Soruşturmaların Ardındaki Gerçek: Operasyon Dîne Değil Ranta!
Din üzerinden menfaat devşirmek ve insanları Allah’ın adıyla kandırmak, dindarlığa yapılabilecek en ağır kötülüktür.
Kutsal Olan Dînin Kendisidir, Hiçbir Cemaat Veya Lider Değil!
Alihan Kuriş ve yönetimi hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 17 ilde gerçekleştirilen operasyonun ardından bazı çevreler meseleyi “AK Parti dînî cemaatlere operasyon yapıyor” şeklinde sunmaya başladı.
Önce şu ayrımı doğru yapalım:
Bir dînî topluluğa mensup olmak suç değildir. Bir cemaat veya gönüllü sivil oluşumun varlığı da suç değildir.
Suç varsa soruşturulur; delil varsa yargılanır; suç sabit olursa cezalandırılır.
Nitekim mevcut soruşturmanın kamuoyuna yansıyan çerçevesi, bir dînî inancın veya ibadet biçiminin değil; çıkar amaçlı örgütlenme, malî hareketler ve şirketler üzerinden gerçekleştirildiği ileri sürülen hukuka aykırı faaliyetlerin araştırılmasıdır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 49 kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş, 17 ilde 123 adresi kapsayan arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirilmiş, 33 şirket de incelemeye alınmıştır. Dosyadaki MASAK analizlerinde de dikkat çekici finansal hareketlere ilişkin tespitlerin bulunduğu bildirilmiştir. Ancak soruşturma aşamasındaki iddiaların tamamının kesinleşmiş suç olarak kabul edilmemesi gerektiğini de özellikle belirtmek gerekir.
Dolayısıyla mesele “dînî cemaatlere operasyon” değildir.
Mesele, dînî kimliğin suç teşkil eden faaliyetlere kalkan yapılıp yapılmadığıdır.
Eğer bir yapı gerçekten din hizmeti yapıyor, insanları iyiliğe, ahlâka, ilme ve dayanışmaya çağırıyorsa; devletin hukuk düzeni içinde faaliyet göstermesinden ve denetlenebilir olmasından neden korkulsun?
Ama “dînî cemaat” adı altında;
* Hukuka aykırı malî faaliyetler yürütülüyor,
* Şirketler ve vakıflar üzerinden şeffaf olmayan para trafiği oluşturuluyor,
* Bağışlar amacı dışında kullanılıyor,
* Kişisel veya örgütsel menfaat sağlanıyor,
* Liderlik sorgulanamaz hâle getiriliyor,
* Mensuplardan mutlak itaat bekleniyor,
* Devlet kurumlarının yerine paralel bir otorite oluşturulmaya çalışılıyor
ise bunun sorgulanması “dîne operasyon” değil, hukukun gereğidir.
Çünkü suçun mezhebi, tarikatı, cemaati, ideolojisi ve rengi olmaz.
Suç, kim tarafından işlenirse işlensin suçtur.
ASIL TEHLİKE NEREDE?
Burada daha büyük bir meseleyle karşı karşıyayız.
Dînî kimlikle hareket eden bazı yapıların yönetimlerinde ortaya çıkan suistimaller yalnızca o yapının mensuplarına zarar vermiyor. Aynı zamanda toplumun dîne, dindara, dînî kurumlara ve dînî hizmetlere duyduğu güveni de zedeliyor.
Bir kişinin yaptığı yanlış, bazen bütün bir topluluğa mâl ediliyor.
Bir yapının yöneticisinin yaptığı suistimal, bütün cemaatlere duyulan güveni sarsıyor.
Bir dînî oluşumun kapalı ve hesap vermeyen yapısı, başka hiçbir suçu olmayan samimi insanların da zan altında kalmasına yol açıyor.
İşte bu nedenle din adına yapılan yanlışlar, sadece hukukî bir problem değildir; aynı zamanda dînin toplumdaki itibarını yaralayan ahlâkî bir problemdir.
Din üzerinden menfaat devşirmek, insanları Allah'ın adıyla kandırmak ve kutsal değerleri kişisel çıkarların kalkanı hâline getirmek, dindarlığa yapılabilecek en ağır kötülüklerden biridir.
KUTSAL OLAN DÎNİN KENDİSİDİR; HİÇBİR CEMAAT DEĞİL
Şunu artık açıkça konuşmalıyız:
* Hiçbir cemaat Kur'an'ın üzerinde değildir.
* Hiçbir lider eleştiriden muaf değildir.
* Hiçbir yapı hukukun üzerinde değildir.
* Hiçbir dînî teşkilat hesap vermekten müstağni değildir.
Bir insanın hoca olması ona yanılmazlık kazandırmaz.
Bir kişinin cemaat lideri olması onu sorgulanamaz hâle getirmez.
Bir yapının “din hizmeti” yaptığını söylemesi, onu malî ve adlî denetimin dışında bırakmaz.
Tam tersine, din adına hareket edenlerin şeffaflık ve hesap verebilirlik konusunda çok daha hassas olması gerekir.
Çünkü insanların güvenini istismar ederek elde edilen güç, sıradan bir güç değildir.
O güç Allah'ın adı kullanılarak elde edilmişse, istismarın vebâli de büyür.
Peki devlet ve siyaset nerede hata yaptı?
Burada sadece cemaatleri suçlamak da kolaycılık olur.
Devletin ve siyasetin geçmişte dînî hayatla ilgili uygulamalarını da samimiyetle sorgulamak gerekir.
Türkiye'nin yakın tarihinde din eğitimi ve dînî hayat alanında yaşanan kısıtlamalar, toplumun dînî bilgi ihtiyacının her zaman sağlıklı, yeterli ve güvenilir kanallardan karşılanamamasına yol açmıştır.
Bu boşlukların oluştuğu dönemlerde toplumun dînî ihtiyaçlarını karşılamak isteyen farklı yapılar ortaya çıkmıştır.
Buradan şu sonucu çıkarmak gerekir:
Devlet, vatandaşın dînî bilgi ihtiyacını yok sayarsa o ihtiyaç ortadan kalkmaz.
İnsan yine öğrenmek ister.
Çocuğuna Kur'an öğretmek ister.
Dînini yaşamak ister.
Mânevî bir topluluğa ait olmak ister.
Dayanışma arar.
Eğer toplumun bu meşru ihtiyaçları güvenilir, açık ve denetlenebilir kurumlar tarafından karşılanmazsa, boşluğu başka yapılar doldurabilir.
Fakat buradan “dînî özgürlük olsun, denetim olmasın” sonucu da çıkmaz.
Tam tersine:
Özgürlük varsa hukuk vardır.
Örgütlenme varsa şeffaflık vardır.
Bağış varsa hesap vardır.
Yetki varsa sorumluluk vardır.
Din hizmeti varsa ahlâk vardır.
FETÖ'DEN ÇIKARILMASI GEREKEN DERS
FETÖ tecrübesi bize çok ağır bir ders verdi:
Bir yapı başlangıçta eğitim, hizmet, yardım veya dînî faaliyet söylemleriyle ortaya çıkabilir.
Fakat zaman içerisinde liderlik sorgulanamaz hâle gelir, kapalı bir hiyerarşi oluşur, mensupların eleştirel düşünme yeteneği zayıflatılır ve yapı kendisini devlet kurumlarının üzerinde görmeye başlarsa, ortaya artık yalnızca bir “cemaat” meselesi çıkmaz.
Devlet güvenliği, hukuk düzeni ve toplumun bütünlüğü açısından ciddî bir risk ortaya çıkar.
Bu nedenle mesele yalnızca “Kim dînî, kim değil?” sorusuyla çözülemez.
Asıl soru şudur:
Kim şeffaf?
Kim hesap verebilir?
Kim hukuka bağlı?
Kim eleştirilebilir?
Kim malî olarak denetlenebilir?
Kim liderini sorgulayabiliyor?
Kim kendi yaptığı yanlışa “yanlış” diyebiliyor?
Bunlar sorulmadan sağlıklı bir dinî yapıdan söz etmek mümkün değildir.
ÇÖZÜM CEMAATLERİ YOK ETMEK DEĞİL, KAPALI GÜÇ ALANLARINI ÖNLEMEKTİR
İnsanların bir araya gelmesini, dayanışmasını, yardımlaşmasını ve dînî değerler etrafında örgütlenmesini engellemek çözüm değildir.
Tam tersine, bireyselleşmenin giderek arttığı bir çağda insanların sağlıklı sosyal bağlar kurmasına ihtiyaç vardır.
Fakat bu birlikteliklerin sağlıklı olabilmesi için bazı temel ilkeler vazgeçilmezdir:
Şeffaflık.
Mali denetim.
Bağımsız denetim.
Hesap verebilirlik.
Liderliğin sınırlandırılması.
Eleştiri kültürü.
Çocukların ve gençlerin korunması.
Bağışların amacı dışında kullanılmasının önlenmesi.
Devlet kurumlarıyla cemaat yapıları arasındaki sınırların net biçimde korunması.
Ve en önemlisi:
Hiçbir dînî liderin veya cemaatin kendisini devletin yerine koymasına izin verilmemesi.
Çünkü devletin görevi dîni yönetmek değil; vatandaşın din ve vicdan özgürlüğünü hukuk içinde güvence altına almak, suç işlendiğinde ise dînî kimliğine bakmaksızın gereğini yapmaktır.
“BİZ ISLAH EDİCİLERİZ” DİYENLERE...
Kur'an, bozgunculuk yapanların kendilerini “ıslah ediciler” olarak tanımlayabileceğine dikkat çeker:
“Onlara: ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın’ denildiğinde, ‘Biz ancak ıslah edicileriz’ derler. Dikkat edin! Asıl bozguncular onlardır; fakat farkında değillerdir.” (Bakara, 11-12)
Buradaki uyarı bugün için de son derece düşündürücüdür:
Bir insanın kendisini “hizmet eden”, “ıslah eden”, “dîne hizmet eden” olarak tanımlaması tek başına yeterli değildir.
İddianın ölçüsü söylem değil, ameldir.
Hizmet diyorsanız hesap vereceksiniz.
Dava diyorsanız şeffaf olacaksınız.
Din diyorsanız ahlâka uyacaksınız.
İnsan yetiştiriyorsanız onların aklını ve iradesini yok etmeyeceksiniz.
Allah adına konuşuyorsanız, Allah'ın kullarının hakkını yemeyeceksiniz.
Ve din adına topladığınız her kuruşun hesabını vereceksiniz.
Bugün yapılması gereken, bütün cemaatleri aynı kefeye koymak değildir.
Samimi ve hukuka bağlı dînî toplulukları suç örgütleriyle aynı görmek de doğru değildir.
Fakat cemaat veya tarikat adı altında suç işleyenleri “dînî yapı” diyerek dokunulmaz hâle getirmek de kabul edilemez.
Din, hiçbir suçun kalkanı değildir.
Cemaat, hiçbir liderin kişisel mülkü değildir.
Bağış, hiç kimsenin şahsî serveti değildir.
Devlet, hiçbir cemaatin nüfuz alanı değildir.
Ve Türkiye Cumhuriyeti'nin hukuk düzeni, dînî kimliği ne olursa olsun herkes için geçerlidir.
FETÖ tecrübesi bize bunu çok ağır bir bedelle öğretti.
Bugün ortaya çıkan her yeni iddia da aynı soruyu yeniden sormamızı gerektiriyor:
Denetimsiz güç, sorgulanamaz liderlik ve kapalı hiyerarşi din adına meşrulaştırılabilir mi?
Cevap açıktır:
Hayır.
Çünkü kutsal olan bir cemaatin adı, bir liderin makamı veya bir teşkilatın varlığı değildir.
Kutsal olan dindir.
Ve din adına konuşan herkes, önce Kur'an'ın ahlâkına, sonra hukukun kurallarına, en sonunda da milletin vicdanına hesap vermek zorundadır.
Milletin inancı ticaret değildir.
Devlet hiçbir cemaatin tasarrufunda değildir.
Türkiye Cumhuriyeti hiçbir şahsın veya yapılanmanın mülkü değildir.
Bu ülkede son sözü din tüccarları değil hukuk; şahıslar değil millet; kapalı yapılar değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin meşru kurumları söyler.
Mithat Güdü
Din mi ticaret mi? Cemaat mi, örgüt mü?
Öztürk Samuk
Siz Kaybedersiniz!
Seyfettin BUDAK
Tamamlanmak İsteyen İnsan
Özlem Gürbüz
CİTTASLOW Şehirleri
Eyüphan KAYA
50 yıllık evliyim karım evinin sultanıdır
Ahmet SAĞLAM
Zikirde Bid’at ve Hurafelere Cevap
Adnan ÖZ
Samsunspor lige altın değerinde bir puanla başladı!
Nihat Güç
Zumer Suresi 76. Ayetin Düşündürdükleri
Elif Ekşi
Bile’den de İncinir Karınca
Hamdi TEMEL
İBN-İ SÎNÂ'dan Bugünün Bilimine
Cahit KURBANOĞLU
Tesettür nedir?
Recep YAZGAN
Türkiye değişirken AK Parti, AK Parti değişirken Türkiye!
Mehmet Ali Çamoğlu
Vatan yoksa hiçbir şey yoktur!
Adnan İPEKDAL
İncir Yaprağı
Mehmet Nuri BİNGÖL
Dünyanın Zulüm Gören Müslümanları
Mehmet BOZKURT
Fahrettin Paşa'nın Torunları Mekke'de!
Halil MERT
Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşme...
Halil İbrahim Dede
En Güzide Topluluk
Hasan KARADEMİR
Türkiye’de Popülist Iktidar Ve Muhalefet
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Duyulmak İyileştirir
Bülent ERTEKİN
Cam Kenarında Düşünceler
Memiş OKUYUCU
D. Mehmet Doğan’ın Ankara’sı,
Ömer Naci Yılmaz
Bana Altmış Yıldır Anne diye Seslenebilmeyi…
Ravza ZEYBEK
Ey İman Edenler İman Edin
Ahmet AYDIN
İnsanlık İçin
Songül KARAMAN
Ne Olur
Emine AYDEMİR
Tevekkül Sahibi Adamın Hikayesi
Aydın Babacan
Sınırların Hikmeti
Vehbi KARA
Cuma Hutbesi ve Bidat
Aydın BENLİ
İnsan En Çok, Sevdiği İnsanın Sözüyle Kırılır
Recep Ali AKSOYLU
Fiyatlandırmada Ölçüyü Kaçıran İşletmeler
Hüseyin KURT
Atatürk’ün Adıyla, Üniter Devletin Temelleriyle Oynanamaz
Fatih ORUÇ
TAGUT
Abdulkadir MENEK
Huzur Ve Sevginin Adresi: Aile
Kadir Erol
Ahbap, çavuş ve dahi kızılay...
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ahmet DÜZGÜN
Alın Alayını Bunların
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)