya gitmesiydi."
Gören’in iddialarına göre; Akif'in cami kürsülerinde verdiği vaazlar ve evlerde tertiplenen gece sohbetleri Konya halkı üzerinde beklenen tesiri oluşturamadı. Gören, halkın o tarihlerde Ankara idaresinin Hilafet ve devlet yapısına dair nihai tasarruflarına şüpheyle yaklaştığını ve bu sebeple muhalif bir tavır takındığını dile getirdi.
Kur'an'a El Basıp Yemin Etti, 1922'de Koptu
Mehmet Akif’in Konya’daki temasları sırasında halkı yatıştırmak adına büyük taahhütlerde bulunduğunu iddia eden Gören, şairin daha sonra yaşadığı fikir ayrılığına dikkat çekti:
"Akif, Konya’daki toplantılarda Kur’an-ı Kerim üzerine el basarak Mustafa Kemal’in hilafeti kaldırmayacağına ve devleti tasfiye etmeyeceğine dair yeminler etmişti. Ancak hadiseler farklı gelişti. Akif, 1922 senesinde yanlış safta yer aldığını fark etti. Neticede Kemalizm çizgisinden koparak sağlık gerekçesini öne sürdü ve milletvekilliğinden ayrıldı. Büyük bir pişmanlık duydu fakat bunu açıkça ikrar etmedi."
Mustafa Sagir İdamı ve Sessizlik İddiası
Açıklamalarında Hint Hilafet Komitesi Murahhası Mustafa Sagir’in idam sürecine de değinen Yaşar Gören, Akif’in Taceddin Dergâhı’nda Sagir ile uzun sohbetler gerçekleştirdiğini belirtti.
Gören, 24 Mayıs 1921’de Ankara İstiklal Mahkemesi kararıyla idam edilen Sagir’in bir casus veya suikastçı olmadığını Mehmet Akif’in bildiğini, buna rağmen infaz sürecinde herhangi bir girişimde bulunmayarak sessiz kaldığını iddia etti.
Kaynak: https://www.facebook.com/share/p/1GmWks9g4T/