CHP'de Ulusalcıların Hiç Şansı Yok
CHP, sistemin babası, sistemdeki "Türk vurgusu"nun da babası. Ahmet Taşgetiren yazısı
Etnik vurguya bir de ortak değer erozyonu ilave olduğunda gelmişiz, karşıt bir etnik milliyetçiliğin kuyusuna yuvarlanmışız.
Şimdi bu kuyudan çıkmaya çalışıyoruz.
İlginç ve ironik olan şu ki, bu sistemin babası olan siyasi camia da, daha derin bir kuyuya düşüyor.
Birgül Ayman Güler'in "Türk ulusu-Kürt milliyeti" kıyaslaması CHP'yi böyle bir anaforun içine sürüklüyor.
Ayman Güler, partinin "ulusalcı" cenahının temsilcisi gibi gözüküyor.
Ardından bir Kürt milletvekilinin istifası geliyor, başka istifalar bekleniyor.
Kılıçdaroğlu iki arada bir derede kalıyor.
Birgül Ayman Güler, ırkçılık kokmadığına kendisinden başka kimseyi inandıramadığı konuşmasını açıklamaya çalıştıkça daha derinlere batıyor.
Şu anda gözlendiğine göre medyanın önemli bir kısmı ulusalcıları dışlıyor, "Yeni CHP" söylemine fiilen kredi açıyor.
Ulusalcı cenah ise, resmen partinin elden çıktığı tedirginliğini yaşıyor.
Kılıçdaroğlu genel başkan olduğundan bu yana, ironik biçimde, onu genel başkanlığa taşıyan ve sonra tasfiye edilen Önder Sav'ın ifadesiyle "CHP, "Yeni CHP" söylemiyle eksen kayması yaşıyor."
Yakın geleceğin tahmini
Aslında CHP fiilen ve ideolojik açıdan dağılmış durumda.
Bir başkası değil, kendi kendine vurduğu yumruklarla gardı düşmüş bulunuyor.
Kılıçdaroğlu ismi artık toparlayıcı bir kişilik olmaktan tamamen uzaklaşmış halde.
Şöyle bir gelişme seyri gözüküyor:
-Medyanın da aldığı tavırla "ulusalcı cenah" savunulamaz bir konuma düşecek. (Düştü zaten.)
-Kılıçdaroğlu etrafında "yenilikçi" diye nitelenen, Kürt-Alevi ağırlıklı, biraz da siyasi ikbali orada görenler topluluğu partiye hakim olacak.
-Partinin ulusalcı tabanının bir kısmı, müthiş bir yabancılaşma duygusu içine girecek ve İşçi Partisi'ne, bir kısmı MHP'ye kayacak.
-CHP'de kalanlar topluluğu, BDP ile akrabalık ilişkileri sebebiyle ciddi bir kimlik sancısı yaşayacak. Bu süreçte ideolojik bütünleşme sebebiyle değil, siyasi hesaplarla Kılıçdaroğlu'nun yanında kalanlar da, kısa sürede yabancılaşma psikolojisi içine girecekler.
-Yine bu süreçte, varoluş çizgisinden bir hayli uzaklaşan kadrolar, "Hâlâ CHP'li olma"yı sorgulayacaklar.
-Taban bütünlüğünü kaybedecek ve...
Bana göre, Cumhuriyet döneminin bu "hormonlu" özel "serada oluşturulmuş siyasi hareket"i devrini dolduracak.
Dönüşemedi.
Dönüşebilir miydi?
Zor.
Hormondan arınınca
Hormonunu çıkardığınızda, yani devlet partisi olmaktan çıkardığınızda, CHP'nin açık-örtülü iktidar dönemlerinde oluşturulmuş hormonlu seçmen tabanını farklılaştırdığınızda CHP'nin varlık şartları ortadan kalkacaktı.
Bunun adı "Türkiye'nin normalleşmesi" idi.
CHP Türkiye ile paralel biçimde normalleşemiyor ve elementlerine ayrışıyor.
Bütün kamuoyu araştırmalarında liderlik ve güvenilirlikte Tayyip Erdoğan, Kılıçdaroğlu'na fark atıyor.
Neden?
Halk Tayyip Erdoğan'la Kemal Kılıçdaroğlu'nu yan yana koyduğunda hangi özelliği sebebiyle Kılıçdaroğlu'nu tercih etsin ki?
Soru belki de şöyle sorulmalı:
Normalleşmiş bir Türkiye'de CHP'nin varlık sebebi kalır mı?
Hele bu normalleşme, halkın bünyesindeki "hormon kanıltıları"nı tasfiye edebilirse...
Bugün
Bu haber Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com tarafından yayımlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.