Pandemi sürecinin kitlesel hal alması sonrasın da bir çok hane ailece salgına maruz kaldığı için toplu karantinalar yaşanmıştır. Bu durumda dışarı çıkmak, ihtiyaçları karşılamak ve de sıkıntıları gidermek mümkün olmadığı için sosyal dayanışma devreye girmiştir.
Özellikle komşular yaptıkları yemekleri kapılara bırakmak suretiyle en güzel dayanışma örnekleri sergilenmiştir. Bugüne kadar bir deyim olarak kullanılagelen, “Komşu, komşunun külüne muhtaçtır” sözü ete, kemiğe bürünerek hayata geçirilmiştir. Sosyal bir varlık olan insanın bu yardımlaşma duygusu ve vefa kültürüyle harmanlanmış olması tüyleri diken diken etmiş, gözleri yaşartmıştır.
Bu salgına maruz kalanlar çok iyi bilirler ki insanın üstünden adeta tır geçmiş gibi olmaktadır. Böbrekler adeta sökülmekte, boyun kırılmakta ve sırta füzeler fırlatılmaktadır. Yani ortaya çıkan semptomlara bağlı olarak birçok insan da benzer belirtiler çok yoğun olarak yaşanmaktadır. İnsan parmağını bile kıpırdatamazken, her bir aile bireyi bir kanepede yarı baygın bir şekilde yatmaktadır. Birisi kapıyı çalsa, bir bardak su verse, bir kap yemek bıraksa diye artık hayaller görmeye başlıyorsunuz. Bu hissiyata bigane kalmayan pek çok insan elinden gelen desteği sunmuştur. Bu en temel düzeyde insanlık görevi olarak takdirle karşılanmıştır.