Stada girdiğimde hatırı sayılır sayıda taraftar gördüm ve çok mutlu oldum. Üstelik taraftarlar çok coşkulu ve etkiliydi. İlk on biri gördüğümde hem diziliş hem de kaleci dâhil kadrodaki değişiklikler nedeniyle heyecanım ve umudum arttı.
Maça kontrollü bir oyun tercih ederek başladık. İyi de oynuyor, iyi mücadele ediyorduk. Maçın başından beri Sousa başta olmak üzere birçok oyuncumuz sürekli faullere maruz kaldığı hâlde hakem kartına başvurmadı.
Ne var ki maruz kaldığı fauller nedeniyle sinirleri bozulan Sousa, yaptığı ilk faulün ardından sarı kartla cezalandırıldı. Devamında alkış, ikinci sarı kart ve işler değişti. Büyük umutlarla Samsunspor’a getirilen ancak iki yılda iki kez ilk on birde sahaya çıkamayan Sousa, bizleri hayal kırıklığına uğratmaya devam ediyor.
Takımımız çok iyi mücadele etti ancak hakemlerin yanlı tutumunun da etkisiyle rakibin baskısına maçın sonuna kadar direnemedi. Maçın hakemi ve VAR hakemi, yanlı kararlarıyla sonuca etki etti.
Maçın yayıncı kuruluşu da bu kayırmada geri kalmadı. Özellikle penaltı pozisyonunda eksik gösterdiği görüntüler ve maç sonundaki yanlı yorumlarıyla organize bir şekilde konuk takımın lehine çalıştığını gösterdi. Hem hakemlerin hem de yayıncı kuruluşun tutumu maçın önüne geçti.
Maçın başlarında rakip takım oyuncularının, oyuncularımızı sindirmek amacıyla yaptıkları faulleri görmezden gelen hakem, bizim hemen hemen her hareketimize faul çaldı.
VAR'ın, o görüntülerle penaltı kontrolü için hakemi nasıl çağırdığını anlamış değiliz. Yayıncı kuruluştaki eski hakem de Trio programında, sanki bir hakem gibi değil de kurşun asker gibi değerlendirme yaptı.
Tartışmalı pozisyonlardan birinde rakip defans oyuncusu, forvet oyuncumuzun omzuna basarak yükselmiş. Oyuncumuz dengesini kaybettiği için kolu açılmış ve rakibin kafasından seken top oyuncumuzun koluna çarpmış. Hakem ise elle oynama kararı vermiş.
Yayıncı kuruluşun yorumcusu olan eski hakem, bu pozisyon için “Hakem doğru karar verdi.” diyor ancak rakip oyuncunun, oyuncumuzun omzuna basarak yükseldiğini ve dolayısıyla bu pozisyonda Samsunspor lehine faul verilmesi gerektiğini söylemiyor.
Penaltı pozisyonu için ise “Kol doğal konumda değil, penaltı doğru karar.” diyor ancak VAR protokolüne göre hakemin çağrılması için kesin ve bariz bir delil bulunması gerektiğini söylemiyor.
Oysa pozisyonda topun oyuncumuzun eline değip değmediği, birkaç açıdan bakıldığında bariz bir şekilde belli değil. Buna karşılık bir açıdan topun oyuncumuzun eline değmediği açıkça görülüyor. Yayıncı kuruluş ise işte bu açıyı hakeme göstermiyor.
Samsunspor'un bu maçta uğradığı haksızlık, federasyon başkanının daha önce yaptığı şu açıklamanın bir sonucudur: “Hakemlere söyleyeceğim şey şu: Eğer Trabzonspor ile Diyarbakır oynuyorsa, cüzi de olsa bir takdir hakkın varsa bu hakkını Diyarbakırspor'dan yana kullanacaksın…”
Evet, Samsunspor başkanına, takımın kaliteli oyuncularını gönderdiği için kızıyoruz. Açıkçası ben de hem Ntcham'ın hem de Makoumbou'nun takımın el freni olup oyunu yavaşlattığını düşündüğüm için gitmelerini istiyordum.
Madji'yi ise yetersiz bulduğumdan dolayı gönderilmesini ve yerine daha iyilerinin alınmasını istiyordum. Fakat şimdi maalesef bu oyuncuları bile arar duruma geldim.
Şu an bu konu konuşuluyor ancak bu üç oyuncunun geri dönmesi, Samsunspor'u Süper Lig'de tutmaya yetmez. Hem daha kaliteli hem de daha fazla sayıda tecrübeli oyuncuya ihtiyacımız olacak.
Evet, bu maçta yenildik ancak benim bu maça giderken ligde kalma ümidim, şu ankinden daha düşüktü. Yani takımın mücadelesi beni tekrar umutlandırdı. İlk yarıda alabildiğimiz kadar puan alıp ikinci yarıya umutlu girmemiz gerekiyor.
Samsunspor Başkanı Sayın Yüksel Yıldırım, “Kimse endişe etmesin. Devre arası gereğini yapacağım…” diye söz vermiş. İnşallah sözünde durur.
İkinci yarıda en iyi ihtimalle 30 puan alabiliriz. Bu nedenle ne yapıp edip bizi ligde tutacak puanları bu devrede kazanmamız gerekiyor. Bunun için devre sonuna kadar en az üç maç kazanmamız şart.
Bu kadroya üç ila beş takviye yaparak ikinci yarıda 30 puan kazanabilir miyiz? Kazanırsak ligde kalabilir miyiz? Bunu zaman gösterecek. Ancak işimizin zor olduğunu ortaya koymak ve fikir jimnastiği yapmak amacıyla düşüncelerimizi yazıyoruz.
Adnan ÖZ