Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com
Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com
KÖŞE YAZISI

Dört Kitabın ve Tüm Peygamberlerin Ortak Sesi: Tek Bir Ahlak, Tek Bir Düzen

Paylaş:

 İlahi kelamın ve insanlığa gönderilmiş tüm peygamberlerin aslında tek bir ortak hedefi vardı: Yeryüzünde adaleti, ahlakı ve insanın insanla olan barışını inşa etmek. Kur’an’ın "adalet" dediğine Tevrat "hakkaniyet" der, İncil "sevgi" diye seslenir, Zebur ise bunu "gönül temizliği" olarak besteler.

Farklı zamanlarda, farklı coğrafyalara inen bu ilahi rehberler, aslında insanlığın o bitmek bilmeyen huzur arayışına verilmiş aynı evrensel cevaptır. Gelin, dinler tarihinin ve kutsal metinlerin o ortak vicdanına birlikte bakalım.

 

TEVRAT’IN ON EMRE DAYALI TOPLUM HUKUKU: SOKAĞI VE CANI KORUMAK

 

Bugün sokakların güvenli olmasından, suçların azalmasından ve cezaevlerinin boşalmasından bahsediyorsak, Hz. Musa’ya indirilen Tevrat’ın (Tora) kalbindeki "On Emir"e bakmak zorundayız. Çıkış bölümünde açıkça ilan edilen emirler, toplumsal düzenin en sert ve en net bariyerleridir: "Öldürmeyeceksin", "Çalmayacaksın", "Yalan şahitlik yapmayacaksın", "Komşunun hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin."

Tevrat, toplumsal huzuru soyut bir vaat olarak bırakmaz. İnsan ilişkilerinde adalet mekanizmasını kurar. Hâkimlere, yöneticilere seslenirken; "Yargılarken adaletsizlik yapmayacaksınız; yoksulun tarafını tutmayacaksınız, zengine ayrıcalık tanımayacaksınız. Komşunuzu adaletle yargılayacaksınız" (Levililer 19:15) der. Hz. Musa’nın getirdiği bu şeriat, aslında güçlünün zayıfı ezdiği bir düzende sokaktaki mazlumu koruma altına alma hamlesidir. Eğer bugün bu kurallar hakkıyla uygulansaydı, cezaevlerine kilit vurmak işten bile olmazdı.

 

İNCİL’İN SEVGİ VE AFFETMEYE DAYALI DEVRİMİ: AİLE VE KOMŞU İLİŞKİLERİ

 

Hz. İsa’ya indirilen İncil ise meseleye daha çok kalbi, ruhani ve ahlaki bir pencereden yaklaşır. İncil’in getirdiği hayat tarzının özeti iki maddede saklıdır: Tanrı’yı sevmek ve "Komşunu kendin gibi sevmek" (Matta 22:39). Buradaki komşu, sadece duvar komşunuz değil, sokakta karşılaştığınız her bir insandır.

İncil, aile kurumunu ve eşlerin birlikteliğini adeta kutsal bir bağ olarak görür. Pavlus’un mektuplarında eşlerin birbirine davranışı hakkında şu muazzam ölçü verilir: "Kocalar, Mesih’in kiliseyi sevdiği ve onun uğruna kendini feda ettiği gibi, siz de karılarınızı öyle sevin" (Efesliler 5:25). İncil’in önerdiği bu sevgi ve fedakarlık modeli, evlilikleri bir çıkar ilişkisi olmaktan çıkarıp bir sadakat kalesine dönüştürür. Dahası, "Düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin" (Matta 5:44) ilkesiyle, toplumsal nefreti kökünden kurutmayı hedeفة. Affetmenin, alçakgönüllülüğün ve merhametin egemen olduğu bir toplumda insanların birbiriyle geçinememesi mümkün müdür?

 

ZEBUR’UN GÖNÜL TELLERİNE DOKUNAN BARIŞ VE ADALET EZGİLERİ

 

Hz. Davud’a indirilen ve Mezmurlar olarak da bilinen Zebur, adeta bir ahlak ve dürüstlük manifestosudur. Toplumsal düzenin ancak temiz kalpli ve adil insanlarla kurulabileceğini söyler. Zebur’un pasajlarında dürüst işçinin, adil işverenin ve doğru yöneticinin portresi çizilir.

Zebur’da yer alan şu dizeler, sokağın düzeni ve insanların birbiriyle iyi geçinmesi için harika bir kılavuzdur: "Kötülükten kaç, iyilik yap; barışı ara, ardınca git" (Mezmurlar 34:14). Yönetici ve liderlerin nasıl olması gerektiği konusunda ise şu evrensel ilke öne çıkar: "Fakire ve öksüze adalet edin; mazluma ve yoksula hakkını verin" (Mezmurlar 82:3). Hz. Davud’un diliyle insanlığa üflenen bu ruh, adaleti hırsların üzerinde tutan bir toplum vaat eder.

 

BÜTÜN PEYGAMBERLERİN ORTAK MİRASI: ADALETLİ YÖNETİCİ, SADIK İŞÇİ

 

Tarih boyunca gelen bütün peygamberler —Hz. İbrahim’den Hz. Yusuf’a, Hz. Süleyman’dan Hz. Muhammed’e kadar— hep aynı ahlak kumaşını dokumuşlardır. Hz. Yusuf’un Mısır’da maliyenin başına geçtiğinde kıtlık zamanı uyguladığı adil bölüşüm ve dürüst yönetim modeli; Hz. Süleyman’ın muazzam gücüne rağmen adaletten zerre sapmayan mahkeme usulleri, hep bu ortak mirasın parçasıdır.

Öğretmen ve öğrenci ilişkisindeki o "bilgiye ve hikmete hürmet" esası, tüm peygamberlerin geleneğinde vardır. Nitekim peygamberler, toplumlarının ilk ve en büyük öğretmenleridir. İşçi ve işveren hukukunda ise tüm semavi metinler emeğin kutsallığında birleşir; hileli teraziyi, eksik tartmayı, işçinin hakkını gasp etmeyi büyük bir lanet ve toplumsal çürüme sebebi sayarlar.

 

SÖZÜN ÖZÜ: FABRİKA AYARLARINA DÖNMEK

 

Neticeye gelirsek... İster Tevrat’ı açın, ister İncil’i okuyun, ister Zebur’un sayfalarında gezinin, ister Kur’an-ı Kerim’in ayetlerine kulak verin; hepsinin buluştuğu ortak bir "fabrika ayarı" vardır. Dinler ve peygamberler, insanı insana kırdırmak için değil, insanı insana emanet etmek için gelmiştir.

Sokağın durulması, cezaevlerinin boşalması, ailelerin yıkılmaması ve yöneticilerin adilleşmesi, bu dört kitabın üzerinde ittifak ettiği o ezeli ilkelere —yani dürüstlüğe, merhamete, kul hakkına saygıya ve karşılıksız sevgiye— geri dönmemizle mümkündür. Gerisi sadece kuru bir gürültü ve mutsuz bir insanlık panayırından ibarettir.

Selam ve dua ile...

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Mehmet Ali Çamoğlu — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

ahsap mobilyauluslararası evden eve nakliyat