Necip Fazıl’da Çift kanat muvazenesi
Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in düşünce sisteminin merkezinde yer alan ‘çift kanat’ metaforu, yalnız İslam dünyasının değil, Batı kültürünün yaşadığı uygarlık krizine de köklü bir çözüm sunuyor.
Başlık, özet ve etiketlerde arandı.
Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in düşünce sisteminin merkezinde yer alan ‘çift kanat’ metaforu, yalnız İslam dünyasının değil, Batı kültürünün yaşadığı uygarlık krizine de köklü bir çözüm sunuyor.
Şair ve Mütefekkir İsmet Özel, son yazısında Batı kültürünün kökenlerini ve “Çevrecilik” gibi modern kavramların gerçek amacını masaya yatırarak, insanın bulduğu ile insanı bulan arasındaki temel ayrımı ortaya koydu.
Kumar ve şans oyunları, Demokratik Batı kültüründe bir sömürü aracı olarak önemli bir yere sahiptir ve adeta bir sanayi haline dönüşmüştür. Kumar ve şans oyunları, Vahşi Batı’nın kapitalist sisteminde devletlerin gelir oluşturma araçlarından biri olarak görülür.
Eğitim kültür düşünce dergisi Vuslat, Nisan sayısında “Batılılaşma” konusunu gündeme taşıdı. Vuslat Dergisi, ‘İslâm toplumlarında, batı medeniyetinin, batı kültürünün, batı edebiyatının, batı tarzı yönetim biçimlerinin ne işi var?’ Diye soruyor…
Yaşanan şiddet olaylarına tanık olmasına rağmen tepki vermeyen, engel olmayan sadece izleyen kişileri değerlendiren Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Toplum olarak bazı konularda benmerkezci oluyoruz” uyarısında bulundu. “Özellikle yeni kuşaklar daha konformist, empati konusunda daha zayıflar, kendi çıkarlarına daha odaklılar” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Batı kültüründe çok rastlanan narsistlik hastalığının genç kuşakları tehdit ettiğini vurguladı.
Küreselleşme, en basit tanımı ile ülkeler arasındaki ekonomik, siyasî ve kültürel ilişkilerin gelişmesi, yoğunlaşması ve entegrasyonudur.
Bilim ve teknolojinin gelişmesine karşın ilkçağlardan günümüze kadar gelen pek çok hurafe günümüzde de etkili olmaya devam etmektedir. Hıristiyan Batıda da yaygın olarak inanılan, dinler ve kültürlerarası etkileşimden İslam kültürüne de bulaşmış olan pek çok kavram zaman zaman ön plana çıkmaktadır. Batı kültüründe köklü yeri bulunan ve halk üzerinde de etkili olan şeytan, ruh ve cin gibi inanışlar İslam dininde de etkin duruma getirilmiştir. Geleneksel çizgideki Müslüman kesim, Hıristiyanlarla benzer bir şekilde bu kavramlara inanmakta, yaşamı etkilediklerini düşünmektedirler.
Tunus’ta “BouAziizi” nin yaktığı ateş, sınırlarımıza dayanıp bizi henüz sarmamış iken yapılan analizler,Akademik ezberler, Batı kültürüyle tıka basa iğdiş edilmiş beyinlerden fışkıran teoriler ve Amerikan filmlerinde, dizilerinde çizilen Ortadoğulu portresini, Müslüman tiplemelerini, Müslüman, Namaz, Tekbir, kelimelerini, Nüklüer saldırı, kimyasal silah ve masum insanları katleden terörist imajlarıyla sunan pentagon senaryolarını gerçek sanan Amerikan halkından daha fazla benimsemiş, Ortadoğu’ya Paris’ten, bakan bizdeki köşebentlerin “Arap Baharı” analizleri, bugün itibarıyla çöp kutusundalar.