&ÖLÜM VURUŞU&
Şeytan bir gün uyuyakalır
İblisin tutkusu;İnsanoğlunu en iç sızlatıcı ve yüz kızartıcı biçime sokup yere sermek.
İlk çağ medeniyetlerinde, nasıl kölelerin ve esirlerin gözyaşları ve acılarıyla oluşum bedeli ödenmişse,yaşadığımız çağda da bedel ödeyen kesimler,iblisin tutkusuna kapılıp, en iç sızlatıcı ve yüz kızartıcı hale sokulup,topluma çok yararlı olabilecekken “Hiç”leştirilmektedir.
Teknoloji ve toplumsal refah seviyeleri bazı sınflar için artarken,bir kesim, olanla yetinmeme sonucu farklı arayışlara sürüklenmekte,diğer kesim ,o çok özenilen sınıfa dahil olabilme hayalleriyle,felaket ve sefaletin iki zıt kutbunda,ruhlarını ve bedenlerini açaltarak,beyinlerini uyuşturmaktadırlar.
Bohem hayata özen,sınırsız özgürlük isteği,toplumsal,etik ve sosyal düzene başkaldıran küskün ruhların,kendilerini deşarj etme istekleri onları kötü sonun başlangıcına sürükleyen en önemli sebeplerdir.
Her şey olup bittikten sonra oluşumun seyir defterine bakmak çok da anlamlı değildir.O nedenledir ki “gençlik ve uyuşturucu dosyası” daha bir özenle açılmalıdır.
Uyuşturucu ve keyif arttırıcı madde kullanım yaşının 11’lere düştüğü günümüzde gençlere gösterilecek özen,toplumumuzun sosyal ve etik hayatının yükselmesinin tek ölçüsüdür.
Öncelikle“Altın vuruş”tabiri kullanım alanlarından çıkarılmalıdır.Bilmeden kimlerin değirmenine su taşıdığımızın farkına varmalıyız.Uyuşturucu literatüründe”Altın Vuruş”ölümden çok,keyif anını anlatır!Görsel ve yazılı medya bu kullanımla,uyuşturucu aleminin söz argümanlarını güncelleştirmektedir.
“Altın vuruşun” Türkçe tam karşılığı;”Ölüm Vuruşudur.”!
Şimdi bu isimle adlandırılsa ölüm tacirleri zehirlerini diğer tabire göre hangi oranda pazarlayabilir?
Duymaz hale getirilen,uyuşturulan beyinler!Keremin arpa tarlası gibi yanan genç bedenler.
Asıl suçlu kim?Sistem mi,kanunlar mı,aileler mi?
Karanlık düzenin akbabaları ,toplumun gençliğini parçalıyor.Bu gençlerin aklına kim düşürüyor yılan deliğinde ki zehrin acısını?
Peki ya bu gençlerin asıl sorunları ne?
_Hadi siz söyleyin dut yemiş toplum bülbülleri!
Baştan yanlış temellere oturtulmuş hayatlar onların ki.
Yokluklar,özentiler,hırslar,öfkeler, bazende verilemeyen sevgilerin maddeyle sıvanma çabası.
Arka sokak fırıldakları tarafından kıskıvrak sıkıştırılıverilen bedenler.
Ne çok hüzün var bilipte görmekten kaçtığımız arka sokaklarda.Kim yanıltıyor bu gençleri?
O en çok tutulacağı zamanlarda,onlara uzanan elleri boşluğa salıverenler.
Gençtiler,tecrübesizdiler bilemediler.Çaresiz savrulurken boşlukta,kimin eli demeden yapıştılar yabancıların katran karası ellerine.
Dudaklarında ki sevgi sözcükleri tükendi önce.Sonra yürekleri katılaştı.Kafaları zaten karışıktı.Tökezlemişlerdi bir kez,öyle bir yerde buldular ki kendilerini ne geri dönebildiler,ne düştükleri yerden kalkabildiler.
Biz bu filmi çok seyrettik.Bu oyunun sonu belli!
“Ölüm vuruşu”
Tıpkı loğar beygirini koşturtma yöntemi oyunları!
Loğar beygirini yürütmek için hayvanın burnunun ucuna havuç asılırmış.Ha eriştim ha erişeceğim hayaliyle fukarayı yürütürlermiş.Ulaşacaksın beyninde ki hayallere,mutluluğa.Kavuşacaksın paraya,pula,servete uçuş anlarında.Ha oldu ha olacak.
Sonuç;asla ulaşamazsınız o toz pembe hayallerinize çünkü beygir sadece yemsiz,gayesiz koşturtulmak için planlanmış.
Oyunun kuralı bu!
Gençler oyunu görün.Bütün üç kağıdı öğrenin hayatta, siz oynamak zorunda değilsiniz.En azından oyun ansızın karşınıza çıktığında sobelenmezsiniz.Tanırsınız gelişinden,duruşundan ,size yaklaşımların sinsi tezgahını.
Söze gelince kan(un)var! Düpedüz,hukuk ve sosyal bir devlette yaşıyoruz!
Bu gençleri koruyup,kollayacak,toplumcu,insancıl önlemler yaratılmalıdır.
İki ters bir düz işler!
Bırakalım gençlik yok oluyor,değerler elden gidiyor edebiyatını.Biz bu gençler için hiç bir şey yapmıyoruz.Çelişkiler,çatışmalar arasında yok olan gencecik bedenleri dışlamaktan başka.
Gözden çıkarılan,,horlanan kimlikler.Bakın etrafınıza bakın kendinize .Tencere dibin kara benim ki senden kara!Halindeyiz....
Devletin hesapsızlığı,ailelerin ilğisizliği,kanunların çelişkileri,gençlerin“ters yön zihniyetleri”değiştirilmeli.
Benim çocuğum yapmaz demeyin! Yapar !
Hiç ummadığınız bir anda çarpışırsınız gerçeklerle.
İyi izleyin çocuklarınızı.Emin olun sizden daha denetimli izleyenler var onları.
Niyeti bozuk gözler.
Her tarafın kendine göre çıkar hesabı var o bedenlerde.
Taraflar belli!
Kazananlar,kaybedenler,göz yumanlar,posta koyanlar,Bakanlar,Bakmayanlar belli!
Bu oyunda güçlü olan kazanır,diğer figüranlar ezilmeye ve yok olmaya mahkumdur.
Güç= Para !
Her şeyin dizginlerini elinde tutan yegane gerçek.
Bu nokta da dokundurmadan geçemeyeceğim.Benim sövgümde Lidyalılara!
Ne gerek vardı da buldunuz para denen illeti!İnsanoğlunun başına gelen tüm kötülüklerin baş nedeni o değil mi?
Peki sorun bu kadar açık ve net ortadayken çözüm ne ?
Çözüm;Eğitim!
Ne diyordu Ali Şeriati; “Okuyun diyor okuyun çünkü mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor!”
Eğitimin olmadığı yerde boşluğu dolduranlar tek “ölüm vuruşuyla”alıveriyorlar zamansız canları.
Ben mi ne yapıyorum? İlahi ben!Hariçten gazel okuyorum işte.Tek istediğim hiç birinin hayatı acıklı bir gençlik hikayesi olarak kalmasın .Toplum olarak,aile,okul,devlet olarak öyle bir şey yapalım ki değişsin hikayelerin sonu.
Oturup kurtlar sofrasında takipsiz gençleri yiyen kan emicileri seyretmeyelim.
Sen Genç Arkadaşım;Adaletsizliğe,eşitsizliğe,farklılıkların o dayanılmaz ayrımcılığına gel beraber karşı koyalım.Birlikte direnelim.
Değerlisin,benim için,ailen için,toplum için değerlisin!
Aziz Nesin şöyle seslenir gençlere; “Gençler her ne sorun yaşarsanız yaşayın sizi anneniz kadar sevecek ve babanız kadar merak edecek hiç kimse yoktur”
Herşeyi yaşayıp tecrübe edecek kadar uzun değil yaşam.Nasihatlerden ,yaşanmışlıklardan ders almayı öğrenin.Her ne kadar Atalarımız;Bir musibet bin nasihatten iyidir demişse de,her sözün yerinde ağırlığı olduğunu hatırlayın.
Bu musibetin kazandıracağı tecrübeyi görme gibi bir şansınız yok!
Hayata son bakışınız adı güya “Altın vuruş”olan eylemle tek benzerliği renk kombinesinde olan çukurda son bulmasın...
Buyrun, ya hep birlikte gidelim ölen gençlerin cenaze namazına! Ya da;
İnsan insanın kurdu olmazsa,insan insanın umudu olabilir deyip,her koşulda beraberce beyaz bayrak açalım gençliğin kurtuluşuna.
İblisin tutkularına uşaklık etmektense Adem’in onurunu koruyalım toplumca!
Ve Nazım Hikmet’in sözlerini hatırlayalım;.......
Yaşamakta ayak direyeceksin,
Belki bahtiyarlık değildir artık,
Boynunun borcudur fakat
Düşmana inat bir gün fazla yaşamak.....
Bu haber Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com tarafından yayımlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.