İnanç Geni ve Fıtrat

Mücahit GÜLER

07-10-2024 14:41

19. Yüzyılın sonlarına doğru resmi olarak başlayan psikoloji çalışmalarının en önemli konularından bir tanesi Tanrı-insan ilişkisi oldu. Bu ilişkinin varlığı öncelikle inkâr edildi.

 

Çünkü bu konu metafiziğe kaçıyordu ve metafizik konuları bilimsel açıdan ispatı mümkün olmadığı için kabul edilmiyordu.

 

Böylece Tanrı'dan bağımsız insanı tanımladılar, sonra bu insana hayatı nasıl yaşaması gerektiğiyle ilgili reçete (ideolojiler) sundular. Aradan yaklaşık bir asır geçti ve baktılar ki yazılan reçete fayda yerine zarar getiriyor. İnsanlar insanlıktan çıkıyor! İnsanların bunalımına ve varoluşsal krizlerine çözüm üretmek bir yana üretilen çözümler! sorunları daha fazla artırmaktadır.

 

Teknoloji ve bilim geliştikçe insanların daha iyi bir insan olması gerekirken hayvanların yapmayacağı şeyleri yaptıklarını gördüler. Bu bataklığın içerisinde daha az hata yapan ve daha iyi bir insan olan bireylerin dindarlık algılarının yüksek, Tanrı'ya bağlılıklarının ise güçlü olduğunu öğrendiler.

 

Bu durum psikoloji çalışmalarının yönünü başka bir noktaya çekti. Din ve Tanrı algısı insanları neden bu kadar etkiliyor? Din ve Tanrı algısı insanların davranışlarını bu kadar kuvvetli bir şekilde kontrol altında tutmayı nasıl başarıyor?

 

Bu soruların cevapları psikologların dine bakış açısına göre değişmektedir. Bazıları kötü baba figürü (Freud) ile, bazıları kollektif bilinç (Jung), bazıları Tanrısız bir din (E.From) ile, bazıları da Tanrı'nın varlığını insanın bir tabiatı kabul ederek (hümanist psikologlar) bu sorulara cevap verdi.

 

Bu çalışmalardan en önemli konulardan bir tanesi de "Tanrı geni" kavramı oldu. Gen, hücrenin kalıtımsal karakterini taşıyan ve zamanı gelince ortaya çıkan kalıtım faktörleridir. D. Hammer "Tanrı Geni" adlı çalışmasıyla maneviyat genine ulaştığını iddia etmiştir. Maneviyatın insanlar nazarında sağlıktan daha önemli olmasını bu genlere bağlamaktadır.

 

Hammer, manevi davranışta biyolojik yapı, genetik karakter ve bilinç arasında karmaşık bir örüntü olduğunu ifade etmiştir. Psikolojik değişmelerin bedene, bedensel değişmelerin psikolojik yansımaları olması biyoloji-din ilişkisinin varlığını ortaya koymaktadır.

 

Hammer'a göre Tanrı ile gen arasında açık bir ilişki vardır. Tanrıyı aramaya yönelten bölgeye "Tanrı'yı Arama Geni" denir. Araştırmacıların günümüzde ifade ettikleri Tanrı geni, Tanrı noktası, inanç geni kavramlar din-davranış ilişkisinde yeni tartışmalar ortaya çıkarmıştır.

 

Bu çalışmalar bize gösteriyor ki, Tanrı arayışı, dindarlık algısı gibi konular insan bedeninin kendisinde mevcuttur. Bu konuyu bir de İslam açısından tahlil edelim. Konuya İslam açısından baktığımızda bu hakikatler bize 1400 yıl önce söylenmişti. Fakat Batı'nın son iki asırdaki yükselişi bizim aydınlarımızda aşağılık kompleksine neden olmuştu. Bu batı hayranlığı Tanrısız bir medeniyet hayaline dönüştü ve batıda olduğu gibi bizim ülkemizde de din ile ilgili her şeye olumsuz bakıldı, dinin hakikatlerine karşı kör, sağır ve dilsiz davranıldı.

 

Alemlerin Rabbinin Kuran'da bu konuyu nasıl açıkladığına hep bir birlikte bakalım: "O halde sen hanîf olarak bütün varlığınla dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmışsa ona yönel! Allah’ın yaratmasında değişme olmaz. İşte doğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler. (Rum-30)" Peygamberimiz de bu konuyla ilgili şunu söylemektedir: "Dünyaya gelen her insan fıtrat üzere doğar; sonra anne ve babası onu Yahudî, Hristiyan ve Mecusî yapar" (Buhârî, “Cenâiz”, 80, 91) hadisidir.

 

Rabbimiz insanları yaratırken bir fıtrata/formata göre yarattığını, bu fıtratın içerisine dini koyduğunu ve bu fıtratın değişmeyeceğini söylemektedir. Peygamberimiz de insanın fıtrat ile doğduğunu, dünyaya geldikten sonra bazı etkenlerden dolayı bu durumun bozulma ihtimaline dikkat çekmektedir.

 

Batının bugün itiraf etmek zorunda kaldığı inanç genini/fıtratı Rabbimiz 1400 yıl öncesinden bizlere söylemişti. Batının mankurtluğunu yapanlar, batının her söylediği doğrudur, batı gibi olmalıyız diyenler batının bu itirafından dolayı söylemlerinden vazgeçerler mi bilmiyorum ama iman edenlere özür borçları olduğunu ve tevbe etmeleri gerektiğini bilimsel olarakta görmüş oluyoruz.

 

O halde hem dini kavramlarla hem de bilimsel olarak kabul edilen inanç geni/fıtrat konusunu aklı başında olan her insan yaşantısını buna göre dizayn etmesi gerekmez mi? Çağımızın en büyük problemi fıtrattan uzaklaşmamız değil mi? İnsanlığın her gün daha fazla çıldırdığını, her gün daha fazla insanlığın bozulduğunu görmüyor muyuz? Ruhumuzun yardım çığlıklarını, ruhsal bunalımları, anlamsızlık girdabına hapsolmuş insanları ne zaman göreceğiz?

 

Çağımızın en büyük problemlerinden biri olan bu konuya önem vermeliyiz. İnsanlığı hidayete, onları doğru yola sevk edecek şeylere davet etmeliyiz. Fıtrata uygun bir hayat yaşamanın insanı kurtuluşa sevk edecek yegâne yol olduğunu insanlara göstermeli ve öğretmeliyiz. Yoksa bu bataklık bizden her gün bir şeyler koparmaya devam edecektir.

DİĞER YAZILARI Modern İnsanının Anlam Sorunu 1 01-01-1970 03:00 Duygusal Tepkiler ve Anlam Yükleme 01-01-1970 03:00 Çağın Hastalığı: Anlamsızlık Girdabı ve Kurtuluş Yolu 01-01-1970 03:00 Günümüzün Ashabı Uhdud’u Gazze 01-01-1970 03:00 Duygusal Esaretten Duygusal Olgunluğa 01-01-1970 03:00 Allah'ı savaşa gönderen yahudileşmiş müslümanlığımız! 01-01-1970 03:00 Bugün Sessiz Kaldığın Zulüm Yarın Senin İçin Gelecek! 01-01-1970 03:00 Ahiretin İnkârı Dünya'da Tatlı, Ahirette Acıdır 01-01-1970 03:00 Filistin'in Müslümanlara Yardım Etmesi Gerekiyor 01-01-1970 03:00 Beden İşgal Olunca İnsan Şehit Olur, Zihin İşgal Olunca İnsan Ziyan Olur 01-01-1970 03:00 Kâl Dili İle Hal Dili Arasındaki Tevekkül Farkı 01-01-1970 03:00 Modern Çağın Bir Çıkmazı da Duygudaş İnsanların Yokluğu 01-01-1970 03:00 Dinin Hakikati ile Çağı Okuma/Anlama/Anlamlandırma Gayreti Tevhid Bağlamında Logoterapi 01-01-1970 03:00 Hayrı İster Gibi Şerri İstemek 01-01-1970 03:00 Psikolojik Açıdan Hadislerle Öfke Kontrolü 01-01-1970 03:00 Ramazan kültürü ve orucun psikolojik etkisi 2 01-01-1970 03:00 Ramazan Kültürü ve Orucun Psikolojik Etkisi 1 01-01-1970 03:00 Öldüren deprem midir, ihmalkârlık mıdır! 01-01-1970 03:00 Allah'ın varlığını hayatımda nasıl hissedebilirim! 01-01-1970 03:00 Kuran'da Düşünce Yanılgıları 3 Tepkisel ve Duygusal Davranma 01-01-1970 03:00 Kuran'da Düşünce Yanılgıları 2 Delil Yetersizliği 01-01-1970 03:00 Toplumda Zihniyet Eşitliği 01-01-1970 03:00 Herkes kendi mizaç ve karakterine göre iş yapar 01-01-1970 03:00 Kur'an ölüler için değil, diriler içindir! 01-01-1970 03:00 Ekonomik modelden hayat tarzına dönüşen kapitalizm! 01-01-1970 03:00 Toksik Diziler, Toksik Zihinler, Toksik Hayatlar…! 01-01-1970 03:00 Cübbeli’nin Platonik Derin Devlet Sevdası 2 01-01-1970 03:00 Lanet etmek caiz midir! 01-01-1970 03:00 Tevbede Örnek İnsan Hz. Adem 01-01-1970 03:00 Kullan-at kültürünün insan ilişkilerine yansıması! 01-01-1970 03:00 Fikir Özgürlüğü Mü Dine Sövmenin Özgürlüğü Mü 01-01-1970 03:00 Enes Kara İntiharının Gerçek Sebepleri 01-01-1970 03:00 Konjektörün konforu islam'ın ilkelerine gölge düşürmemeliydi! 01-01-1970 03:00 Çocuk istismarının müsebbibi rejim mi, dini kurumlar mı! 01-01-1970 03:00 Z Kuşağı Paradoksu 3 01-01-1970 03:00 Z Kuşağı Paradoksu 2 01-01-1970 03:00 Öteki oda sendromu! 01-01-1970 03:00 Z Kuşağı Paradoksu 1 01-01-1970 03:00 Medenileşmek mi, mankurtlaşmak mı! 01-01-1970 03:00 Akıl Ve Düşünme Üzerine Bir Deneme 01-01-1970 03:00 Bir Derdim Var Derdimden İçeri Demişler... 01-01-1970 03:00 Üst Kimliğimiz Ne Olmalıdır?⠀ 01-01-1970 03:00 Abdestli Sosyal Darwinistler! 01-01-1970 03:00 İnsanın İnşasında 3t: Teslimiyet, Tevekkül ve Teşekkül 01-01-1970 03:00
haber medya kadın