Nitekim içine düştüğümüz kavramsal karmaşada başörtüsünün demokratik kazanım yahut insan hakları meselesi olmadığını fark edemiyoruz.
Mütefekkir, Şair Türk İsmet Özel’in karmaşaya neşter vuran:
“Başını örtmek kadınlara verilmiş bir imtiyazdır, hak değildir. Tesettür, İslam dinine mahsus vecibedir. Örtünmeyi demokratik kazanım sayanlar, kazançları karşısında hangi bedeli ödediklerini bilmelidirler. Demokratik toplum örtünmeyi demokratik hak sayanlardan, bu hakkı kendilerine tanıyanların yer aldığı düzenin militanca savunmasını yapmalarını beklemektedir….” cümlelerinde başörtüsünü devletlerin iç meselesi kabul etmenin lütufkar küresel sisteminin dayatması olduğu görebiliyoruz.