Ne Tuzaklar Bozulur, Ne Menfaat Kalır
Hayat kısa. Kuşlar uçuyor. Zaman akıyor.
Ve biz, upuzun hesaplar içinde küçücük ömürleri heba ediyoruz. Menfaat için eğilenler, üç kuruş için bükülenler, koltuk için kıvrılanlar... Değiyor mu? Asla değmiyor. Şahsiyeti cebine koyup dünyalık peşinde koşanların unuttuğu, ama bizim asla unutmamamız gereken o temel kuralları masaya yatırıyorum.
İşte bu yalan dünyada dik, doğru düzgün ve onurlu yaşamanın anayasası:
1. Hasetçinin Sofrasından Uzak Duracaksın
Öyle insanlar vardır ki, gözü hep başkasının nasibindedir. Paylaşmayı bilmezler, elleri titrer, içleri hasetle kavrulur. İşte o cimri ve hasetçi insanların yemeği yenmez, sofrasına oturulmaz. Neden mi? Çünkü o lokma helal niyetle ikram edilmemiştir; içinde minnet vardır, göz kalmıştır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu konuda bizi çok net uyarır: "Cimrinin yemeği hastalık, cömerdin yemeği ise şifadır." (Deylemi).
Kalbi hasetle daralmış adamın sofrasından şifa çıkmaz. Bereket arıyorsan, cömertlerin meclisine gideceksin.
2. Sinsi Planlar Yapanların, Tuzak Kuranların Oyununu Göreceksin
Gelelim en tehlikeli tipe... Arkandan iş çevirenler, gizli projeler yürütenler, yalan dolanla seni aldatmaya çalışanlar, binbir çeşit sinsi planla kuyu kazanlar... Sanırlar ki kimse görmüyor. Sanırlar ki kurdukları o küçük, aciz tuzaklar sonsuza kadar gizli kalacak.
Bırakın kursunlar. Bırakın kendilerini çok zeki zannetsinler. Çünkü onların unuttuğu, ama müminin kalbine su serpen o muazzam hakikat var.
Âl-i İmrân Suresi 54. ayette ne buyruluyor? "Onlar tuzak kurdular, Allah da tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranlerin en hayırlısıdır."
Sen doğru durduğun sürece, o arkadan kurulan bütün sinsi planlar ayağa dolanmaya mahkûmdur. Allah’ın adaletinin üstünde hiçbir hesap, hiçbir proje yoktur. İçin ferah olsun.
3. Allah’ın Adının Konuşulmadığı Meclisi Terk Edeceksin
Gaflet bataklığına dönmüş, dedikodunun dibine vurulmuş, içinden maneviyatın tamamen çekilip alındığı o "modern" meclisler var ya... İşte onlar ruhun katilidir. Sadece dünya malının, şan şöhretin konuşulduğu, Yaratıcı’nın adının anılmadığı her ortam insanı çürütür.
Kur'an-ı Kerim bizi bu konuda çok net bir sınırla uyarır: "O, Kitap’ta size şunu da indirmiştir: Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiğini yahut onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, onlar bundan başka bir söze geçmedikçe kendileriyle beraber oturmayın." (Nisâ Suresi, 140).
Ruhunu korumak istiyorsan, içinde Allah kelamı geçmeyen, insanı kalben öldüren o boş muhabbetlerden ceketini alıp çıkacaksın.
4. Kendini Dev Aynasında Görenin Aslında Ezik Olduğunu Bileceksin
Etrafınıza bir bakın. Kendini herkesten üstün gören, kibir kulelerinde yaşayan, insanlara yukarıdan bakan o tipler aslında kim biliyor musunuz? Derin bir aşağılık kompleksi içinde kıvranan zavallılar. İçindeki o büyük boşluğu ve değersizlik hissini, insanları ezerek ve kibirlenerek kapatmaya çalışırlar. Kendini dev aynasında görürler çünkü gerçek aynaya bakacak cesaretleri yoktur.
Oysa Yaratıcı kibirden nefret eder. Lokman Suresi 18. ayette açıkça buyrulur: "Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenen ve övünüp duran kimseleri asla sevmez."
Peygamberimiz de noktayı koyar: "Kalbinde zerre kadar kibir olan kimse cennete giremez." (Müslim).
Yani dostum, o kibirli caka satmaların arkasında sadece aciz bir eziklik gizlidir, bunu bilecek ve onlara prim vermeyeceksin.
5. Rızkı Kuldan Bilip Eğilip Bükülmeyeceksin
Şu kalan kısacık dünya hayatında en büyük zenginlik vakar sahibi olmaktır. Üç günlük dünya menfaati için, patrona, güce, paraya eğilip bükülenler sadece şahsiyetlerini kaybederler. Rızkı veren kul değildir, makamlar kalıcı değildir. Doğru bildiğin yolda, omurgalı ve dimdik yürüyeceksin.
Hud Suresi 112. ayetteki o muazzam emir kulağına küpe olsun: "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!"
Eğilmeden, kıvrılmadan, kimseye dalkavukluk etmeden yaşamak... İşte insanı gerçekten "insan" yapan budur. Hayat zaten kısa, bari yaşarken düzgün yaşayalım.
Selam ve dua ile...