Yıllarca afrika ülkelerinin tüm doğal zenginliklerini sömüren bu asalak toplumun artık kendi gerçekleriyle yüzleşme zamanı gelmiş görünüyor.. Paris, onlarca yıl boyunca Afrika'daki ve eski sömürgelerindeki imtiyazlı konumunu; ucuz ham maddeleri, kontrol ettiği para birimlerini ve zahmetsiz kaynak akışını bir refah kalkanı olarak kullandı. Afrika'nın zenginliği, Fransız vatandaşının çalışma saatlerini kısalttı, emeklilik yaşını düşürdü ve sosyal güvenlik ağını ördü.
Bu durum uzun yıllar Paris'in örnek bir başkent olarak anılmasını sağladı. Hatta bugün bile dilimize pelesenk olan 'Ortadoğu'nun Paris'i' gibi anlamsız analojiler kurmamızda anahtar kelime haline geldi.
Ancak küresel dengeler değişti. Afrika'da yükselen anti-sömürgeci dip dalgası ve değişen aktörler, Paris'in o alışkın olduğu bedava kaynak vanalarını tek tek kapattı. Küresel sanayi ve teknoloji rekabetinde de ivme kaybeden Fransız ekonomisi, içeride dağıttığı cömert sosyal devlet paketini artık finanse edemez hale geldi. Yani bugün Fransa, sömürge refahıyla beslediği sisteminin tıkanmasını ve rekabet gücünü yitiren bir ekonominin ağır faturasını ödüyor.
DEMOKRASİ DERSİ VERENLER ŞİMDİ SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI UYGULUYOR..!!
Mesele sadece ekonomik çöküşle de bitmiyor. Kriz, Fransa'nın yıllardır dünyaya pazarladığı sözde 'özgürlükler ülkesi' imajındaki makyajı da söküp atıyor.
Başka ülkelere insan hakları, protesto özgürlüğü ve demokrasi konusunda adeta kibirli bir öğretmen edasıyla vaaz veren Paris yönetimi, kendi sokakları karışınca ne yapıyor?
Birçok vilayette sokağa çıkma yasakları ilan ediliyor, polis şiddeti tırmandırılıyor, olağanüstü tedbirler devreye sokuluyor. Dünyaya demokrasi dersi verenlerin kendi halkına sokağa çıkmayı yasaklaması, diplomasideki o tanıdık ikiyüzlülüğü bir kez daha tescillemiyor mu?
AVRUPA İÇİN ACI BİR FRAGMAN
Bundan sonra ne olacağını kestirmek zor değil. Sosyal haklarından zerre kadar taviz vermek istemeyen bir halk ile bütçesindeki devasa delikleri kapatmak zorunda olan bir hükümet... Bu kilitlenme, Fransa'yı daha uzun süre siyasi bir türbülansa mahkûm edecek. Merkez siyaset eridikçe uç noktalar güçlenecek, toplumsal fay hatları daha da derinleşecek, ırkçı partilerin yükselişi sürecek.
Üstelik bu ateş Paris ile sınırlı kalmayacak.
Londra'dan Roma'ya kadar tüm Avrupa; yaşlanan nüfus, rekabet edemez sanayii, enerji krizi ve sürdürülemez sosyal harcamalar kıskacında kıvranıyor. Fransa sokaklarında yükselen dumanlar, aslında tüm Avrupa'nın kendi konfor alanının sonuna geldiğinin göstergesidir.
Paris bugün yanıyor olabilir; ancak bu yangın, yarın tüm kıtanın kapısını çalacak devasa bir krizin sadece fragmanıdır.
ŞİMDİ SİZE KOLAY GELSİN BİZ HİÇ DE ENDİŞELENMİYORUZ..