Bir yandan Doğu Akdeniz'de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) üzerinden bir yandan da Yunanistan ile şer denklemleri kurarak, Türkiye karşıtı şer cepheyi etkin kılabilmenin gayretinde.
Bir süredir Yunanistan'ı etkisi altına alarak, yaptığı savunma anlaşmalarıyla heves ettiği şer cephe denklemini etkin kılabilmenin çabasında.
Bu kapsamda İsrail, Yunanistan'la 3 milyar euro'luk adına "Aşil Kalkanı" dedikleri çok katmanlı hava savunma sistemi anlaşması yaptı. Esasen bu anlaşma, Yunanistan'ın askeri alandaki İsrail etkisinin seviyesini yansıtıyor. Nitekim Yunanistan muhalefeti bu durumu sert biçimde eleştiriyor ve Yunanistan'ın hava savunmasını İsrail'e devrettiği, böylece de Yunanistan'ın özgürlüğünün artık İsrail'e bağlı olduğu değerlendirmeleri yapılıyor.
Yunanistan muhalefeti bu anlaşma ile Yunanistan'ın açıkça İsrail'in uydusu ve bir ileri karakolu haline geldiğini söylüyor.
Türkiye'nin mili savunma stratejisinden rahatsızlık duyan sömürgeci emperyalizm bu iki garnizonunu Türkiye'ye karşı ortak hareket etmeleri konusunda her daim cesaretlendiren unsurdur. Türkiye'nin öncelikle yakın çevresinde barışın, huzurun, istikrarın sağlanması konusundaki etkin çabası da bu unsurlar için rahatsız edicidir. Zira Türkiye, bölgenin tüm mazlum halklarının refahının, huzurunun güvencesidir.
Bu güvence, sömürgeci emperyalizmin, soykırımcı, işgalci Siyonizm'in şer çıkarlarının zedelenmesi anlamına geliyor. Şimdilerde Türkiye'nin terörsüz bölge hedefinde ortaya koyduğu kararlılıkta, sömürgeci emperyalizmin, soykırımcı, işgalci Siyonizm'in şer çıkarlarını zedeliyor. Bu yüzdendir ki, soykırımcı Netanyahu yönetiminde Siyonist İsrail, son dönemde azgınlığı daha da artmış durumda.
Bu azgınlık, son dönemlerde seçim sürecindeki İsrail'de de irdeleniyor.
İsrail merkezli Kanal 12'de Tamir Heyman imzasıyla yayımlanan "Türkiye, İran değildir" başlıklı analizde, Türkiye'nin askeri kapasitesi ve Ortadoğu'daki giderek genişleyen etkisini irdeleyip, Türkiye'nin bölgesel ve uluslararası ağırlığının arttığını belirtiyor ve soykırımcı Netanyahu'ya yol göstererek, İsrail'in Ankara'ya karşı izleyeceği politikanın doğrudan askeri mücadele yerine siyasi ve diplomatik araçlara dayanması gerektiğini savunuyor.
Uzun sözün kısası, 1948'den bugüne Filistin topraklarında işgalci olarak, Filistin halkına zulmeden İsrail'in yönetimi kimde olursa olsun, bölgeye huzurun, adaletin, barışın, tarafı olması mümkün değildir. Zira hakim olan işgalci, Siyonist zihniyettir ve onun da efendisi sömürgeci emperyalizmdir.