Bir sürü usulsüz uygulama, imarda yapılan sayısız eğrilikler, imar dışı yapılar, bitmiş binaları kılıfına uydurup birilerine peşkeş çekmeler... Bütün bunlar yetmezmiş gibi, bir de bu işleri yüksek makamlara taşıyıp, parti adını kalkan yaparak "dürüstlük limanı" sloganıyla yola çıkan liderin ayağına pranga olanlar var.
Reisin ayağına çelme takmayın! Bu milletin vebali, bu halkın ahı size yedi ceddinizden bile yeter de artar bile.
## ÖRTÜNÜN VE SAKALIN ARKASINA GİZLENENLER
Hele ki o örtünün altında, İslam’ın simgesi olan başörtüsünün altında ya da Müslümanların nişanesi olan sakalın altında hainlik yaparak milletin malını gasp etmek... Halkın hakkına, fukaranın rızkına el uzatmak... Bu ne vicdansızlıktır, bu ne aymazlıktır! Sanıyorlar ki o kisvelerin arkasına saklanınca yaptıklarının üzerleri örtülecek.
Asla! Bu düzenbazlık, insana cehenneme bol bol odun taşımaktan başka bir şey kazandırmaz. Sıradan bir insan kendi günahını işler, hatasını yapar; o kendisini bağlar, doğrusu yanlışı kendisiyledir. Ama sen kalkıp da din adına, mukaddesat adına ortaya çıkıp, arkasından dinsizlik yaparsan, işte bu işin en karanlık, en tehlikeli tarafıdır.
## İNSANLAR ÜÇE AYRILIR: EN TEHLİKESİ HANGİSİ?
İnsanlar tabiatı ve duruşu itibarıyla üçe ayrılır:
Birincisi; müminlerdir. Allah’ın samimi kullarıdır, duruşları bellidir, niyetleri berraktır.
İkincisi; kafirlerdir. Allah’a isyanları açıkçadır, kimin ne olduğu ortadadır.
Üçüncüsü ve en tehlikelisi ise; münafıklardır!
İşte en büyük felaket budur. Bunlar adeta birer bukalemun gibidir. Hem caminin içindedirler, safın en önündedirler; hem de caminin karşısındadırlar, kuyu kazmaktadırlar. Bunların ne zaman ne yapacağı, kime sırt çevireceği asla kestirilemez. Sakın ha sakın, bu mukaddes değerleri, bu dini ve Allah’a Peygamber’e gerçekten inanan samimi müminleri bu kirli hesaplarınıza alet etmeyin!
## GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMAK VE MESAİ HIRSIZLIĞI
Sadece mal gasp etmek, para çalmak değildir hırsızlık. Görevini kötüye kullanmak, vatandaşın işini bilerek ve isteyerek zora sokmak, yapman gereken işi zamanında yapmamak, vaktinde mesaiye riayet etmeyip mesaisinden çalmak da en büyük hırsızlıktır, en büyük haksızlıktır! Unutmayın ki iğneden ipliğe her şeyin en ince noktasına kadar yazıldığı o defter, o amel defteri mahşer gününde önünüze konulacak. Bugün elinizde kudret kalemi var diye defterinize kötü şeyler yazmayın, elinizi bu vebalden çekin!
## İKTİDARIN GÜCÜNE GÜVENENLER: O YÜZLER ASLA GÜLMEYECEK
Siyasetin tam merkezinde olmak, iktidarın en güçlü kalesinde oturmak kimseye sonsuz bir dokunulmazlık vermez. Birileri çıkıp da "Bana ne olacak, arkamız sağlam, bana bir şey olmaz" edasıyla hırsızlık yaparsa, yankesiciliğin alalasını bu ülkenin sırtına yüklerse iyi bilsin ki; ona bu dünyada da olur, ahirette de olur!
Sanmasınlar ki devran böyle dönecek. O yenilen haklar, o çalınan lokmalar sadece onların yakasında kalmaz; çoluk çocuğundan çıkar, eşinden çıkar, masum torunlarından çıkar! O tıkka basa doldurulan kasalar, bir gün gelir hayatlarını zindan eder, ahiretlerini karartır. Yüzleri bir gün olsun huzurla gülmez, gülemez!
Zannetmeyin ki bu devran böyle gidecek; gün gelir keser döner, sap döner, hesap döner! Bugün hor görüp beğenmediğiniz, kısa pantolonla kapınızda gezenler, yarın o yetkili makamlara gelir. Sizin bugün elinizdeki güçle, yetkinizle örttüğünüz, kapattığınız ne kadar kirli defter varsa hepsi tek tek ortaya dökülür; hesabı hem bu fani dünyada sorulur hem de o büyük divanda, ahirette verilir.
Onun için insan, sırtını kudret rüzgarlarına değil, ancak ve ancak Yüce Allah’a dayar. Asla O'nun çizgisinden, adaletinden sapmayın.
Buradan açıkça sesleniyoruz: Sakın yapmayın bu hırsızlıkları, sakın bu kul hakkına girmeyin! Gücünüzü, makamınızı, arkanıza aldığınız rüzgarları bu milletin sırtına hançer gibi saplamayın.
Bunu da çok net bir yere yazın: Bu halkın ahı yerde kalmaz; o haksızlık kimin sırtına binerse binsin, eninde sonunda sahibini yakar! Göreviniz yük olmak değil, o omuzlardaki yükü hafifletmektir. Gelin bu yanlıştan, bu vicdansızlıktan bir an önce dönün.
Selam dan dua ile.