Akran Zorbalığı

Özlem Gürbüz

17-02-2024 10:59

Hiç düşündünüz mü, bu akran zorbalığının altında yatan sebeplerin ne ya da neler olabileceğini?

Öncelikle "akran" sözcüğünün anlamını öğrenmekte fayda vardır. Nedir bu "akran"? Gelin öncelikle bu sözcüğün kökenine ve anlamına hep beraber bakalım.

 

Arapça "krn" sözünden gelen "akran"; "eşler, yaşıtlar" sözcüğünden alıntıdır. TDK'ya göre "akran" kelimesi kullanıldığı yere göre üç farklı anlama gelir. Bunlar ; "yaşıt", "rütbeleri ya da görevleri aynı olan kimseler", "arkadaş", "dost".

 

Peki ya "zorbalık"? Adından da anlaşılacağı üzere "zorbalık", hepimizin de bildiği üzere; bilinçli olarak başkalarına yapılan sözel, fiziksel saldırı, taciz veya manipülasyon yoluyla yani başkalarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak yoluyla etkisi altına almak anlamına gelir.

 

Biri olumlu anlam taşırken, diğeri olumsuz anlam taşımakta ve bu ikisi de aynı anda uygulanabilir bir hale gelmiş durumda. Nasıl mı?

Haydi bunu da örneklerle açıklayalım.

Günümüzde ne yazık ki akran zorbalığı dünyanın hemen hemen her yerinde yapılıyor. Öyle ki, izlediğimiz yabancı ve yerli sinemalarda bile bunu görebiliyoruz. Hatta o sahneleri izlerken nasıl da içimiz acıyor değil mi? "Yazık çocuğa yaa" falan diyoruz. Dikkat ettiniz mi, "çocuk" kelimesini kullandım. Çünkü çocuklar arasında bu durum bir hayli yaygınlaştı. Özellikle okullarda ve mahallelerde çocuklar arasında şaka amaçlı da olsa bilinçsizce yapılan can yakıcı davranışlara her an her yerde görerek veya duyarak şahit olabiliyoruz. Özellikle de en çok sessiz ve sakin çocuklara bu davranışlar yapılmakta. Niye peki sessiz ve sakin çocuklara? Çünkü tabiri caizse "şımarık" bir çocuk, karşısındaki diğer sessiz ve sakin çocuğa ne yaparsa yapsın o çocuğun kendisine karşılık veremeyeceği bilincindedir. Keşke sadece bunun bilincinde olmayıp, aynı zamanda da yaptığı davranışın ne kadar zarar verici bilincinde de olsaymış. Biliyorum, şu an bu satırları okurken içinizden "Keşke"yi geçiriyorsunuz. Oysa bu keşkeleri bizler ortadan kaldırabiliriz. Bu mümkün. Nasıl mı?

 

Her şeyin başı "eğitim" diyoruz ya hani, aslında hepimiz eğitim ile her şeyin çözülebileceğinin farkındayız. Okullardan önce evler, insanların ilk eğitim yuvasıdır. Kişi, ailesinden ne görürse çevresindekilere de gerek davranışlarıyla gerekse konuşma tarzıyla onu yansıtır. Aile hepimizin aynasıdır bu durumda, bize yansıyan ne ise onu gösteririz. Bir evde şiddet ve kavga varsa, o evde yetişen çocuk da zaman geçtikçe şiddete ve kavgaya meyilli hale gelir. Ama bir evde saygı, sevgi, huzur ve sükunet varsa o evde yetişen çocuk da aynı şekilde çevresine karşı yetiştirildiği şekilde olur ve yaşamına öyle de devam eder.

 

Hiç unutmuyorum, ben çocukken ilkokula gittiğim zamanlar; "çatal mı, kaşık mı?" sorusunu hemcinsim olan bir akranım bana sormuştu. Benim de ilk aklıma gelen cevap "çatal" olmuştu. Bunun üzerine soruyu soran akranım bana gözlerimi kapatmamı söyledi ve ben gözlerimi kapattığımda iki elinin de baş parmakları ile gözlerimi bastırmaya kalktı. Acıyı hissettiğim anda kendimi geri çektim, yoksa belki de şu an göremeyebilirdim. Bu olayın ardından yaklaşık birkaç sene sonra davranış içerikli ders kitaplarında; "Gözlere bastırarak şaka yapmaktan kaçınılmalıdır." cümlesine denk geldim. Belli ki bu şaka çok fazla yaygınlaşıp zarara uğratmış olsa ki, zamanla her çocuk, bu şakanın ne kadar zararlı olduğunu anlamaya başladılar ve bir daha da bunu bir başkasına yapan olmadı.

 

Bir de şöyle örneklerle açıklayacak olursam; çocuklara aslında kendilerine yapılmasını istemedikleri davranışın, bir başkasına da yapmamaları gerektiği anlatılmalı. Gelin görün ki birçok ebeveyn ne yazık ki bırakın çocuklarına bunu anlatmayı, "çocuktur, serbest büyüsün, kendi düşer, kendi kalkar, kendi yaşayarak öğrenir" diye diye bilinçsiz çocuklar yetiştirmeye başladılar. Düşünsenize bir çocuk, karşısındaki başka bir çocuğun canını ani ve habersizce yakacak şekilde olumsuz bir davranışta bulunuyor ve bunu da kendince "şaka" diye nitelendiriyor. Ne kadar garip değil mi?

 

 İlk eğitim yuvası her şeyden önce ailedir, sonra da okuldur. Her ebeveyn, nasıl ki biyolojik anlamda çocuk yapıp anne ve baba olabiliyorsa, yetiştirdikleri çocuğun davranışlarının eğitimi konusunda da sorumludurlar. Her ebeveyn, kendi çocuğunu gözlemlemelidir, o çocuğun kendi akranları ile anlaşması nasıl ve ne şekilde oluyor diye bunlar gözlemlenmeli. Gerçi artık günümüzde sadece çocukları geçtim, gençler arasında bile gereksiz can yakıcı el kol şakaları halen yapılmakta. Eğer bunun önüne geçilmezse, fiziksel ve psikolojik zararlar da kaçınılmaz olur.

DİĞER YAZILARI Yaşlılara Hürmetin Ve Saygının Önemi 01-01-1970 03:00 Adalet Ve Sorumluluk Dengesi 01-01-1970 03:00 Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz 01-01-1970 03:00 Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim 01-01-1970 03:00 Helallik Meselesi 01-01-1970 03:00 Bayramın Getirdiği Manevî Huzur 01-01-1970 03:00 Çocukların Dilinde Mekke Sevgisi 01-01-1970 03:00 Evren tek mi? 01-01-1970 03:00 Yuvayı Ayakta Tutan Denge 01-01-1970 03:00 Bilimin Sınırlarında Dolaşmak 01-01-1970 03:00 Geçmişten Ders, Geleceğe Umut 01-01-1970 03:00 Masum Eğlenceden Dijital Bağımlılığa 01-01-1970 03:00 Yeşil Yapay Zeka İçin Politika Çerçevesi 01-01-1970 03:00 Toplumsal Kimliğin Günlük Yüzü 01-01-1970 03:00 Eğitimle Değişen Dünyamız 01-01-1970 03:00 Boşanmaların Artışı 01-01-1970 03:00 Kadınların Tarihteki Mücadelesi 01-01-1970 03:00 Evlilikte Biz Olabilmek 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin Yerli Üretim Gücü 01-01-1970 03:00 İki Kalbin Sınavı 01-01-1970 03:00 Sessiz Kahramanlık 01-01-1970 03:00 Sessiz Derinliklerin Kalemi Aydın Benli 01-01-1970 03:00 Sağlık Huzurda Gizlidir 01-01-1970 03:00 Kırık Olsa Da Atan Bir Kalp 01-01-1970 03:00 Gerçek İnsanlık, Gerçek Merhamet 01-01-1970 03:00 Boşanmak Ve İnsanlar 01-01-1970 03:00 Bayramlar 01-01-1970 03:00 Eğri Zamanda Doğru Durabilmek 01-01-1970 03:00 Yolcu 01-01-1970 03:00 KADINLAR 01-01-1970 03:00 Hayat Çok Kısa 01-01-1970 03:00 Anksiyete'nin Sebepleri 01-01-1970 03:00 MERHAMET 01-01-1970 03:00 KÖTÜLÜK 01-01-1970 03:00 Alışverişteki Modernlik 01-01-1970 03:00 Üç aylar! 01-01-1970 03:00 Trafikte! 01-01-1970 03:00 Değişmeyen 01-01-1970 03:00 Önemseyenle Önemsemeyen 01-01-1970 03:00 Türküler 01-01-1970 03:00 İshak Paşa Sarayı 01-01-1970 03:00 Doludizgin Yıllar 01-01-1970 03:00 Düz Mantık 01-01-1970 03:00 Herkes Mi, Her Şey Mi Yorgun! 01-01-1970 03:00 Rüyalar 01-01-1970 03:00 Sokaklarda Güven 01-01-1970 03:00 Eskileri Atmak Olmaz 01-01-1970 03:00 Kusur Arayan Kusurludur 01-01-1970 03:00 Eskiye Dönmek Mi? 01-01-1970 03:00 İlginç İnançlar 01-01-1970 03:00 Bilemezsin Yâr 01-01-1970 03:00 Kalbe İşlenmişse Zulüm 01-01-1970 03:00 Zamanı Anımsıyorum 01-01-1970 03:00 Dost Acı Söyler 01-01-1970 03:00 YAZ GELDİ 01-01-1970 03:00 Tok Açın Halinden Ne Anlar 01-01-1970 03:00 Mitolojiler, Efsaneler ve Gerçekler 01-01-1970 03:00 Eğlenmeyi gerçekten biliyor muyuz? 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerimiz 01-01-1970 03:00 Kalabalıkta Bile Yalnız 01-01-1970 03:00 Kitapların Anlamlı Gücü 01-01-1970 03:00 Hangi acı unutulur? 01-01-1970 03:00 Dünya Otizm Farkındalık Günü 01-01-1970 03:00 Kalplerimiz midir kuruyan yoksa! 01-01-1970 03:00 Hayallerinizi Hayatlarınıza Katın 01-01-1970 03:00 Yalakalık da yalandan mıdır? 01-01-1970 03:00 Aşk mı, mantık mı? 01-01-1970 03:00 Çok Mu, Yoksa Öz Mü Konuşmak? 01-01-1970 03:00 Bu nasıl bir kış! 01-01-1970 03:00 Neyin Peşindeyiz? 01-01-1970 03:00 "Maşallah" Demek Zor Mu? 01-01-1970 03:00 Onlar da Evlatlarımız 01-01-1970 03:00 Önyargı mı, empati mi? 01-01-1970 03:00 Yapay Gıdalar 01-01-1970 03:00 Her Çocuk Değerlidir 01-01-1970 03:00 Paylaşmak 01-01-1970 03:00 Türbe Ziyaretleri 01-01-1970 03:00 Hayvan Sevgisi ve Bilinci 01-01-1970 03:00 Bitkilerdeki Bilimsel ve Bilinmeyen Gerçekler 01-01-1970 03:00 İnsan Hafizasi 01-01-1970 03:00 Kırmızı Nokta 01-01-1970 03:00 Küresel Isınmadaki Rolümüz 01-01-1970 03:00 Sizi Seviyor Zannettiğiniz Kişi 01-01-1970 03:00 Para'nin Satın Alamayacaği Güçler 01-01-1970 03:00 Annelik – babalik görev mi, duygu mu? 01-01-1970 03:00 Mektuplarin Evrimselleşme Süreci 01-01-1970 03:00
haber yazılımı