Bugün açık konuşmanın zamanıdır.
Çünkü mesele artık yalnızca birkaç kişinin kıyafeti, birkaç televizyon programı veya birkaç sosyal medya paylaşımı değildir.
Mesele çok daha büyüktür: Ailemizin geleceğidir. Çocuklarımızın geleceğidir. Gençliğimizin geleceğidir. Millî ve manevî kimliğimizin geleceğidir.
Biz Müslüman Türk milleti olarak asırlar boyunca yalnızca topraklarımızı değil, bir medeniyet anlayışını da koruduk.
O medeniyetin temelinde; îman vardı, edep vardı, hayâ vardı, iffet vardı, aile vardı, mahremiyet vardı, büyüğe saygı, küçüğe merhamet vardı.
Bugün ise bunların önemli bir kısmının hızla aşındığı bir dönemin içinden geçiyoruz.
Ve artık sormamız gerekiyor: Biz nasıl bu hâle geldik?
Eskiden utanılan şeyler bugün neden sergileniyor?
Eskiden mahremiyet diye bir kavram vardı. İnsan herkesin içinde her şeyi konuşmazdı. Her şeyini göstermezdi. Özel hayatını teşhir etmezdi.
Analarımız, ninelerimiz edep ve mahremiyet konusunda son derece hassastı. Giyim kuşamda ölçü vardı. Konuşmada ölçü vardı. Davranışta ölçü vardı. Çocukların yanında konuşulmayacak konular vardı. Evde yaşanan her şey sokağa taşınmazdı.
Bugün ise mahremiyet giderek teşhire dönüşüyor. İnsanlar özel hayatlarını milyonların önüne seriyor. Beden, reklâmın ve tüketimin bir parçasına dönüştürülüyor. Cinsellik, eğlence sektörünün ve dijital kültürün en güçlü araçlarından biri hâline getiriliyor.
Ve bütün bunların karşısına çıkanlara aynı kelime söyleniyor: “Özgürlük!” Hayır! Özgürlük, sınırsızlık değildir. Özgürlük, sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Özgürlük, çocukların korunma hakkını yok saymaz. Özgürlük, aile mahremiyetini değersizleştirme hakkı vermez. Özgürlük, toplumun bütün ahlâkî sınırlarını ortadan kaldırmak anlamına gelmez.
Kur'an Bize “Zinaya Yaklaşmayın” Diyor!
Kur'an'ın ahlâk anlayışını anlamak isteyenler İsrâ sûresinin 32. âyetine baksın:
“Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o hayâsızlıktır, çok kötü bir yoldur.”
Burada çok önemli bir ölçü vardır: Kur'an yalnızca son fiili değil, ona götüren yolları da dikkate alır.
Nûr sûresinde ise önce erkeklere, ardından kadınlara gözlerini haramdan sakınmaları ve iffetlerini korumaları emredilir.
Diyanet'in Kur'an Yolu tefsiri de bu âyetler bağlamında iffetin ve ailenin korunmasını; bakış, mahremiyet ve cinsel arzuyu tahrik eden davranışlara ilişkin sınırlarla birlikte ele almaktadır.
Demek ki İslâm'ın ahlâk anlayışı: “Son noktaya gelince dur!” demiyor. Daha baştan insanı koruyacak bir hayat düzeni oluşturuyor.
Lut Kavminin Kıssası Bir İbrettir!
Kur'an, Hz. Lût'un kavmini ve onların cinsel ahlâk alanındaki taşkınlıklarını bize boşuna anlatmıyor. A‘râf sûresinin 80-81. âyetlerinde bu olay açıkça zikrediliyor.
Bu kıssayı bugünün insanlarına hakaret etmek için kullanamayız. Ama kıssanın verdiği ahlâkî ibreti de görmezden gelemeyiz.
Çünkü Kur'an kıssaları yalnızca geçmişi anlatmaz. İnsana kendisini sorgulatır. Bize şunu düşündürür: Bir toplum ahlâkî sınırlarını kaybederse ne olur? Hayâ değersizleşirse ne olur? İffet küçümsenirse ne olur? Aile zayıflarsa ne olur? Yanlış, sürekli tekrar edilerek normal hâle getirilirse ne olur?
Bunları konuşmak zorundayız.
LGBT Tartışmasında Da Doğru Yerden Konuşalım!
Burada da açık ve dürüst olmalıyız. İslâm'ın cinsel ahlâk anlayışını savunmak başka insanların onurunu çiğnemek değildir. Bir insanı aşağılamak, hakaret etmek veya şiddeti meşrulaştırmak kabul edilemez. Aynı zamanda bizim dînî ve ahlâkî ölçülerimizi savunmamız da engellenemez. Ancak bilimsel gerçekleri de çarpıtmayalım: Eşcinsel yönelim tek başına bir ruhsal hastalık olarak kabul edilmemektedir. Dünya Sağlık Örgütü, cinsel yönelimin tek başına bozukluk olarak değerlendirilmemesi gerektiğini açıkça belirtmektedir. O hâlde tartışmayı bilim dışı ithamlarla değil; ahlâk, din, hukuk, aile, çocukların korunması ve eğitim üzerinden yapalım. Bizim itirazımız insanlara düşmanlık değil; kendi inancımızın aile ve cinsel ahlâk anlayışını savunmaktır.
Asıl Tehlike: Yanlışın Normalleşmesi!
Bir toplum bir gecede değişmez. Önce küçük bir sınır aşılır. Sonra insanlar alışır. Bir süre sonra o sınır normal kabul edilir. Sonra daha büyük bir sınır aşılır. O da normalleştirilir. Derken dün utanılan şey bugün sıradanlaşır.
Bugün: “Bunda ne var?” denilen şey, yarın çocuklarımızın zihninde: “Zaten herkes böyle yapıyor.” hâline gelebilir. İşte tehlike tam da budur. Çünkü ahlâkî çöküş yalnızca yanlış davranışların çoğalması değildir. Yanlışa karşı duyulan rahatsızlığın ortadan kalkmasıdır.
Çocuklarımızın Odasına Kim Giriyor?
Eskiden çocuğumuzun arkadaşını bilirdik. Mahallesini bilirdik. Gittiği yeri bilirdik. Bugün ise çocuğumuzun cebinde bütün dünya var. Telefonun ekranından; reklâmlar, videolar, sosyal medya akımları, cinsel içerikler, şiddet görüntüleri, sınırsız tüketim ve teşhir kültürü evimizin içine kadar girebiliyor. Anne-baba fark etmese bile çocuk bunlarla karşılaşabiliyor.
İşte bu nedenle artık: “Benim çocuğum öyle şeylere bakmaz.” demek yeterli değildir. Çocuğu korumak için bilinç gerekir. Eğitim gerekir. Dijital okuryazarlık gerekir. Ebeveyn denetimi gerekir. Ve en önemlisi: Çocukla iletişim gerekir.
Biz Çocuklarımıza Ne Öğrettik?
Belki de en acı soru budur. Çocuklarımıza sınav kazandırmayı öğrettik. Ama her zaman hayatı öğretmedik. Telefon verdik. Ama her zaman ölçü vermedik. İnternet verdik. Ama her zaman filtreleme bilinci vermedik. Özgürlük verdik. Ama her zaman sorumluluk vermedik.
Sonra çocuklarımız başka yerlerden öğrendi. Ve şaşırdık: “Bizim çocuk neden böyle oldu?”
Çünkü çocuklar sözlerden çok davranışları öğrenir. Anne-baba sürekli ekran başındaysa çocuk ekranı bırakmaz. Anne-baba mahremiyet konusunda hassas değilse çocuk mahremiyetin anlamını öğrenemez. Anne-baba birbirine saygı göstermiyorsa çocuk saygıyı kitaptan öğrenemez. Ahlâk önce evde yaşanır.
Artık Siyasetçilere De Soruyoruz:
Aile diyorsunuz. Peki aileyi nasıl koruyacaksınız? Gençlik diyorsunuz. Peki gençliği hangi kültürün insafına bırakacaksınız? Çocuk diyorsunuz. Peki çocukları dijital dünyanın zararlı içeriklerinden nasıl koruyacaksınız? Millî ve manevî değerler diyorsunuz. Peki bunları günlük hayatın içinde nasıl güçlendireceksiniz?
Artık sadece seçim meydanlarında güzel cümleler duymak istemiyoruz. Somut adım istiyoruz! Çocuk güvenliği konusunda daha etkili politikalar istiyoruz. Dijital platformlarda yaşa uygun içerik denetiminin güçlendirilmesini istiyoruz. Aileyi ekonomik olduğu kadar sosyal ve kültürel açıdan da güçlendiren politikalar istiyoruz. Eğitimde ahlâk, mahremiyet, sorumluluk ve dijital medya okuryazarlığının güçlendirilmesini istiyoruz.
Diyanet'e Çağrı!
Gençlere yalnızca geçmişi anlatmayın. Bugünlerini de anlayın. Onların karşılaştığı soruları konuşun. Sosyal medyayı konuşun. Pornografiyi konuşun. Dijital bağımlılığı konuşun. Aileyi konuşun. Mahremiyeti konuşun. İffeti konuşun. Gençlerin karşı karşıya kaldığı ahlâkî sorunlara Kur'an ve sünnet ışığında anlaşılır cevaplar verin. Çünkü gençlere ulaşamazsak, gençler başka kaynaklara yönelecektir.
STK'lara Çağrı!
Sadece sosyal medyada tepki göstermeyin. Sahaya inin! Aile eğitimleri düzenleyin. Gençlik merkezleri kurun. Spor ve kültür faaliyetlerini artırın. Anne-babalara dijital ebeveynlik eğitimi verin. Gençlerin sorularını dinleyin. Onlara sadece: “Bunu yapma!” demeyin. Şunu söyleyin: “Gel, daha güzelini birlikte yapalım.”
Anne-Babalara Çağrı!
Çocuğunuzun telefonunu kontrol etmekten önce kalbine ulaşın. Onunla konuşun. Onu dinleyin. Sorularından utanmayın. Yanlış bir bilgiyle karşılaştığında sizi tercih edebileceği bir güven ortamı oluşturun. Ve en önemlisi: Kendiniz örnek olun! Çocuğunuzun elinden telefonu alıp kendi elinizde saatlerce telefon tutmayın. Çocuğunuza mahremiyeti anlatıp kendi özel hayatınızı sosyal medyada teşhir etmeyin. Çocuğunuza edebi anlatırken kendi söz ve davranışlarınıza dikkat edin. Çünkü: Çocuklar nasihatten çok örneği takip eder.
Bu Mesele Sadece Kadının Kıyafeti Değildir!
Bunu özellikle söylemek gerekiyor. Ahlâkî erozyonu yalnızca kadının kıyafetine indirgemek büyük bir yanlıştır. Erkeğin bakışı da vardır. Erkeğin iffeti de vardır. Erkeğin sorumluluğu da vardır. Kur'an önce erkeklere gözlerini haramdan sakınmalarını ve iffetlerini korumalarını emreder; ardından kadınlara da aynı temel sorumluluğu yükler.
Dolayısıyla mesele: “Kadın ne giydi?” sorusundan ibaret değildir. Mesele: “Biz hep birlikte nasıl daha edepli, daha iffetli, daha sorumlu bir toplum olacağız?” sorusudur.
Çağrımız Açıktır!
• Devlete: Çocuklarımızı koruyun!
• Eğitimcilere: Gençlerimizi bilinçlendirin!
• Diyanet'e: Gençlerin dilinden konuşun!
• STK'lara: Sahaya inin!
• Medya kuruluşlarına: Çocukların geleceğini reytinge feda etmeyin!
• Sosyal medya şirketlerine: Çocuk güvenliğini kârın önüne koyun!
• Anne-babalara: Çocuklarınıza sahip çıkın!
• Gençlere: Sizi değersizleştiren hiçbir akımın peşinden körü körüne gitmeyin!
Ve bütün topluma: Değerlerimizi korumaktan utanmayın!
Son Söz
Biz çağın gerisinde kalmak istemiyoruz. Teknolojiye karşı değiliz. Bilime karşı değiliz. Dünyaya kapalı değiliz. Ama modernleşmek adına kendi ahlâkımızdan utanmak zorunda da değiliz.
Çocuklarımızı korumak gericilik değildir. Aileyi savunmak gericilik değildir. Mahremiyeti savunmak gericilik değildir. İffeti savunmak gericilik değildir. Hayâyı savunmak gericilik değildir. Bunlar bizim inancımızın, kültürümüzün ve insan anlayışımızın parçalarıdır.
Bugün hâlâ vaktimiz var. Aileyi güçlendirebiliriz. Gençliği yeniden kazanabiliriz. Çocuklarımızı koruyabiliriz. Edebi yeniden öğretebiliriz. Hayâyı yeniden yüceltebiliriz. Ama bunun için artık seyirci kalmamalıyız.
Çünkü toplumlar bir günde çökmez. Değerler aşınır. Yanlış normalleşir. Utanma duygusu zayıflar. Aile yara alır. Kimlik silikleşir. Ve bir gün insan, kaybettiği şeyin ne olduğunu bile anlayamaz. İşte asıl felaket budur.
Şimdi soruyorum: Biz nasıl bu hâle geldik? Çocuklarımızı kim eğitiyor? Gençlerimizin rol modeli kim? Ailelerimizi kim koruyacak? Değerlerimizi kim savunacak?
Cevap bellidir: Hepimiz!
Çünkü bu mesele bir partinin meselesi değildir. Bir hükümetin meselesi değildir. Bir muhalefetin meselesi değildir. Bir kurumun meselesi değildir. Bu, toplumun tamamının meselesidir.
Öyleyse artık söz değil, icraat! Artık şikâyet değil, sorumluluk! Artık suçlama değil, çözüm! Artık seyircilik değil, mücadele!
Devlet harekete geçmeli. Kurumlar harekete geçmeli. STK'lar harekete geçmeli. Aileler harekete geçmeli. Ve biz harekete geçmeliyiz!
Çünkü: Bir millet toprağını kaybederse yeniden kazanabilir. Ama değerlerini kaybederse, kimliğini yeniden bulması çok daha zordur.
Çocuklarımızın geleceği için...
Ailelerimizin geleceği için... İnancımız, kültürümüz ve kimliğimiz için... Artık uyanma zamanıdır!
Mithat Güdü
Özgürlük Sınırsızlık Değildir: Mahremiyeti Teşhire Dönüştürmek Toplumsal Bir Felakettir!
Bülent ERTEKİN
Polisimiz yalnız bırakılmasın!
Hüseyin KURT
Dereköy’ün farkında mıyız?
Seyfettin BUDAK
Düşünce Tarlası
Aydın BENLİ
Eski Bakan Berat Albayrak’ın Hakkını Teslim Etmek Lazım
Adnan ÖZ
Bu hakemlerle bu lig biter mi?
Elif Ekşi
Bir Eylül Türküsü
Vehbi KARA
Silivri Fatih Camiini Elbirliği İle Yıktılar!
Hamdi TEMEL
Antibiyotik Direnciyle Savaşta Yeni Cephe: Çevremiz
Mehmet Ali Çamoğlu
Bir Feribot Rezaleti
Adnan İPEKDAL
Ekran Zorbalığı Kemâl Erkânından Zevâl Ekranlarına
Recep YAZGAN
Kabul olmaz dualar
Nihat Güç
Orta Doğu Meseleleri Ve Müslümanlar
Eyüphan KAYA
İstiklal Marşı Bozkurt işareti yapılarak okunmaz!
Ahmet DÜZGÜN
Doğu Perinçek'în Temyizi
Recep Ali AKSOYLU
Yavuz Köktaş Hoca Kendi Ayağına Sıktı
Öztürk Samuk
Bölgenin Patronu Müsade Etmezse
Mehmet BOZKURT
Emin Adımlarla İlerleyen Türkiye!
Songül KARAMAN
Konya ve Maneviyat
Ömer Naci Yılmaz
Kayıtlara geçsin!
Mehmet Nuri BİNGÖL
Mevlid Kandili: Peygamberimizi Hatırlatmaya Vesile Bir Gece
Memiş OKUYUCU
Edebiyat Fakültelerimiz Nerede ya da Üniversitelerimizin Kimliği!
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Hiçbir Şey Yok Olmaz
Özlem Gürbüz
CİTTASLOW Şehirleri
Ahmet SAĞLAM
Zikirde Bid’at ve Hurafelere Cevap
Cahit KURBANOĞLU
Tesettür nedir?
Halil MERT
Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşme...
Halil İbrahim Dede
En Güzide Topluluk
Hasan KARADEMİR
Türkiye’de Popülist Iktidar Ve Muhalefet
Ravza ZEYBEK
Ey İman Edenler İman Edin
Ahmet AYDIN
İnsanlık İçin
Emine AYDEMİR
Tevekkül Sahibi Adamın Hikayesi
Aydın Babacan
Sınırların Hikmeti
Fatih ORUÇ
TAGUT
Abdulkadir MENEK
Huzur Ve Sevginin Adresi: Aile
Kadir Erol
Ahbap, çavuş ve dahi kızılay...
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)