Vezirköprülü Sadrazam; Köprülü Fazıl Mustafa
Tarih onu âlim, fâzıl, âdil ve vakur bir devlet adamı olarak yad ediyor.
Köprülü Fazıl Mustafa Paşa bir yıl sonra Venedik'le devam eden savaş sebebiyle Sakız Adası'nın muhafazasıyla görevlendirildi. Siyavuş Paşa'nın başvezirliği sırasında -1687 yılında- ikinci vezirliğe yükseltildi. İstanbul'da meydana gelen saltanat değişmesinde rol aldıysa da, sonradan askerin aleyhine dönmesiyle Seddülbahir muhafızlığıyla başkentten uzaklaştırıldı. Katli için istenen ferman, şeyhülislâmın muhalefeti ve padişahın da himayesi ile reddedildi ve Hanya, Kandiye daha sonra da yeniden Sakız muhafızlığına tayin edildi. Bu sırada Viyana Bozgunu sonrası başlayan mağlubiyetler ve toprak kayıpları dramatik ve sürekli bir hâle gelmiş, Avusturya-Alman orduları Belgrad'ı zapt ederek Üsküp'e kadar gelmiş, Bulgaristan sınırına dayanmıştı. Murad Hüdâvendigâr tarafından fethedilen ve 400 yıla yakın zamandır Türk ve Müslüman coğrafyası hâline gelen Balkan toprakları kaybedilmek üzereydi. Bu nazik durum karşısında akdedilen saltanat şurasında; durumun ancak Köprülü ailesinden olan Fazıl Mustafa Paşa'nın gayretleriyle düzeltilebileceği görüşü üzerine, Edirne'ye çağrılarak kendisine 52 yaşında başvezirlik görevi verildi. Fazıl Mustafa Paşa'nın başvezirlik görevine tayin edilmesi içte ve dışta büyük tesirler meydana getirdi.
Yeni sadrazam önce halkın kuvve-i mâneviyesini yükseltmek ve askere yeni gelecekleri teşvik etmek için bir beyanname neşri ile işe başladı. Malî durumu düzeltmek için çeşitli tedbirler aldı, sikkeyi ıslah etti, narhı kaldırarak ticaretin serbest olduğunu ilân etti. Halk üzerindeki ağır vergileri kaldırdı. Savaş zamanında gittikçe ağırlaştırılan ve Rumeli'deki Hristiyan teb'anın tepki göstererek düşmanla işbirliği yapmasına sebep olan resm-i hamr (içki vergisi) bunlardan biriydi. Diğer taraftan ilkbaharda yapılacak sefer hazırlıkları da süratle devam etmekteydi. Serdar-ı Ekrem olarak sefere çıkan yeni sadrazam, Avusturya kuvvetlerini mağlup ederek önce Niş'i akabinde de Belgrad'ı yeniden fethetti. Serhat kaleleri kuvvetlendirildi. Savaş sebebiyle göç etmek zorunda kalan reayanın yeniden eski yerlerine dönmeleri ve ziraî faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için devletin bütün imkânlarını kullandı. Padişah, İstanbul'a dönen sadrazamı, kürkünü giydirerek taltif etti.
Ertesi yıl Mayıs 1691'de yeniden sefere çıkıldı. Bu sırada İstanbul'da saltanat değişimi yaşanmış, 2. Süleyman'ın vefatı üzerine 2. Ahmed padişah olmuştur. İlerlemeye devam eden Fazıl Mustafa Paşa, Varadin ve Semlin arasında bulunan Avusturya ordusunu takip etmeye başladı. Bu sırada Kırım kuvvetleri ve Eyalet askerleri henüz gelmemişti. 20 Ağustos 1691 günü Salankamen Palangası (küçük kale) önünde cereyan eden savaşta, sadrazam, orduyu cesaret vermek için elindeki kılıçla düşman üzerine atılmış; ancak karşı taraftan gelen bir kurşunla alnından vurularak şehit olmuştur. Sadrazamın şehadetinin kethüdası tarafından gizlenememesi savaşın gidişatını bir ânda Osmanlı kuvvetlerinin aleyhine çevirmiş ve Salankamen Meydan Savaşı kaybedilmiştir. Fazıl Mustafa Paşa'nın cesedi bütün aramalara rağmen bulunamamıştır.
İki seneye yakın iktidarda kalan Köprülü Fazıl Mustafa Paşa devletin gerçekten çok nazik bir döneminde görev almış ve kronik hâle gelen kötü gidişatı değiştirme kabiliyetini göstermiştir. Devlet adamlarının bayramlarda padişaha vermeleri âdet hâline gelen hediyeleri kaldırmıştır. Haksız servet edinenlerin mallarını hazineye aldırmıştır. İhtiyaç hâlinde, elinde bulunan altın ve gümüşten kıymetli eşyaları darphaneye göndererek onlardan para bastırması gerek padişaha gerekse diğer devlet adamlarına örnek olmuştur. Tarihlerimiz onu âlim, fâzıl, âdil ve vakur bir devlet adamı olarak zikretmektedir. Hadîs ve lügat ilimlerinde kuvvetli bir ilim adamı olduğu bilinmektedir.
samsunAhaber
Bu haber Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com tarafından yayımlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.