Kur’an ve Âkif; Hatice İslamoğlu Erdem
Biz, Mehmet Âkif Ersoy’u hep bir şair olarak tanıyoruz. Aslında o, aynı zamanda iyi bir müfessir, güçlü bir hatip, dikkatli bir gözlemci, seyyah ve siyasetçidir.
Biz, Mehmet Âkif Ersoy’u hep bir şair olarak tanıyoruz. Aslında o, aynı zamanda iyi bir müfessir, güçlü bir hatip, dikkatli bir gözlemci, seyyah ve siyasetçidir. Mehmed Âkif bütün ömrünü, bütün varlığını vahye adamış bir hak adamı, bir Kur’ân sevdalısıdır. Mehmet Akif, hayatının hiçbir safhasında Kur’ân çizgisinden ayrılmamıştır. Kur’ân, onun hem şiirinin kaynağı, hem ahlakı olmuştur.
Eserin muhtevası ismi üzere anlaşılacağı gibi ‘Kuran’ın Mehmed Âkif’i inşası ve onun Kuran ila olan inşa süreci’ni ele almaktadır. Onun yalnızca milli şair değil, aynı zamanda bir ‘Kuran Şairi’ olduğunu her fırsatta dile getirdiğimiz bu eser, Mehmed Âkif’in hayatında Kuran’ın ne denli büyük yer kapladığının görülmesi açısından oldukça önemlidir.
‘Böyle bir esere niçin ihtiyaç duyuldu?’ sorusuna verilebilecek en güzel cevap kaynak eserler arasında Mehmed Âkif’in Kuran ile olan münasebetinin yakınlığı ve ayetlerin üzerinde uyandırdığı etkinin sonucunda kaleme alınan manzumelerle alakalı incelemelerin yok denecek kadar az olmasıdır. Mehmed Âkif’e dair yazılan mevcut eserlerin birçoğu biyografik eser veya Mehmed Âkif’in Kuran Meali ve Safahât’ı üzerine oluşturulmuş kaynaklardır. Eserimizde ön plana çıkartılan temel mesaj onun yalnızca Milli şair değil, aynı zamanda bir Kuran şairi olduğudur. Onun bu ülkenin genç yiğitlerine bıraktığı miras yalnızca İstiklal Marşı değil, aynı zamanda birçok ayetin manzum tefsiri olan Safahât’tıdır. Mehmed Âkif’in manzumelerinde ‘milletim’ olarak vurguladığı sadece bu topraklarda yaşayan Türk ırkı değil, yeryüzünde İbrahimi dava adına hareket eden bütün İbrahim milletidir. Onu anlayan, onun acılarına, dertlerine, keder ve ızdıraplarına onun ümmete sunduğu o yüce şifa kaynağından şifa bulan herkes aynı ırkın, aynı İslam ümmetinin bir parçasıdır. Mehmed Âkif milliyetçi değil, ümmetçidir. O ulusçu değil, Kuran ulusundandır. O bu toprakların yiğit kahramanlığını içinde bulunduğu ırkla, mensubu olduğu cemaatle, yapıyla, boyla, soyla, asabiyetle değil, yalnızca ve yalnızca ümmetin bir ferdi olan mümin vasfıyla yapmıştır. Onun bu ümmete üzerinde durarak vurguladığı en büyük miras, asrın idrakine söyletilecek tek ve yegâne kaynak Kuran’dır. O ilahi kitabın müfessiri, Kuran’ın yiğit şairidir. Bu düşünceler ile derlenmiş olan bu kaynak eser, Mehmed Âkif’i ‘Kuran Şairi’ yönüyle tanıtmayı hedeflemiş, okuyucu ile onun manzumelerinin derinlerinde yatan manaları buluşturarak onun ne dediği değil, ne demek istediği anlatılmaya çalışılmıştır.
Eser iki bölümden oluşmaktadır; birinci bölümde; Mehmed Âkif’in İçinde Yetiştiği İklim, Mehmed Âkif Nazarında Dönem Tahlili, Kuran’ın Âkif’i İnşası gibi konularla, şahsiyet inşasında Kuran’ın yeri ve önemi işlenir. Mehmed Âkif üzerinden bir gençlik modeli çizilir ve bu gençliğin dönemin zorlu şartlarında hangi zihni faktörler ile inşa olduğu, bu fikri ve zihni inşasında olaylara getirdiği çözümler ve bu çözümlerin sonucunda nasıl âlim, arif bir şahsiyet modeli ortaya çıkacağı anlatılır. Mehmed Âkif’in Manzumelerinin Serlevhaları Ayetler, Ayetleri Çağrıştıran Beyitler, Kuran ile İlgili Sözleri, Ayetlerden İlham Alınarak Kaleme Alınan Manzumeler gibi başlıklarla Mehmed Âkif’in başyapıtı olan ‘Safahât’ eserinde ki manzumelerin ilk bakışta görünmeyen boyutu, manzumelerin Kuranî çerçeveyi esas alarak vahiy gözlüğü ile nasıl okunması gerektiği işlenmektedir.
İkinci bölümde ise; Mehmed Âkif’in Tefsir Yazılarında ve Vaazlarında Geçen Ayetlere Verdiği Mealler, kendine has beliğ bir üslup ile anlatılmıştır. Bu çeviri ayetlerin tamamı; ‘Mehmed Âkif’in meali bugün elimizde olsa idi nasıl bir meal olurdu?’ sorusuna bir nebze olsun cevap niteliğindedir. Mehmed Âkif’in Vaaz ve Hutbelerinde Geçen Ayetlere Verdiği Mealler’üzerinden yaptığı tefsirler, muhatabını o dönemin zorlu yıllarına götürerek, iç dünyasında sıkıntı ve buhran yaşayan okuyucuya onun hutbelerinde yansıttığı tevekkül ve sabır ile yeniden ümit ve ışık verecektir.
Dileğimiz odur ki içerisi ilimle, irfanla, hikmetle dolu olan sayfalar manasına gelen ‘Safahât’ anlaşılmaya, anlatılmaya, okunmaya ve okutulmaya okuyucuları bir adım daha yakınlaştırır.
Canlı ve diri bir kalple Mehmed Âkif Ersoy’un yürüyen duaları olmak temennisiyle.
Milat Gazetesi / Hatice İslamoğlu Erdem
Bu haber Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com tarafından yayımlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.