Pişmanlık nereye kadar?
Hükümet attığı adımlardan ya geri adımlar atmaya ya da pişmanlıklarını dile getirmeye başladı.
Önce Başbakan Erdoğan, muhalefete aldanıp, kanıp seçimler konusunda yanlış yaptıklarını itiraf ederken, “Bir yanlış yaptık 5 yıl olan seçim süresini 4 yıla indirdik, o zamanki seçimlerin 5 yıldan 4 yıla indirilmesi gibi muhalefette olan bir partinin teklifini, biz bunlar ‘ciddidir, dürüsttür’ diyerek, ona aldandık, ona kandık ve maalesef 4 yıla indirilmesiyle ilgili değişikliği yaptık. Yanlış yaptık, çünkü 4 yıl bir hizmet süresi için yeterli değil. Bunun 5 yıl olması lâzım” demişti.
Ardından yeni Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “Tam gün yasası”ndan geri adım atma sinyalleri veriyor.
Millî Eğitim Bakanlığı’nda ise her bakandan sonra geri adımlar atıldı. Bu hükümet döneminde dört bakan değişti. Her değişen bakan bir önceki bakanın yaptıklarını değiştirdi. Şimdi de yeni Bakan Avcı kendinden önceki bakanın yaptıklarını tekrar gözden geçiriyormuş...
Sahi, bunlar 11 yıldır iktidarda olan aynı partinin bakanları değil mi?
Anlamadık doğrusu… Anlaşılıyor ki, atılan adımlardan bundan sonra da pişmanlıklar ve geri adımlar devam edecek. Nereye kadar gider, onu da yaşayarak göreceğiz.
SÜRÜNMESİNİ BEKLERSEK…
Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği macerasında yaşanan sıkıntılar gündemin gerisinde kalsa da, yavaşlama gözden kaçmıyor. AB kriterlerinin yerine getirilip getirilmediğinden çok AB Bakanı Egemen Bağış’ın zaman zaman sivri çıkışları ile Başbakan’ın alternatif olarak algılanan “Şangay Beşlisi” resti gündeme geliyor.
AB’ye üye ülkelere giden Bağış, fasılların açılmasını yine “ti”ye alırken, “Tek fasıl açıldı diye fasıl eğlencesi yapmayız” demiş. Erdoğan’ın Şanghay Beşlisi çıkışını ise, “Seçeneksiz olmadığımızı göstererek AB’ye karşı elimizi güçlendirdik” demiş. Bunu duyunca “Hani birbirine alternatif değildi?” cümlesi aklımıza geliverdi.
Avrupa Komisyonu’nun Enerjiden Sorumlu Üyesi Alman Günter Oettinger’in “İddiaya girerim ki 10 yıl içinde bir Alman başbakan yanına Fransız mevkidaşını alıp, dizlerinin üstünde sürünerek Ankara’ya gelip Türklere ‘bize katılın’ diye ricada bulunacak” sözleri de sorulmuş Bağış’a…
Gerçi Oetttinger bu sözleri yalanladı, ama bu sözler Bağış’ın çok hoşuna gitmiş olmalı ki şöyle demiş: “Sürünürler mi, diz mi çökerler bilmem. Kesin bildiğim bir şey varsa mutlaka dize gelecekler. Türkiye misafirperverdir. Kapısına geleni süründürmez…”
Ne diyelim, biz fasılları açıp kapatmayalım, kriterleri yerine getirmeyelim. Onların sürünmesini bekleyelim... Ancak bu yol doğru bir yol değil. Çünkü sürünmelerini beklersek daha çok bekleriz. 1959’dan beri bekliyoruz, 10 yıl daha bekleriz ne çıkar ki!
ORTAK TEPKİ…
BDP’li vekillere Sinop ve Samsun’da yapılan saldırılar gündemdeki yerini korurken, Meclis genel kurulunda da değişik konular görüşüldükçe gündeme geliyor.
Olayların olduğu günün ertesi günü Meclis Genel Kurulunda konu yine gündeme geldi. CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “Parlamentoda bulunan dört grubun, Parlamentoya karşı yapılan bu saldırıya karşı bugün burada ortak bir tutum almaları gerektiği görüşündeyim. Yoksa bu saldırılar Türkiye’nin her tarafında devam eder” diyerek konuyu gündeme getirdi.
Bu sözlere, MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan da, “Bölücülüğe karşı tepki onlar… O tepkiler AKP’lilere de var” diye seslenirken bu konuda tek konuşmayı BDP grubu yaptı. Grup Başkanvekili İdris Baluken, “Ben buradan hem hükûmet yetkililerini hem de diğer parti grup başkan vekillerini bu konuyla ilgili açıklama yapmaya dâvet ediyorum” dese de oturumu yöneten Meclis Başkanvekili Sadık Yakut da, “Bu konuyla ilgili diğer sayın grup başkan vekillerinden söz talebi yok. Gündeme geçiyoruz” diyerek konuyu kapattı.
Tanrıkulu bu konuda haklı… Başta Meclis antidemokratik tepkilere karşı duruşunu ortaya koymalı ki, halk tabanında da bu hassasiyet karşılığını bulsun.
ÖRNEK ALINMALI
AB içinde en yoksul ülkelerden birisi olan ve ekonomik krizle boğuşan Bulgaristan’da protestoların ardı kesilmiyor.
Ancak Bulgaristan’da öyle bir şey oldu ki, birçok açıdan örnek olması gerekiyor.
Ülkede elektrik zammını protesto için başlayan eylemlerde polisle göstericiler arasında çatışma çıkmıştı. Çatışmada polislerin orantısız güç kullandığı da basına yansımıştı.
Protestoculara yapılan kötü muameleyi doğru bulmayan Başbakan Boyko Borisov istifa etti. İstifasının sebebini anlatırken, örnek alınması gereken bir konuşma yaptı. “Çatışmalarda dökülen her damla kan bizim için utanç kaynağıdır. Polisin halkı dövdüğü bir ülkede başbakan olarak görev almak istemiyorum. İktidarı bize veren halka görevimi bugün iade ediyorum…”
Bu sözler başta diktatörler olmak üzere vatandaşına eziyet edilen ülkelerin yetkililerine örnek olmalı.
Mehmet KARA – YENİ ASYA
Bu haber Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com tarafından yayımlanmıştır. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.