Fikir
Giriş Tarihi : 21-09-2026 19:17

Gurbetçinin cebine değil, gönlüne dokunun!

Gurbetçinin cebine değil, gönlüne dokunun!

Yaz gelir…

Gurbet yolları hareketlenir. Kilometrelerce yol aşılır. Arabalar memlekete doğru çevrilir.

Gurbetçi, yıllarca çalıştığı ülkeden doğduğu topraklara gelir.

Çünkü insanın içinde bir memleket sevdası vardır.

Gurbetçi memlekete sadece para getirmez; özlem getirir, hasret getirir, çocukluğunu getirir.

Ama son yıllarda can sıkıcı bir anlayış giderek daha fazla konuşuluyor:

“Gurbetçiye farklı fiyat…”

Ustaya gidiyorsun, fiyat başka…

Yevmiyeci çağırıyorsun, fiyat başka…

Tamirciye gidiyorsun, fiyat başka…

Esnafa giriyorsun, fiyat başka…

Neden?

“Nasıl olsa gurbetçi…”

İşte insanın yüreğini acıtan söz budur.

O PARANIN ARKASINDA ALIN TERİ VAR

Gurbetçinin cebindeki Euro’yu görenler, keşke onun arkasındaki hayatı da görebilse.

Sabahın köründe işe giden işçiyi…

Yıllarca ailesinden ayrı yaşayan babayı…

Evladının büyümesini uzaktan izleyen anneyi…

Bayramlarda memleket hasreti çeken insanı…

O paranın içinde yılların emeği, hasreti ve fedakârlığı var.

Gurbetçinin parası kolay kazanılmıyor.

Sadece para olarak bakmayın.

O paranın içinde bir ömür var.

EMEĞİN HAKKI BAŞKA, FIRSATÇILIK BAŞKA

Elbette usta emeğinin karşılığını alacak.

Elbette esnaf para kazanacak.

Elbette yevmiyeci alın terinin hakkını isteyecek.

Bunda hiçbir sorun yok.

Sorun şurada:

Aynı işe, aynı hizmete, sırf karşıdaki insan gurbetçi diye farklı fiyat uygulamak.

Bunun adı emeğin karşılığını almak değil.

Bunun adı fırsatçılıktır.

Ve fırsatçılık, kısa vadede cebi doldursa bile uzun vadede güveni boşaltır.

PEKİ ÇÖZÜM NE?

Sadece eleştirmek yetmez.

Esnafımıza da somut bir çağrımız olmalı.

1. FİYATINIZI BAŞTAN SÖYLEYİN

İş başlamadan önce fiyat belli olsun.

“Bu işin toplam bedeli şu kadar” denilsin.

Sonradan sürpriz hesap çıkarılmasın.

2. AYNI İŞE AYNI TARİFE UYGULANSIN

Müşterinin Türkiye’de mi, Almanya’da mı yaşadığına bakılmasın.

İş aynıysa fiyat da aynı olsun.

Gurbetçi olmak fiyat artırma sebebi olmasın.

3. MALZEME VE İŞÇİLİK AYRI BELİRTİLSİN

Özellikle inşaat, tamirat, bakım ve tadilat işlerinde:

Malzeme ne kadar?

İşçilik ne kadar?

Toplam ne kadar?

Açıkça söylensin.

Böylece hem esnafın hakkı korunsun hem müşterinin kafasında soru işareti kalmasın.

4. İŞİ MESAJLA BİLE OLSA NETLEŞTİRİN

“Abi şu işi şu fiyata yapacağız.”

Bu kadar basit.

WhatsApp üzerinden bile fiyatın yazılı olarak belirlenmesi sonradan yaşanabilecek tartışmaların önüne geçer.

5. ESNAF ODALARI DA SAHAYA ÇIKSIN

Esnaf odalarımıza da çağrımız var:

Gurbetçilerin yoğun geldiği dönemlerde adil fiyat ve dürüst ticaret konusunda bilgilendirme kampanyaları yapılsın.

Esnafa “Gurbetçi müşteriye nasıl yaklaşmalıyız?” değil sadece;

“Her müşteriye nasıl adil davranmalıyız?” anlayışı anlatılsın.

Çünkü mesele gurbetçi meselesi değil.

Mesele ahlaklı ticaret meselesidir.

6. DÜRÜST ESNAF ÖNE ÇIKARILSIN

Bir de güzel tarafını büyütelim.

Gurbetçiye yıllardır dürüst fiyat veren, işini zamanında yapan, müşterisini mağdur etmeyen esnafımız varsa onları görünür kılalım.

“Bu esnafın fiyatı belli, işi temiz, sözüne güvenilir.”

İşte memlekette böyle bir güven kültürü oluşturalım.

Çünkü dürüst esnafın en büyük reklamı tabelası değil,

müşterisinin duasıdır.

GURBETÇİYİ KÜSTÜRMEYELİM

Bugün gurbetçi belki susuyor.

“Memlekette tartışmayayım.”

“Boş ver…”

diyor.

Ama gönlüne yazıyor.

Bir daha geldiğinde düşünüyor.

Bir iş yaptıracağında düşünüyor.

Parasını memlekette harcarken düşünüyor.

Sonra biz de soruyoruz:

“Neden gurbetçi parasını burada harcamıyor?”

Önce kendimize bakalım.

Bir insanı memleketinden soğutan sadece yüksek fiyat değildir.

Haksızlık hissidir.

BİZİM MEMLEKETİMİZİN MAYASI VİCDANDIR

Bizim kültürümüzde misafir baş tacıdır.

Bizim inancımızda kul hakkı vardır.

Bizim soframızda gelenin yeri vardır.

O halde gurbetçi geldiğinde ona sadece müşterimiz gibi değil,

yıllar sonra memleketine dönmüş bir kardeşimiz gibi bakalım.

Fiyatımız belli olsun.

Emeğimiz belli olsun.

Kazancımız belli olsun.

Ama vicdanımız da belli olsun.

BİRKAÇ KURUŞ FAZLA KAZANIP BÜYÜK BİR GÜVENİ KAYBETMEYELİM

Esnaf kardeşim…

Usta kardeşim…

Yevmiyeci kardeşim…

Gurbetçinin cebindeki paraya değil, insanlığına bak.

Emeğinin hakkını al.

Ama onun gurbetini fırsata çevirme.

Çünkü bugün sen burada hizmet veriyorsun, yarın senin evladın gurbette olabilir.

Hayat döner, devran döner.

Bugün alan el, yarın veren el olabilir.

Ve unutmayalım:

Helal kazanç, sadece paranın çokluğu değildir.

Helal kazanç, o paranın içinde kul hakkı bırakmamaktır.

Gurbetçiye farklı tarife değil…

Açık fiyat.

Gurbetçiye fırsatçılık değil…

Adil ticaret.

Gurbetçiye “nasıl olsa Euro kazanıyor” anlayışı değil…

“Hoş geldin kardeşim” sıcaklığı.

Çünkü gurbetçi memlekete geldiğinde cebinden önce gönlünü açıyor.

O gönlü kırmayalım.

Bir müşteriyi değil, bir memleket bağını koruyalım.

Gurbetçinin cebine değil, gönlüne dokunalım.

adminadmin