Kendimize ne zaman uğradık?

Özlem Gürbüz

24-09-2026 14:22

Sabah gözümüzü açar açmaz saate bakıyoruz. Ardından telefona… Kim ne yazmış, kim ne paylaşmış, bugün hava nasıl olacak, yetişmemiz gereken işler neler? Daha yataktan kalkmadan günün telaşına çoktan başlamış oluyoruz. Sanki hayat, biz daha kahvemizi bile içmeden bizden bir şeyler bekliyor.

 

Peki, hiç düşündünüz mü; bütün bu koşuşturmanın içinde kendimize ne zaman uğruyoruz?

 

Günler birbirinin peşinden geliyor. Pazartesi başlıyor, bir bakıyoruz cuma olmuş. “Hafta sonu biraz dinlenirim,” diyoruz. Hafta sonu geliyor; alışveriş, ev işleri, ziyaretler, telefonlar, ertelenmiş işler derken pazar akşamı oluveriyor. Sonra yeniden pazartesi…

 

Bazen hayatı gerçekten yaşamaktan çok, hayatın yapılacaklar listesini tamamlamakla meşgulüz.

 

Üstelik yalnızca işler değil, insanlar da bizden sürekli bir şey bekliyor. Birine göre daha anlayışlı olmamız gerekiyor, bir başkasına göre daha ilgili. Kimi zaman iyi bir evlat, kimi zaman iyi bir eş, iyi bir arkadaş, iyi bir çalışan olmaya çalışıyoruz. Herkesi memnun etmeye uğraşırken kendimize karşı ne kadar iyi olduğumuzu ise pek sormuyoruz.

 

Oysa insanın kendisine de yetişmesi gerekiyor.

 

Bir akşam hiçbir yere gitmeden evde oturmak mesela… Sessizce bir kahve içmek, sevdiğimiz bir kitabın birkaç sayfasını okumak, pencereden dışarı bakmak… Bunlar küçük şeyler gibi görünüyor. Fakat bazen insanın en çok ihtiyacı olan şeyler tam da bunlar.

 

Çünkü hayat yalnızca büyük kararlarla, büyük başarılarla ve büyük değişimlerle ilerlemiyor. Bir çayın yanında yapılan samimi bir sohbet de hayatın bir parçası. Uzun zamandır dinlemediğimiz bir şarkıyı yeniden açmak da… Yağmuru izlemek, yürürken gökyüzüne bakmak, sevdiğimiz biriyle gülmek de…

 

Belki de büyüdükçe unuttuğumuz en önemli şeylerden biri bu: Mutluluk her zaman büyük olayların içinde saklı değil.

 

Çocukken zamanın nasıl geçtiğini bilmezdik. Bir sokak oyunu saatler sürerdi. Bir dondurma, koca bir yaz demekti. Tatilde günler bitmek bilmezdi. Şimdi ise zamanın hızından şikâyet ediyoruz. Belki zaman hızlanmadı. Belki biz, her şeyi aynı anda yapmaya çalıştığımız için hiçbir anın içinde yeterince kalamıyoruz.

 

Telefonlarımızın hafızasında binlerce fotoğraf var ama kaçının içindeki anı gerçekten hatırlıyoruz?

 

Masada otururken telefon elimizde. Bir arkadaşımızla konuşurken aklımız başka yerde. Bir film izlerken bildirimlere bakıyoruz. Dinlenirken bile kendimizi suçlu hissediyoruz. Sanki durursak geride kalacakmışız gibi…

 

Oysa bazen geride kalmak değil, durup nefes almak gerekiyor.

 

İnsanın kendisini dinlemesi de bir ihtiyaç. “Ben gerçekten ne istiyorum?” diye sormak, başkalarının beklentilerinden bağımsız olarak kendi sesimizi duymaya çalışmak gerekiyor. Çünkü insan, sürekli başkalarının hayatına yetişmeye çalışırken kendi hayatının içinde misafir gibi kalabiliyor.

 

Belki bugün kendimize küçük bir iyilik yapabiliriz.

 

Her şeyi yetiştirmeye çalışmayabiliriz. Her telefona hemen cevap vermeyebiliriz. Her davete gitmek, herkesi memnun etmek, her tartışmayı kazanmak zorunda olmadığımızı hatırlayabiliriz. Bazen “Bugün biraz kendime zaman ayıracağım,” demek de gayet makul bir karar.

 

Çünkü insanın kendisiyle kurduğu ilişki, hayatındaki diğer bütün ilişkilerin de temelini oluşturuyor.

 

Kendimize kızdığımız kadar kendimizi anlayabiliyor muyuz? Başkalarına gösterdiğimiz hoşgörünün birazını kendimize gösterebiliyor muyuz? Bir hata yaptığımızda, sevdiğimiz bir arkadaşımıza söyleyeceğimiz cümleyi kendimize de söyleyebiliyor muyuz?

 

Belki de asıl mesele burada.

 

Hayatın bize sunduğu zamanın ne kadar olduğunu bilmiyoruz. Fakat elimizde olan zamanı nasıl yaşayacağımız konusunda bazı seçimlerimiz var. Her günün mükemmel olması gerekmiyor. Her şeyin yolunda gitmesi de… Bazen kötü bir günün ardından yalnızca “Bugün de geçti,” diyebilmek bile yeterli.

 

O yüzden bugün bir an duralım.

 

Telefonu biraz kenara bırakalım. Kahvemiz soğumadan içelim. Sevdiğimiz şarkıyı açalım. Pencereden dışarı bakalım. Ve kendimize şu basit soruyu soralım:

 

“Ben nasılım?”

 

Belki uzun zamandır kimsenin bize sormadığı, bizim de kendimize sormayı unuttuğumuz soru budur.

 

Hayat devam ediyor. İnsanlar geliyor, insanlar gidiyor. Planlar değişiyor, bazı kapılar kapanıyor, bazıları hiç beklemediğimiz anda açılıyor. Biz ise bütün bu değişimin ortasında kendimizle birlikte yürümeye devam ediyoruz.

 

Öyleyse arada bir kendimize de uğrayalım.

 

Çünkü hayatın bütün telaşı içinde kaybetmememiz gereken kişi, yine kendimiziz.

DİĞER YAZILARI Kelimelerin Ardındaki İnsan 01-01-1970 03:00 CİTTASLOW Şehirleri 01-01-1970 03:00 Kendi Ayakları Üzerinde Durabilmek 01-01-1970 03:00 Her İzleyen Destekçi Değildir 01-01-1970 03:00 Yaşlılara Hürmetin Ve Saygının Önemi 01-01-1970 03:00 Adalet Ve Sorumluluk Dengesi 01-01-1970 03:00 Kurban Bayramı Ve Manevî Değerlerimiz 01-01-1970 03:00 Korkudan Değil, Güvenden Doğan Eğitim 01-01-1970 03:00 Helallik Meselesi 01-01-1970 03:00 Bayramın Getirdiği Manevî Huzur 01-01-1970 03:00 Çocukların Dilinde Mekke Sevgisi 01-01-1970 03:00 Evren tek mi? 01-01-1970 03:00 Yuvayı Ayakta Tutan Denge 01-01-1970 03:00 Bilimin Sınırlarında Dolaşmak 01-01-1970 03:00 Geçmişten Ders, Geleceğe Umut 01-01-1970 03:00 Masum Eğlenceden Dijital Bağımlılığa 01-01-1970 03:00 Yeşil Yapay Zeka İçin Politika Çerçevesi 01-01-1970 03:00 Toplumsal Kimliğin Günlük Yüzü 01-01-1970 03:00 Eğitimle Değişen Dünyamız 01-01-1970 03:00 Boşanmaların Artışı 01-01-1970 03:00 Kadınların Tarihteki Mücadelesi 01-01-1970 03:00 Evlilikte Biz Olabilmek 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin Yerli Üretim Gücü 01-01-1970 03:00 İki Kalbin Sınavı 01-01-1970 03:00 Sessiz Kahramanlık 01-01-1970 03:00 Sessiz Derinliklerin Kalemi Aydın Benli 01-01-1970 03:00 Sağlık Huzurda Gizlidir 01-01-1970 03:00 Kırık Olsa Da Atan Bir Kalp 01-01-1970 03:00 Gerçek İnsanlık, Gerçek Merhamet 01-01-1970 03:00 Boşanmak Ve İnsanlar 01-01-1970 03:00 Bayramlar 01-01-1970 03:00 Eğri Zamanda Doğru Durabilmek 01-01-1970 03:00 Yolcu 01-01-1970 03:00 KADINLAR 01-01-1970 03:00 Hayat Çok Kısa 01-01-1970 03:00 Anksiyete'nin Sebepleri 01-01-1970 03:00 MERHAMET 01-01-1970 03:00 KÖTÜLÜK 01-01-1970 03:00 Alışverişteki Modernlik 01-01-1970 03:00 Üç aylar! 01-01-1970 03:00 Trafikte! 01-01-1970 03:00 Değişmeyen 01-01-1970 03:00 Önemseyenle Önemsemeyen 01-01-1970 03:00 Türküler 01-01-1970 03:00 İshak Paşa Sarayı 01-01-1970 03:00 Doludizgin Yıllar 01-01-1970 03:00 Düz Mantık 01-01-1970 03:00 Herkes Mi, Her Şey Mi Yorgun! 01-01-1970 03:00 Rüyalar 01-01-1970 03:00 Sokaklarda Güven 01-01-1970 03:00 Eskileri Atmak Olmaz 01-01-1970 03:00 Kusur Arayan Kusurludur 01-01-1970 03:00 Eskiye Dönmek Mi? 01-01-1970 03:00 İlginç İnançlar 01-01-1970 03:00 Bilemezsin Yâr 01-01-1970 03:00 Kalbe İşlenmişse Zulüm 01-01-1970 03:00 Zamanı Anımsıyorum 01-01-1970 03:00 Dost Acı Söyler 01-01-1970 03:00 YAZ GELDİ 01-01-1970 03:00 Tok Açın Halinden Ne Anlar 01-01-1970 03:00 Mitolojiler, Efsaneler ve Gerçekler 01-01-1970 03:00 Eğlenmeyi gerçekten biliyor muyuz? 01-01-1970 03:00 Öğretmenlerimiz 01-01-1970 03:00 Kalabalıkta Bile Yalnız 01-01-1970 03:00 Kitapların Anlamlı Gücü 01-01-1970 03:00 Hangi acı unutulur? 01-01-1970 03:00 Dünya Otizm Farkındalık Günü 01-01-1970 03:00 Kalplerimiz midir kuruyan yoksa! 01-01-1970 03:00 Hayallerinizi Hayatlarınıza Katın 01-01-1970 03:00 Yalakalık da yalandan mıdır? 01-01-1970 03:00 Aşk mı, mantık mı? 01-01-1970 03:00 Çok Mu, Yoksa Öz Mü Konuşmak? 01-01-1970 03:00 Akran Zorbalığı 01-01-1970 03:00 Bu nasıl bir kış! 01-01-1970 03:00 Neyin Peşindeyiz? 01-01-1970 03:00 "Maşallah" Demek Zor Mu? 01-01-1970 03:00 Onlar da Evlatlarımız 01-01-1970 03:00 Önyargı mı, empati mi? 01-01-1970 03:00 Yapay Gıdalar 01-01-1970 03:00 Her Çocuk Değerlidir 01-01-1970 03:00 Paylaşmak 01-01-1970 03:00 Türbe Ziyaretleri 01-01-1970 03:00 Hayvan Sevgisi ve Bilinci 01-01-1970 03:00 Bitkilerdeki Bilimsel ve Bilinmeyen Gerçekler 01-01-1970 03:00 İnsan Hafizasi 01-01-1970 03:00 Kırmızı Nokta 01-01-1970 03:00 Küresel Isınmadaki Rolümüz 01-01-1970 03:00 Sizi Seviyor Zannettiğiniz Kişi 01-01-1970 03:00 Para'nin Satın Alamayacaği Güçler 01-01-1970 03:00 Annelik – babalik görev mi, duygu mu? 01-01-1970 03:00 Mektuplarin Evrimselleşme Süreci 01-01-1970 03:00