Aday olabilmek uğruna Ankara’da yürütülen kulis trafiğinden hararetle söz ediyor, işin başkent ayağını “Fendon” kod adlı esrarengiz ismin yürüttüğünü anlatıyordu.
Kim olduğunu sorduğumda, “O bizim her şeyimiz, sırf ifşa olmasın diye kod adıyla bahsediyoruz” cevabını almıştım.
Saçı sakalı şarkıcı Fedon’a benzetildiğinden o lakapla anılan hacı abi, hastanede muayene olurken doktoruna içini dökmüştü.
Vaktiyle milletvekilliği yaptığından, Ankara’daki derin nüfuzundan, söz konusu aday adayına nasıl Piar faaliyeti yaptığından kulislerinin yakında nasıl meyve vereceğinden bahsetmişti.
Doktor beni arayarak, Samsun siyasetini adeta mikser farz edip karıştıran, şehrin kendi tabii dinamiklerini felç eden, işi ticarete dökerek aday pazarlayan aktörün kimliğini tespit etmiş oldum…
Geçmişine baktığımızda gazeteci Murat Ağırel’in 30 Ocak 2021 tarihli “Ödenen kiralar, yetim hakkıdır!” başlıklı yazısındaki ibretlik satırlar karşımıza çıkıyor.
Fendon, Melih Gökçek döneminde belediyenin ANFA şirketine Ankara Karacaören’deki 20 dönümlük boş arazisini fidanlık yapılacağı gerekçesiyle kiralamış; üç yıl boyunca çivi dahi çakılmayan bu arazi için yüzbinlerce lira kamu kaynağı aktarılmıştı.
Yönetim değiştiğinde savcılığa taşınan dosya ise şaşırtıcı biçimde bilirkişinin “kamu zararı tespit edilemedi” mütalaasıyla takipsizlikle kapatılmıştı.
Vicdanları kanatan tablo buydu: Bir yanda tüyü bitmemiş yetimin hakkı, diğer yanda hukukun açıklarından istifade edilerek aklanan nüfuz ticareti.
Şimdi bu zihniyet Samsun semalarında dolaşıyor…
Melih Gökçek’i Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanı yapan bir isimden bahsediyoruz…
Samsun’da bir belediye başkanına referans oldu ve aday olmasını sağladı…
Şimdi ise Samsun’da rektör atamalarına müdahil oluyor, hedefe ulaşabilmek adına;
Önüne kim gelirse ezip geçiyor; orantısız güç kullanıyor, uydurma haberlerle diğer adayların önünü kesmeye çalışıyor; tam Sağcı Muhafazakar Ahlak yapısıyla hareket ediyor…
“Fendonizm”, siyaset ve bürokrasi koridorlarında davanın, fikrin ve ahlakın yerini kişisel rantın, kapalı kapı kulislerinin ve nüfuz ticaretinin almasını hicveden kavramsal bir tanımlamadır.
Özellikle yerel siyaset ile merkez bürokrasisi arasına kurulan gayriresmî köprüyü ve bu köprüden beslenen “aracı tüccar” tipolojisini ifade eder.
Kavramın sacayakları şu temel unsurlar üzerine oturur:
1. Nüfuz Tüccarlığı – Komisyonculuk;
Fendonizm; liyakati, halkın teveccühünü veya teşkilat emeğini tamamen bypass eder. Başkentteki geçmiş bağlantılarını, eski unvanlarını veya tanıdık ağını birer "ticari meta" gibi pazarlar.
Belediye başkanlığı, bürokratik kadro veya rektörlük gibi kritik makamları hak edenlere değil; kendisine maddi/manevi bağımlı kılacağı kişilere açmayı hedefler.
2. Kutsallarla Kamufle Edilmiş Ticari Pragmatizm
En tehlikeli vasfı, dili ve retoriğidir. Dışarıdan bakıldığında dava, millî irade, muhafazakârlık ve beka söylemleri en üst perdeden kullanılır; ancak arka planda işleyen tek kural menfaat ve faydacılıktır. İnanç ve değerler, yapılan usulsüzlüklerin ve imtiyazların üstünü örten koruyucu bir zırha dönüştürülür.
3. Kabilecilik ve Dar Kolonyalizm Aklı
Kamusal kaynağı veya gücü elde ettiği anda bunu genele değil, yalnızca kendi "akraba, hısım ve sadık dar çevresine" tahsis etme refleksidir. Kendisinden olmayana, sorgulayana veya bağımsız liyakat gösterene hayat hakkı tanımaz; itibarsızlaştırma ve kumpaslarla önlerini keser.
4. Denetimsizlik ve Kılıfına Uydurma Mahareti
Fendonist akıl, hukukun ve bürokrasinin açıklarını çok iyi bilir. Kamuya ait bir kaynağı şahsi çıkara aktarırken (fidanlık kılıfıyla kiralanan boş araziler, naylon danışmanlıklar gibi) kitabına uydurmayı başarır; vicdanları yaralayan tabloları "bilirkişi raporlarıyla" aklamayı meziyet sayar.
Özetle Fendonizm; siyasetin oportünizme dönüşerek hizmet etme ahlakından kopup, bir zümrenin ikbal ve rant devşirme aparatına dönüştürülmesidir.
Şehirlerin kaderini liyakatli insanlardan çalıp, otel lobilerinde ve hastane odalarında güç vehmeden kapalı kapı simsarlarına teslim eden zihniyetin adıdır.