İhsan Şenocak cami sohbetleri Samsun'da yeniden başlıyor
İlahiyatçı yazar Dr. İhsan Şenocak'ın "Cami Sohbetleri" adlı programı yeniden başlıyor.
Başlık, özet ve etiketlerde arandı.
İlahiyatçı yazar Dr. İhsan Şenocak'ın "Cami Sohbetleri" adlı programı yeniden başlıyor.
İlahiyatçı Yazar Dr. İhsan Şenocak, Atakum Kitap Kahve’de düzenlenen “Güncel Meseleler” başlıklı söyleşide Samsunlularla bir araya geldi.
İlahiyatçı Yazar Dr. İhsan Şenocak, “Güncel Meseleler” başlıklı söyleşiyle Atakum Kitap Kahve’de sevenleriyle buluşacak.
İslam’ın temel değerlerinden taviz vermeyip, hakkı dillendiren ve bu konuda bedel ödemeyi göze alan muhterem hocamız İhsan Şenocak Diyarbakır TÜGVA il temsilciğinin daveti üzerine Sezai Karakoç Kültür ve Kongre salonunda "Davamız Küdüs" temalı bir konferans verdi.
İlahiyatçı yazar Dr. İhsan Şenocak CHP Milletvekilinin “Külliyat Kız Okullarında öğrencilere Takdir yerine İslam’ın Kızına belgesi veriliyor.” şeklindeki iddialar hakkında açıklama yaptı.
İFAM Kurucu Başkanı Dr. İhsan Şenocak, Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Adayı Lütfü Şenocak ile AK Parti 28. Dönem Milletvekili Adayı İrfan Şenocak’ın anneleri Şehriban Şenocak vefat etti.
Hürriyet yazarı Ahmet Hakan ile Habertürk yazarı Fatih Altaylı, Fıkıh Doktoru İhsan Şenocak'a hakaret ettikleri gerekçesi ile maddi tazminata mahkum edilmişti.
İstanbul Ermenilerinin son kuşak temsilcilerinden İzmirli Burak Bayırlı’nın İslâm ile şereflenmesine, Samsunlu Dr. İhsan Şenocak Hoca Efendi’nin vesile olması bir Samsunlu ve İhsan Hoca’ya muhabbetimden dolayı dikkatimi çekti.
Fıkıh Doktoru İhsan Şenocak Hoca Kabil Havalimanı'ndan kaçmak isteyenlerin görüntülerini değerlendirdi!
Son günlerde medyanın ilgi odağı haline gelen Samsunlu İlahiyatçı Dr. İhsan Şenocak, Oda TV’nin röportaj talebini neden kabul etmediğini açıkladı.
Hürriyet Gazetesi yazarı Ahmet Hakan Coşkun, Bakırköy Adliyesi’nde görülmekte olan İlahiyatçı Yazar Dr. İhsan Şenocak ile arasındaki davanın son celsesinde olup bitenleri köşesine taşıdı.
Sultan İkinci Abdülhamid Han, dünyamızdan ayrılalı neredeyse bir asır oldu. Onun gidişiyle adeta yetim kalan ümmet, sahipsizlik diyarında serseri kuşlar gibi vur ha vur bir öteye bir beriye sürekli kanat vurdu; yitirdiği kimsesini aradı. Bir ara bulur gibi oldu, fakat sunî Yahudiler (masonlar) gerçek Yahudilerin desteğini arkalarına alarak Abdülhamid devrinde olduğu gibi yine “vatan kurtarma” edebiyatıyla milletin önünü kestiler, en olmaz yalanları ona gerçek diye takdim ettiler. Sadece aktörlerin değiştiği bu kadim oyunda ümmetin yeni mağlubiyetler yaşamaması Sultan Abdülhamid’i ve onun düşmanlarını iyi tanımasıyla mümkün olacaktır.
Her şey gibi Müslüman olmanın da Müslüman kalmanın da bir bedeli vardır. Bedel, nailiyete, nailiyet de muvaffakiyete gebedir. Sahabe Müslüman olmak için yerinden, yurdundan ayrıldı; malından, mülkünden oldu.
Yahudilerin İslâm’ı inkâr edişlerinin arka planında cehalet değil, ihanet vardır. Bu yüzden Kur’ân-ı Kerîm, Yahudiyi bilerek inkâr etmenin sembolü olarak anlatır. Allah (ﷻ), Yahudi üzerinden Müslümanlara “Aynı hatalara düşmeyin, bilerek inkâr etmeyin, sonra güneş gibi bedihi hakikatleri inkâr ile ma’lûl olursunuz.” der. Evinden, eşinden, oğlundan, kızından mesûl olduğunu bilen; lakin onların sadece nafakalarıyla alakadar olan bir Müslümanın “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.”[1] ayet-i kerimesine rağmen ailesinin ta’lim ve terbiyesine alakasız kalması, hakikate bilerek muhâlefet etmesi Yahudileşme sendromudur.
BÜYÜK YÜRÜYÜŞ Allah Rasulü “kuruluş”, sahabe ise “yükseliş” dönemidir.
Karl Marks adına biri çıkar “Das Kapital”, komünizmaya yeniden hayat verecek şekilde şerh eder, Hristiyanlığı nazara alarak da “din afyondur” derse, Das Kapital çok satan kitaplar listesine girer, komünizma da en popüler ideolocya olur mu?
Kur’an-ı Kerîm hem erkeklere hem kadınlara; hem hürlere hem de kölelere indi. Ayetler okundukça sınıflar arasındaki mesafeler kalktı, insanlar birbirine yaklaştı, kardeşliğin yolu açıldı. Öfke azaldı, ihanet aşağılandı, muhabbet ve sadakat en muhteşem zamanlarını yaşadı. Kadın, hizmetçilikten erkeğe eş olma makamına yükseldi. Cinsel bir meta olmaktan kurtuldu.
İsrail ordusuna konuşan bir haham, “Kur’an en büyük düşmanımızdır. O, Müslümanların elinde olduğu müddetçe onlarla anlaşmamız nasıl mümkün olabilir ki?” demişti. Geçen asrın başlarında Libya’yı işgale hazırlanan İtalyan askerleri de marş söylerken, “Lanetli bir topluluğu yok etmek, Kur’an’ı ortadan kaldırmak için gidiyoruz.” diyordu. Fransızlar, Cezayir’de sert bir direnişle karşılaşınca, “Müslümanlar Kur’an okumaya devam ettikleri müddetçe onlara karşı nihai bir zafer kazanamayız.” diyerek Kur’an-ı Kerim’i hedef göstermişti. İngilizler askerlerine Mısır’ı işgal gerekçesini üç kelimede şöyle özetlemişti: “Kur’an’ı Kabe’yi ve Ezher’i yok etmek.”[ref]bkz. Enver el-Cündî, el-Hanceru’l-Mesmûm, s. 29.[/ref] Yakın tarihte kaç işgal, kaç katliam haçlı ruhunu tahrik eden bu cümlelerle başladı.
İslam Dünyasının Batı karşısındaki konumunun ciddi manada sorgulanmaya başlandığı on dokuzuncu yüzyılda yeni arayışlar gündeme geldi. Müslümanlar, Kuran ve Sünneti algılayış biçimlerini yeniden incelemeye aldılar. Bu aşamada klasik Tefsir Usulüne karşı, Batı aklının icat ettiği yeni anlayış usulleri benimsendi. Yirminci yüzyılın eşiğine gelindiğinde ise, bu usullerin okullaşma süreci başladı.
İki asırdır İslam coğrafyasında âlim ve mütefekkirler nezdinde en fazla heyecan uyandıran konu, “Nasıl olmalıyız?” sorusudur. Müstağrib bu soruyu medenî birikimimiz ve tarihi tecrübemizin reddedilmesi için bir fırsat telakki ederken, müstakim mümin ise tekrar İslamî bünyeye dönebilmenin vasıtası olarak görür. Malum soruya cevap sadedinde, farklı usuller üzerine ibtinâ eden pek çok hareket ortaya çıkmıştır. Sahih İslamî tasavvurla farklı şekillerde irtibatı olan ve tarihi süreç içerisinde kısmi değişikliklerle sürekli var olan bu hareketleri “redd-i kadim”, “gelenekçilik/taklitçilik” ve “keşf-i kadim” olarak tasnif edebiliriz.
Batı’da hep bahar, biz de hep kış, Güz mevsiminde ağaç yapraklarını taşıyan nehirler hep bizim vadilerde akar,Doğuda hiç eskimiyor zaman, diye zannederdin ya.
Sistem kurulurken insanın ruhuna giden yolu kapattı, onu teni, bedeni ve şehvetinden ibaret bir varlık olarak kabul etti. Kitaplar bu çerçevede yazıldı.
Vasiyet, halidi bir İslam geleneğidir. İnsanlara istikamet üzere nasıl yaşanılabileceğini gösteren Peygamberler, dünyadan ayrılırlarken geride bıraktıklarına “müstakim” olarak kalmayı vasiyet ettiler. Onlar, sadece vasiyet etmekle kalmadılar, vasiyetin kabul görmesi için de yoğun gayret sarf ettiler. Nitekim çocuklarına “Müstakim” olarak yaşamayı vasiyet eden Yakub’un (a.s.), son sözü “Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?” cümlesi olmuştu.
Yalova Üniversitesi'nde Kulüpler Birliği Toplantısı sırasında danışman eğitmenlerden biri olan Yalova Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesi’nde görevli Doç. Dr. Ebubekir Sifil, okulun kulüpleri desteklemediğini dile getirdi.
Hakkında soruşturma açılıp açığa alınan, daha sonra da görevine iade edilen sevilen İlahiyatçı Dr. İhsan Şenocak Hoca, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kızak denilebilecek bir göreve atandı.
Tesettür ayetlerinin okunmasından rahatsız olan laikçi kesimin linç kampanyası başlatmasının ardından açığa alınan İlahiyatçı Dr. İhsan Şenocak, görevine iade edildiği öğrenildi.
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açığa alınan Samsunlu vaiz İFAM kurucusu İlahiyatçı Dr. İhsan Şenocak’ın görevden uzaklaştırılmasının haftasındaki Cuma Hutbesinde Ehl-i Sünnet vurgusu dikkat çekti.
Laik sistemin 90 yıllık dayatması karma eğitime karşı toplumun her kesiminden sesler yükselmeye devam ediyor. Son olarak birçok genç kız, sosyal medya üzerinden ‘İslam’ın kızına kız üniversitesi’ adı altında kampanya başlattılar. Kampanyaya çığ gibi destek gelirken, İFAM kurucusu Dr. İhsan Şenocak, “İslami hassasiyeti olan hanımların bu talebi dikkate alınmalı” dedi.
Atakum Anadolu İmam Hatip Lisesi, öğrencilerini yazar, gazeteci ve akademisyenlerle buluşturmaya devam ediyor. Öğrencilerine yönelik akademik çalışmalara aralıksız devam eden Atakum İmam Hatip Lisesi, Dr. İhsan Şenocak’a ağırladı.
İlkadım Belediyesi tarafından Samsun Cumhuriyet Meydanında tertip edilen sohbet, dua, sabah namazı ve akabinde ikram edilen kahvaltı sonrasında binlerce kişi ellerini semaya kaldırıp hep birlikte ülkenin birliği, beraberliği ve huzuru için dua etti.
İlkadım Belediyesi tarafından 15 Temmuz'da demokrasiye ve milli iradeye yönelik yapılan kalkışmanın 21'inci gecesinde saat 04.00'de Dr. İhsan Şenocak Hoca'nın katılımlarıyla Sohbet, Namaz ve Dua programı icra edilecek.
Kısa adı İFAM olan olan İlmi ve Fikri Araştırmalar Merkezi kurucusu Dr