TÜRK OLAMADIYSAN OLDUN AMERİKALI
Elimde enformasyon büyüsünü bozacak bir karşı-büyü gücü yok. Kendilerine it sürüsü muamelesi yapılan insanlar arasından sıyrılmanın mümkün olduğunu gösterme çabasından fazlası elimden gelmiyor.
Sovyetler Birliği haritadan silindikten hemen sonra zihinlere iktidar seçkinlerinin nobranca nakşettiği hüküm “Kapitalizmin vazgeçilmez üstünlüğünü savunmaksızın demokrasinin tercihe şayan herhangi bir vasfını övemezsin” idi. Bu hüküm globalizme itiraz etme hevesine kapılanları nefessiz bıraktı. Soluğu kesilen bu taife nefes almak için haçların gölgesinde ve kippaların altında aradıkları huzur ve selâmeti demokrasi-insan hakları-piyasa ekonomisi teslisinin insafına terketmek mecburiyetindeydi. İkinci defa tarihin sonu geliyordu. (Tarihin sonunun geldiğini telâffuza ilk defa sebep olan vakıa Almanya’nın yaratılması, Alman birliğinin Prusya öncülüğünde kurulmasıdır.)
Amerikan Hayat Tarzı takip edilecek tek yol bilinmek zorundaydı. George (baba) Bush soğuk savaşın kendiliğinden sona ermediğini, bu savaşın galibinin ABD olduğunu ilân etmiş, bir zafer daha kazanan sermayenin yerküreye buyurganlık etmesinin önünde engel kalmamıştı. Bundan böyle hepimiz artık global (küreselleşmiş!) bir kürede yaşadığımızı kabul etmeli, ayağımızı ona göre denk almalıydık. Analarını tek kutupluluk boyasına boyayıp babalarına satanlar bize “bin kocadan arta kalan bive-i bâkir” masalını bir daha dinlettiler. Böylelikle başlangıçta globalizm işini muzaffer bir kumandanın şartlarını dayatma usulü dahilinde gördü. Bu iş nihayete erer ermez ortalığı glokalizm (global localism) kapladı. Yani kim globalizm tarafından önce sevilip okşanan ve her tarafı mıncık mıncık ellenen kimse iştaha gelip daha fazlasını ister hale düştü. Onların düşüklüğü enformasyonun ikbali demekti. Görmüyor musunuz: Enformasyon bizim yakınımıza tevbe bizden uzaklaştıkça geliyor. Biz tevbeyi inkâr ettikçe medya kendini yakınımız sayıyor. Dolayısıyla herşeyin iktidar seçkinleri lehine sonuç vermesi için modernliğin şafağından itibaren tesirini artırarak devam ettiren sihirli enformasyon devreden çıkmamalıydı. Enformasyonun sihri bütün kapıları açıyordu.
Elimde enformasyon büyüsünü bozacak bir karşı-büyü gücü yok. Kendilerine it sürüsü muamelesi yapılan insanlar arasından sıyrılmanın mümkün olduğunu gösterme çabasından fazlası elimden gelmiyor. Kendiniz problemin bir parçası değilseniz lâfazanlığın oyununa gelmeyin. Siyasetin doğru yürütülmesinde en çok değer verdiğiniz husus eğer seçim sonuçları ise size vakit geçirmeden haber vereyim ki, bundan tam 80 sene önce 1933 Almanya’sında sandıktan Hitler çıkmıştı. Paçayı lâfazanlığın bir başka türüne kaptırarak seçim sonuçlarından daha mühimi bilinçli halk desteğidir diyecek olursanız sizi Mussolini’nin İtalyan halkından ülkede bir iç savaş çıkarmağa ve bu çıkardığı savaşı zaferle sonlandırmağa yetecek miktarda aldığı destek de hayrete düşürebilecektir. İdealler bahsi daha ilginç. Duçe 1928 senesinde, yani Hitler’in Führer’liğe nasbedilmesine daha beş sene varken şunu söylüyordu: “Bugün İtalya’da bir devlet içinde iki devlet, iki hükûmet ve iki şef mevcuttur! Ben Milâno Ankara’sının kararlarında seri, nizâm harici, muzaffer Mustafa Kemal’iyim; karşımda ebedi Bizans, zayıf ve kötürüm Roma İstanbul’u var.” Yıl 1928... Türkiye’de milleti Latin harfleriyle okuyup yazmaya icbar eden gücün nerelerden dinamolar temin ettiği sarahaten anlaşılıyor.
http://www.istiklalmarsidernegi.org.tr/Yazi.aspx?YID=872&KID=52
İsmet ÖZEL – istiklal marşı derneği
Bu haber Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com tarafından yayımlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.