Mısra 263: Hayattan Yok Çıkarım
'kitaplar yüzünden çok acı çekiyorum esat ağabey derdi. sanki hepsi benim için yazılmış.”
Oysa... çıkarlarını düşünmeyenler unutulacaklardır. Her
olayda bir kenara çekilenler gerçekten de bir kenarda kalacaklardır.
Yaptıkları işlerin gizli kalmasını isteyenler, bunda
başarıya ulaşacaklardır. Kimse, onların varlığıyla tedirgin
olmayacaktır. Bir gün öldükleri zaman, arkalarında küçük
bir iz, bir anı, bir gözyaşı, bir eser bırakmadan yok olacaklardır.
Gazetedeki ölüm ilanı bile, yedinci sayfada bir kenarda
kalacak, kimsenin gözüne çarpmayacaktır. Hayattan
çıkarı olmayanların, ölümden de çıkarı olmayacaktır.
Ölümbile onların adlarını duyurmaya yetmeyecektir. Herkesin
mezarında güller ve menekşeler büyürken, onların mezarlarını
otlar bürüyecektir. Mezarları bir kenarda kalmasa bile,
büyük ve muhteşem anıtların arasına sıkışıp kaybolacaktır.
Cennetteki muhallebicide de garson onlarla ilgilenmeyecektir.
Ağız tadıyla bir keşkül yiyemeden masadan
kalkacaklardır. Gene de garsona bir bahşiş bırakmak zorunda
kalacaklardır. Hayattan çıkarı olmayanların hayatı, çık-
maza sürüklenecektir. Kendini beğenmişliğin cezasını daha
bu dünyadan çekmeye başlayacaklardır. Sıkıntılarını kimseyle
paylaşmasını bilmedikleri için, yalnız başlarına ıstırap
çekeceklerdir. Duygu alışverişinden nasipleri olmayacaktır.
Duygusuz, hareketsiz, tatsız bir hayat yaşadıkları sanılacaktır.
Istırapları, ne yüzlerindeki çizgilerden, ne de saçlarının
beyazlaşmasından anlaşılacaktır. Çektikleri acılarla, yüzlerinin
buruşmasına, saçlarının beyazlaşmasına izin verilmeyecektir.
Güldükleri zaman sevinçli, ağladıkları zaman kederli
oldukları sanılacaktır. Hayattan çıkarları olmadığı da asla
kabul edilmeyecektir. Böyle bir yanlışlığa düşülmeyecektir.
Aslında, hayattan çıkarları olduğu ispat edilecektir; çıkarlarını
korumak için canları çıktığı halde, bunu beceremedikleri
için, çıkarlarıyokmuşdabirşeybeklemiyormuşçasınagillerde n
göründükleri yüzlerine vurulacaktır. Onlar da bu
saldırılara bir karşılık bulamayacaklardır. Kendilerini yokladıkları
zaman, bütün ileri sürülenlerin gerçek olduğunu,
hayatlarını boş yere harcadıklarını, ne yazık ki artık çok geç
kaldıklarını onlar da açık ve seçik olarak göreceklerdir. İşte
o anda dahi, delice bir harekette bulunmalarına, anlamsız
bir hayatı anlamlı bir şekilde bitirmelerine göz yumulmayacaktır.
Kendilerini öldüremeyeceklerdir. Onlara anlatılacaktır
ki, böyle bir davranış bütün yaşantılarıyla çelişki içindedir,
gerçekle bir ilgisi yoktur: kendilerini öldürürlerse, onlar
hakkında varılan isabetli yargıları çürütmek için gene
boş bir çaba göstermiş olurlar. Bu hiçbir şeyi değiştirmez.
Onlar, bu rezilliğe de katlanarak sürünmeye devam edeceklerdir.
Hayatlarıyla yanlış olanların ölümleriyle doğru olmalarına
imkân var mıdır? Hayattan çıkarı olmamak, hem
Tanrının hem de insanların gözünde affedilmez bir suçtur;
gelişip yayılmaması için gerekli her türlü tedbir alınacaktır.
Bütün tarih, bütün iktisat, bütün sosyoloji, bütün psikoloji,
kısaca bütün lojiler, hayatın çıkarcılığa dayandığını göster-
mek için yırtınacaklardır, yırtınmalıdırlar. “Ben çıkarıma
bakarım” diyeceksiniz, bunun için “Babamı bile tanımam”
diyeceksiniz. Kimseyi tanımayacaksınız; hele hayattan çıkarı
olmayanları hiç!
tutunamayanlar / OĞUZ ATAY, sf.201 -202
Bu haber Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com tarafından yayımlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.