Koyulaştıran ve Koyunlaştıran Edebiyat

Batuhan ŞUORUÇ

05-05-2025 12:47

Edebiyat, insanın hayattaki konumu itibarıyla aymaz rol üstlenmesinin bir müsebbibi midir? Çok okursa kafasını üşüteceğinden korkulan kimselere insanların yükledikleri bu anlam, okuyup yazan insanların yaşamdan kopukluklarını(!) gözlemlemelerinden mi ileri geliyor?

Bu ve benzeri soruların ne denli yetkin cevapları verilirse verilsin, yüklenilen bu anlamı yerinden etmenin artık gerekli olup olmadığıyla uğraşmanın çok da kayda değer bir çaba olduğuna dair içimdeki kuşku bu gidişatı değiştirmeye dair içimi derin derin sızlatmıyor.

Okumayan insanların kendilerine dışarıdan bakma haklarını ellerinden aldıklarını onlara hatırlatmak gibi beyhude bir çabanın içine girmeye yeltenmekten de artık bir medet ummamam gerektiğinin ayırdına varalı eni boyu şu kadar yıl geçti diyemem. Henüz bütün bunlar bende çok taze.

Edebiyatın insana ettiklerini düşünmeye başlayan birinin yolu, nihayetinde politik bir cevap arayışından başka uğrayacak zemin bulamayacak. Okuyan, durduğu yerde değildir. Okuyan, durduğu yerin memnuniyetsizliğini fark ettiği ölçüde kitapların dünyasına sığınmaktan başka bir geçer akçenin olmadığını, ensemizde boza pişirenlerin kimler olduğunu, geldiğimiz onuncu köyden de kovulmak gibi bir riskle her zaman karşı karşıya olduğumuzu anlayacak ve bu anlayış onu politik bir taraf tutmaya icbar edecektir.

Edebiyat, burada olanın olmaması gerektiğinin bilgisini verdiği ölçüde bir kıymete sahiptir ve bu kıymeti üstlenmenin ötesinde bir yerde herhangi bir tutuma sizi sürüklediği andan itibaren ortada bir okuma eylemi değil, bir ayartmanın olduğunu görürsünüz.

Edebiyat, insanda soluk olan bütün renkleri koyulaştırmanın bir yoludur. İster duygu, ister düşünce, ister karşılaşılan bir duruma karşı geliştirilen tavır olsun, bunları sizde giderek artıran metinler sizi insan olmanın renklerine daha koyu bir biçimde boyamak içindir. Sizi bu tür yolların davetçisi olarak değil, başka yollara sürüklemenin bir kaval çobanlığını üstlenen metinlere denk geldiğiniz andan itibaren de kendinizi bir koyun gibi hissetmeye başlamış ve öttürülen düdüğün kimin nâmı hesabına olduğunu gözlemleme fırsatı bulmuş olursunuz ki bu da koyunlaştıran metinlerin husule getirdiği bir durumdur.

Neyi okuduğunuzu kendiniz tercih etme rüştüne erdiğiniz andan itibaren bu iki metnin ayrımını yapma noktasında kendinizi emin bir sahada tutmaya başlamışsınız demektir. Sizin için racih olanın ne olduğunu idrak etmeye başlamanız demek bir şeyin kıymetini takdir etmeye başladığınız anlamına gelmenin ötesinde kıymetli olabilecek vasıfları haiz olup olmadığının farkındalığıyla hayatınızı sürdürmeye başladığınızın da bir cevabıdır.

DİĞER YAZILARI Daha Az Tanıdık Olana 01-01-1970 03:00 Şıracılar 01-01-1970 03:00 Edebiyatın Sus Dediği 01-01-1970 03:00 İnsanın Değdiği, Edebiyatın Değindiği 01-01-1970 03:00 Edebiyat Kimin Nesidir? 01-01-1970 03:00 Yalnızlığın Ölümü 01-01-1970 03:00 Bu bir bahsi diğer… 01-01-1970 03:00 Metni Serbest Bırakmalı 01-01-1970 03:00 Anlatamadım. 01-01-1970 03:00 Bir Şeyler Arıyor 01-01-1970 03:00 Biz Adına Üslup Deriz 01-01-1970 03:00 Kalemin Sırrrr Diye Üflediği 01-01-1970 03:00 Yük 01-01-1970 03:00 DAVET 01-01-1970 03:00 Can Kırıkları 01-01-1970 03:00 Yazarın Yükü 01-01-1970 03:00 Bir şeyi okumak tam olarak ne demektir! 01-01-1970 03:00 Bütün Metinler Aldatıcıdır 01-01-1970 03:00
haber yazılımı