Tatlı kutularında daranın düşülmemesinden sınıflardaki çanta aramalarına, fuar alanlarının yer seçiminden eğitimdeki kimlik erozyonuna kadar pek çok hayati konu ters piramit anlayışıyla irdelenerek denetim, adalet ve istişare çağrısı yapıldı.
BAKLAVA KUTUSUNDAKİ HAKSIZ KAZANÇ
Programın tüketici hakları ve esnaf ahlakına ayrılan ilk bölümünde Tevfik Demir, stüdyoya getirdiği boş tatlı kutusu üzerinden darası alınmadan satılan ambalajları gündeme taşıdı.
Bir kutunun matbaa maliyetinin 8-10 lira, ağırlığının ise 50-60 gram civarında olduğunu belirten Demir, kilogramı 1000 lirayı bulan tatlılarda kutunun tüketiciye fahiş bedellerle satıldığını dile getirdi.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ambalaj ağırlığının ürün fiyatına dahil edilmesini caiz görmeyen fetvasını ve Ticaret Bakanlığı’nın 12 bin liralık idari para cezasını hatırlatan programda, Ticaret İl Müdürlüğü’nün denetimleri artırması gerektiği kaydedildi.
Kutu darasının düşülmemesi gibi "küçük" görünen haksızlıkların bireyleri harama alıştırdığına dikkat çekilerek, toplumdaki büyük ahlaki aşınmaların bu tür küçük ihmallerle başladığı vurgulandı.
Sınıflarda Çanta Araması Skandalı Ve Eğitimin Asıl Meseleleri
Samsun’da maliye ve milli eğitim denetmenlerinin sınıflara girerek ilkokul çağındaki çocukların çantalarında faturasız kaynak kitap araması sert bir dille eleştirildi. Çocuklara adeta suçlu muamelesi yapılmasının kabul edilemez bir pedagojik facia olduğunu belirten konuşmacılar, bir denetim yapılacaksa bunun sınıf ortasında küçük çocuklara travma yaşatılarak değil, okul idareleri ve yayınevleri nezdinde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Mevcut müfredatın yoğunluğu ve sınav sisteminin getirdiği zorunluluklar sebebiyle yardımcı kaynakların bir ihtiyaç haline geldiği, devletin dağıttığı kitapların büyük kısmının kapağı açılmadan geri dönüşüme gittiği hatırlatıldı.
Denetimlerin ilkokul çocukları yerine özel okullara ve yabancı menşeili eğitim kurumlarına yönelmesi gerektiği; eğitimin yalnızca bilgi aktarmak değil, karakter, medeniyet bilinci ve ahlak kazandırma süreci olduğu belirtildi.
ŞEHİRCİLİKTE İSTİŞARE VURGUSU
Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin üstlendiği Samsun Kitap Fuarı'nda dernekler yerine yerel yazarlara bireysel masalar tahsis edilmesinin tekelci anlayışı kırması bakımından doğru bir adım olduğu değerlendirildi.
Buna karşın fuarın Tekkeköy’deki mevcut yerleşkede açılması eleştirilerek kentin kalbi sayılan Cumhuriyet Meydanı, İstiklal Meydanı veya Atakum sahili gibi alanlara taşınmasının katılımı güçlendireceği önerildi.
Şehir planlamasındaki ortak akıl eksikliğine de değinilen programda; stadyum, fuar alanı, bilim merkezi ve spor salonu gibi devasa yatırımların Tekkeköy yerine Ankara yolu–Yeşilkent aksında planlanması gerektiği ifade edildi. İstişareden uzak alınan kararların bugün ulaşım ve erişim açısından kentin önüne fatura çıkardığı, bir şehri yalnızca beton ve binaların değil, medeniyet tasavvurunun inşa edebileceği kayıtlara geçti.