Fikir
Giriş Tarihi : 25-09-2026 17:52

Manevi değerlerimizi talan ediliyor, ailemize sahip çıkmalıyız!

Psikolog Hüseyin Kaçın, Batı medeniyetinin İslam dünyasındaki ekonomik sömürünün ardından şimdi de aile ve ahlaki değerleri hedef aldığını belirterek, "Batılı kavramlarla düşünmeyi bırakıp kendi medeniyet kodlarımıza dönmeliyiz.

Manevi değerlerimizi talan ediliyor, ailemize sahip çıkmalıyız!

 Ailesini koruyamayan bir millet vatanını da koruyamaz" uyarısında bulundu.

Küresel sermaye ve uluslararası kuruluşların fonladığı LGBT hareketleri ile Türkiye'de yürütülen "Ailem Güvende" operasyonlarının yankılarını değerlendiren Psikolog Hüseyin Kaçın, Milat Gazetesi Ankara Temsilcisi Özlem Doğan'a çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Aile kurumunun sistematik bir ifsat hareketiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Kaçın, küresel güç odaklarının çocukları ve gençleri cinsiyetsizleştirerek manevi köklerinden koparmayı amaçladığını kaydetti.

 

"Ekonomik sömürünün ardından manevi talan başladı"

Batı'da geleneksel aile yapısının çöktüğüne dikkat çeken Hüseyin Kaçın, bu yıkımın Doğu ve İslam coğrafyasına ihraç edilmek istendiğini söyledi:

 

Asıl hedef aile: Küresel sermayenin aktardığı devasa bütçelerin hak arayışıyla ilgisi olmadığını savunan Kaçın, "Batı medeniyeti İslam dünyasının ekonomik zenginliklerini nasıl sömürdüyse, şimdi de manevi zenginliklerini, ahlaki değerlerini ve ailevi bağlarını talan etme derdine düştü. Öncelikli hedef medeniyetimizin kalesi olan ailedir" dedi.

 

Cinsiyetsizleştirme projesi: Eşcinsellik hareketlerinin ideolojik bir yapılanma olduğunu belirten Kaçın, amacın nesilleri deistleştirmek, cinsiyetsizleştirmek ve iradesiz mankurtlara dönüştürmek olduğunu dile getirdi.

 

"Dijital mecralar gençlerin zihnini kuşatıyor"

Postmodern kültürün aileyi "baskıcı ve çağdışı" göstererek itibarsızlaştırmaya çalıştığını belirten Kaçın, sosyal medya ve dijital platformlardaki tehlikelere dikkat çekti:

"Günümüzde Allah'ın varlığı ve kutsal değerler tartışılabilirken, eşcinsellik dokunulamaz bir dogma gibi dayatılıyor. İnternet ve fenomenler aracılığıyla lise ve üniversite çağındaki gençlere kontrolsüz bir özgürlük yanılsaması sunuluyor. Anne sevgisinden ve baba otoritesinden yoksun büyüyen çocuklar, dijital platformlardaki erken yaş +18 içeriklerle derin ruhsal yaralar alıyor."

 

"Eşcinsellik biyolojik kader değil, ailevi süreçlerle ilgilidir"

Tıbbi ve psikiyatrik çevrelerin üzerinde uluslararası bir baskı kurulduğunu savunan Kaçın, cinsiyet değiştirme operasyonları yerine onarım terapilerine öncelik verilmesi gerektiğini ifade etti:

"Eşcinsellik doğuştan gelen kaçınılmaz bir biyolojik yazgı değil; ruhsal, çevresel ve ailevi süreçlerle biçimlenen bir işlev kaybıdır. Tıbbi kuruluşlar hormon tedavileriyle çocukların cinsiyetsizleştirilmesine ve cinsiyet değiştirme ameliyatlarına onay vermemeli. Ergenlerin iyileşmesine yönelik onarım terapileri, psikolojik destek merkezleri ve aile danışmanlıkları güçlendirilmelidir."

 

Kapatılan dernekler ve diplomatik tepkiler

Türkiye'deki operasyonlar sonucu bazı derneklerin kapatılmasına Batılı diplomatik misyonlardan gelen tepkileri de değerlendiren Hüseyin Kaçın, "Kapatılan derneklere Avrupa büyükelçiliklerinin gösterdiği aşırı tepki, bu yapıların doğrudan Batı'nın kültürel karakolu ve istihbarat aparatı gibi çalıştığını ortaya koyuyor. Bu küresel kuşatmaya karşı psikolojik üstünlüğü sağlamanın yolu, Batılı kavramlarla düşünmeyi bırakıp kendi medeniyet değerlerimize, Kur'an ve Sünnet çizgisine sarılmaktan geçmektedir" ifadelerini kullandı.

Kaynak: Milat Gazetesi - Özlem DOĞAN

adminadmin