Annelik – babalik görev mi, duygu mu?

Özlem Gürbüz

26-04-2023 16:14

Her acıyı kaldırabilecek ve kaldıramayacak yaşlar vardır. Annesini veya babasını, veya her ikisini birden kaybeden çocuklardan tutun; aile içi psikolojik veya fiziksel şiddete maruz kalan nice çocuklar var ve bu çocuklar, yetişkinlik dönemlerine gelseler de yaşadıkları bu travmalar onlarda kalıcı bir hasara sebep olabiliyor. Burada anne ve babalara düşen görev, çocuklarına değil psikolojik veya fiziksel şiddet uygulamak; onların yanında kendi aralarında dahi tartışmamaları gerekiyor. Fakat ne yazık ki bazı ebeveynler, buna dikkat etmemekle kalmayıp, sadece kendilerini düşünerek bencilce hareket etmektedirler.

 

Sadece doğurmakla, onları yedirip içirip giydirmekle anne-baba olunmuyor; çünkü bunlar zaten biyolojik özellik olmakla beraber her anne- baba için yapılması gereken zorunlu birtakım görevlerdir. Günümüzde anneliği ve babalığı bir meslek veya kariyermiş gibi görenler bile var. Sırf annelik - babalık görevlerini yapıyorlar diye bunları dillendirip insanlara anlatarak veya sosyal medyada paylaşarak çevreye karşı iyi anne ve iyi baba imajı oluşturmayı hedeflemektedirler. Oysa her şeyden daha önemli bir şey var ki o da sevgidir. Çünkü bir bebek dünyaya gelirken ağladığında O'nu kucağınıza alıp O'na sevgi gösterirseniz ağlamayı bırakır, acıktığında da yine sevgi göstererek O'nun karnını doyurduğunuzda mutlu ve huzurlu olur. Uykusundan korkarak uyandığı zaman bile O'nu sevgi ile uyutursanız sizin O'na verdiğiniz sevginin güveni ile tekrar uyur. Sevgi duygusu hepimizin bilip de birçoğumuzun ne yazık ki farkında olmadığı yüce bir duygudur ve bu duyguya erişip mazhar olmak da hiç şüphesiz farkındalıktan geçer, yani bilinçten.

 

''Biz çocuklarımızı ne öperdik ne de onlara sarılırdık; ama onları hep uzaktan severdik'' cümlesini belki birçoğunuz bazı eski kuşaklardan duymuşsunuzdur. Peki ama o kuşakların bunu yapmalarındaki amaçları ne olabilirdi? Ben merak edip nedenini bazı yaşlılara sorduğumda bana şu cevabı verdiler: ''Çünkü çocuklarımız şımarmasınlar diye ve bize karşı çekingen olup saygılı olsunlar diye.''

 

Bir genç olarak bu konu hakkındaki genel düşüncelerimi soracak olursanız; saygının yolu sevgiden geçer. Sevgi olmazsa saygı tek başına emiraltı olarak kalır geriye. Sevgi, çocuklarınıza uzaktan bakışlarla gösterilmez; sevgi evvela yürekten hissedilir, dokunuşla... Dokunarak sevgiyi hissetiremeyen ebeveynler, ne yazık ki kuru bir kütük tanesinden ibarettirler. Çünkü bir kütüğün, bir ağaç gibi faydası olmaz; ama ağaç, gölgesini hissettirerek ona sığınan kim olursa güneşin aşırı sıcağından korumakla birlikte, meyvesi ile de sağlığa fayda ve katkı sağlar.

 

Gelelim anne-babalığı kariyermiş gibi görenlere...

Anne-babalık kariyer değil; bir hikmettir. O evladı da anne - babalara bahşeden Allah'tır. Allah veriyor o canı. İnsanlar, onların dünyaya gelmesi için sadece birer vesiledir. Hepimiz vesileler aracılığıyla dünyaya gelmiş varlıklarız. Sanmayın sakın Hz. Adem (as.) Babamız ve Hz. Havva Anamız vesilesiz yaratıldılar. Onları hem yaratan hem de onlara vesile olan da yine Allah'tır.

 

Çocuklarımızı dinleyelim, onları anlayalım. Eğer bugün onları dinleyip anlayamazsak, gün gelir onlar başkaları tarafından itilip kakılmakla kalmayıp ezilirler. Sevgimizi onlara göstermezsek, onlar doğru mu yanlış mı olduğunu test etmeden sevgiyi yanlış insanlarda aramaya başlarlar. Sevgi açlığı ne kötüdür, aslında en acı derttir sevgi açlığı çekmek... Aşk acısından bile daha derin ve daha can yakıcıdır.

 

Unutmayalım! Her güzel başlangıç 'sevgi' yolundan geçer. Yunus Emre Hazretlerinin de dediği gibi: ''Sevelim, sevilelim. Bu dünya kimseye kalmaz.''

 

Sevgi ile yaşayıp sevgi ile kalalım...

Saygılarımla...

DİĞER YAZILARI Kelimelerin Ardındaki İnsan 01-01-1970 03:00 CİTTASLOW Şehirleri 01-01-1970 03:00 Kendi Ayakları Üzerinde Durabilmek 01-01-1970 03:00 Her İzleyen Destekçi Değildir 01-01-1970 03:00 Yaşlılara Hürmetin Ve Saygının Önemi 01-01-1970 03:00 Adalet Ve Sorumluluk Dengesi 01-01-1970 03:00 Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz 01-01-1970 03:00 Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim 01-01-1970 03:00 Helallik Meselesi 01-01-1970 03:00 Bayramın Getirdiği Manevî Huzur 01-01-1970 03:00 Çocukların Dilinde Mekke Sevgisi 01-01-1970 03:00 Evren tek mi? 01-01-1970 03:00 Yuvayı Ayakta Tutan Denge 01-01-1970 03:00 Bilimin Sınırlarında Dolaşmak 01-01-1970 03:00 Geçmişten Ders, Geleceğe Umut 01-01-1970 03:00 Masum Eğlenceden Dijital Bağımlılığa 01-01-1970 03:00 Yeşil Yapay Zeka İçin Politika Çerçevesi 01-01-1970 03:00 Toplumsal Kimliğin Günlük Yüzü 01-01-1970 03:00 Eğitimle Değişen Dünyamız 01-01-1970 03:00 Boşanmaların Artışı 01-01-1970 03:00 Kadınların Tarihteki Mücadelesi 01-01-1970 03:00 Evlilikte Biz Olabilmek 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin Yerli Üretim Gücü 01-01-1970 03:00 İki Kalbin Sınavı 01-01-1970 03:00 Sessiz Kahramanlık 01-01-1970 03:00 Sessiz Derinliklerin Kalemi Aydın Benli 01-01-1970 03:00 Sağlık Huzurda Gizlidir 01-01-1970 03:00 Kırık Olsa Da Atan Bir Kalp 01-01-1970 03:00 Gerçek İnsanlık, Gerçek Merhamet 01-01-1970 03:00 Boşanmak Ve İnsanlar 01-01-1970 03:00 Bayramlar 01-01-1970 03:00 Eğri Zamanda Doğru Durabilmek 01-01-1970 03:00 Yolcu 01-01-1970 03:00 KADINLAR 01-01-1970 03:00 Hayat Çok Kısa 01-01-1970 03:00 Anksiyete'nin Sebepleri 01-01-1970 03:00 MERHAMET 01-01-1970 03:00 KÖTÜLÜK 01-01-1970 03:00 Alışverişteki Modernlik 01-01-1970 03:00 Üç aylar! 01-01-1970 03:00 Trafikte! 01-01-1970 03:00 Değişmeyen 01-01-1970 03:00 Önemseyenle Önemsemeyen 01-01-1970 03:00 Türküler 01-01-1970 03:00 İshak Paşa Sarayı 01-01-1970 03:00 Doludizgin Yıllar 01-01-1970 03:00 Düz Mantık 01-01-1970 03:00 Herkes Mi, Her Şey Mi Yorgun! 01-01-1970 03:00 Rüyalar 01-01-1970 03:00 Sokaklarda Güven 01-01-1970 03:00 Eskileri Atmak Olmaz 01-01-1970 03:00 Kusur Arayan Kusurludur 01-01-1970 03:00 Eskiye Dönmek Mi? 01-01-1970 03:00 İlginç İnançlar 01-01-1970 03:00 Bilemezsin Yâr 01-01-1970 03:00 Kalbe İşlenmişse Zulüm 01-01-1970 03:00 Zamanı Anımsıyorum 01-01-1970 03:00 Dost Acı Söyler 01-01-1970 03:00 YAZ GELDİ 01-01-1970 03:00 Tok Açın Halinden Ne Anlar 01-01-1970 03:00 Mitolojiler, Efsaneler ve Gerçekler 01-01-1970 03:00 Eğlenmeyi gerçekten biliyor muyuz? 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerimiz 01-01-1970 03:00 Kalabalıkta Bile Yalnız 01-01-1970 03:00 Kitapların Anlamlı Gücü 01-01-1970 03:00 Hangi acı unutulur? 01-01-1970 03:00 Dünya Otizm Farkındalık Günü 01-01-1970 03:00 Kalplerimiz midir kuruyan yoksa! 01-01-1970 03:00 Hayallerinizi Hayatlarınıza Katın 01-01-1970 03:00 Yalakalık da yalandan mıdır? 01-01-1970 03:00 Aşk mı, mantık mı? 01-01-1970 03:00 Çok Mu, Yoksa Öz Mü Konuşmak? 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Bu nasıl bir kış! 01-01-1970 03:00 Neyin Peşindeyiz? 01-01-1970 03:00 "Maşallah" Demek Zor Mu? 01-01-1970 03:00 Onlar da Evlatlarımız 01-01-1970 03:00 Önyargı mı, empati mi? 01-01-1970 03:00 Yapay Gıdalar 01-01-1970 03:00 Her Çocuk Değerlidir 01-01-1970 03:00 Paylaşmak 01-01-1970 03:00 Türbe Ziyaretleri 01-01-1970 03:00 Hayvan Sevgisi ve Bilinci 01-01-1970 03:00 Bitkilerdeki Bilimsel ve Bilinmeyen Gerçekler 01-01-1970 03:00 İnsan Hafizasi 01-01-1970 03:00 Kırmızı Nokta 01-01-1970 03:00 Küresel Isınmadaki Rolümüz 01-01-1970 03:00 Sizi Seviyor Zannettiğiniz Kişi 01-01-1970 03:00 Para'nin Satın Alamayacaği Güçler 01-01-1970 03:00 Mektuplarin Evrimselleşme Süreci 01-01-1970 03:00