Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com
Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com
KÖŞE YAZISI

Yediler Şehri Samsun

Adnan İPEKDAL Adnan İPEKDAL Yazarın tüm yazıları
29-10-2026 14:26 5 dk okuma
Paylaş:

Şehirler yalnız taştan, limandan ve çarşıdan ibaret değildir.

Her şehrin bir de görünmeyen kadrosu vardır: Ruhunu taşıyan, nefesini koruyan, tılsımını bağlayan, duasıyla surunu kuran gönül erleri...

Samsun'un ufkunda da yedi nur kandili yanar. Kimi sahilde, kimi tekkede, kimi ovada, kimi yaylada… Her biri ayrı bir menkıbe, hepsi tek bir hakikatin şahididir… Bu şehir, Evliya Çelebi’nin tabiriyle ruhaniyetli bir şehirdir.

Bu yedi nurun dördü, Peygamber Efendimiz'in (sav) mübarek neslindendir. Seyyid Kutbuddin, Şeyh Yusuf Zeynüddin ve Seyyid Samayil, Gavs-ı Âzam Abdülkâdir Geylânî'nin ahfâdından; Seyyid Ahmed-i Kebîr ise Rifâî yolunun seyyidlerindendir. Diğer üçü soyla değil, hizmet ve kerâmetle anılır.

 

Merkezin Kandili: Seyyid Kutbuddin

İlkadım'da, şehrin en eski mezarlıklarından birinin içinde yatan Seyyid Kutbuddin, Abdülkâdir Geylânî'nin soyundan gelen bir zattır.

Bizans sınırlarına giden, İslam ordularına manevi önderlik yapan şeyhler arasında anılan Kutbuddin, daha sonra Samsun'a yerleşmiş ve dergahında irşad ve tebliğ faaliyetlerinde bulunmuş; şehre İslam ruhu üflemiştir. XIV. yüzyılın hatırasıdır bu. Halk onu hem irşâd hem gazâ yoluyla anar.

 

Gavs-ı Â'zam Pîr-i Abdülkâdir'in ahfâdıdır,

Samsun'un ufkunda parlar ruhların irşâdıdır.

Seyd-i Kutbuddin çerâğın yaktı hep âşıkların…

Fâtihâ ihsân olunsun Mustafâ evlâdıdır.

 

Kerâmetle Savunulan Şehir: Îsâ Baba

Samsun'un evliyaları yalnız dergâhta oturmamış, türbesinde istirahat etmemiş gerektiğinde şehrin savunmasında hem hakikatleri hem kerametleriyle yer almıştır. Îsâ Baba'ya dair menkıbe, düşmanın güllelerini boşa çıkaran bir kerâmeti öne çıkarır.

Burada söz yine tam sahibini bulur: Kılıçla da duayla da şehri bekleyen aynı yürektir.

 

Pür-Kerâmet şol velîye türbedâr ol Müslüman!

Samsun'un kutbunda parlar bir hilâl Îsâ Baba…

Güllelerden bir kerâmet; düşman eyler el aman!

Kahreden düşman şaşırtan bir celâl Îsâ Baba…

Kahramanlar evliyâdır; evliyâlar kahraman!

Yansa gönlün, kıl ziyâret bir zülâl Îsâ Baba!

 

Gazâ Damarı: Kılıç Dede

Şehrin merkezinde, İlkadım’da  bir mahalleye adını veren Kılıç Dede, bölgenin fethine katılıp şehit düşen bir komutan ya da sancaktar olarak kabul edilir. Adı kılıçtır, nasibi fütûhattır. Bugün mahalleye  adını verdiği  türbesinin bulunduğu  yerde, hatırası da şehrin kimliğine işlemiştir.

 

Kelâmın pertevinden saç mürîdâna hakîkatler,

Kılıç densin ve nâmından şereflensin Dedem her yer,

Hem ol mürşid-i kâmildir, dahî her dem cihad-perver,

Fütûhattan nasîb almış, şu Samsun'dan gazâ eyler!

 

Dergâhın Feyzi: Seyyid Ahmed-i Kebîr ve Şeyh Yusuf Zeynüddin

Lâdik'teki Seyyid Ahmed-i Kebîr, Peygamber neslinden bir seyyid ve Rifâî yolunun Anadolu'daki temsilcilerindendir. Türbesi bugün de ziyarete açıktır; hicrî 759'da (1358) vefat etmiştir. Osmanlı padişahlarından şehzadeliği Amasya’da geçenler, Yaylak olarak geldikleri Ladik’te Seyyid Ahmed-i Kebir’i kemâl-i edeple ziyaret etmişler, şehzadelikten sultanlığa geçişte himmetini ummuşlardır.

 

Sâyesinden hissedârdır oldu Lâdik Şehr-i Pîr!

Cânibinden Samsun'un her dem feyiz vermektedir.

Dergâhından yükselen nurlar nüfûz etsin de bir;

Ceddin Ahmed eyle himmet Seyyidim Ahmed Kebîr!

 

Tekkeköy'e adını veren Şeyh Yusuf Zeynüddin ise Selçuklu çağının gönül adamı, Gavs-ı Âzam'ın torunudur. 1285'te yaptırdığı caminin ve tekkenin etrafında bir köy doğmuş, bugünkü Tekkeköy bu şekilde ortaya çıkmıştır.

Bir velinin tekkesinin bir ilçenin adı olması, irfanın şehre bıraktığı köklü mirasın en güzel delilidir. XIII-XIV. yüzyıllar arasında yaşamış bir dervişler sultanıdır o.

 

Tezyin oldun Samsun'um Yûsûf-ı Zeynüddîn ile…

Mustafâ evlâdıdır; dervişlerin sultânıdır.

Tekkeköy'den doğdu benzer nur saçan bir kandile…

Şol fakirler dostu; yanmış dillerin burhânıdır!

 

Ova ve Sahilin Sâkinleri: Samayil Dede ve Geyikkoşan Baba

Çarşamba, Seyyid Samayil (İsmail) Dede'nin adıyla şereflenmiştir. Gavs-ı Âzam soyundan gelen bu zat, ovaya kerâmet ve bereket bırakmış; ziyaret eden gönlünden yâsîn okur, rahmet diler.

 

Samâyil dendi, nâmından şerefyâb oldu Çarşamba.

Zemînin, âsümânın pertevinden doldu Çarşamba.

Ziyâret eyle gönlünden okunsun cümle yâsinler…

Kerâmetten nasîp almış mübârek kaldı Çarşamba!

 

Alaçam'da ise Geyikkoşan Baba'nın hikâyesi, sahile vuran manevi dalgaların ve  muhabbetin menkıbesidir. Yörede anlatılan rivayete göre Geyikkoşan Baba, tarım işlerini geyiklerin yardımıyla görürmüş.

Adını onun türbesinden alan Geyikkoşan ormanı bugün de Alaçamlıların gezip dinlendiği; Hıdırellez şenliklerinin yapıldığı  bir mesire yeridir. Hızır'ın töresiyle yaşayan bu ermiş, ovanın ve sahilin dilini bilen bir gönül sultanıdır.

 

Geyikkoşan Baba derler mesîredir yöresi,

Huzûrda geldi velînin kerâmetin göresi…

Geyikkoşan Alaçam'dan yakınca meş'aleyi,

Geyikle çiftini sürmüş; Hızır'ladır töresi!

 

Beşikte Yaşayan Evliyâ

Bir velinin tesiri türbesinin kapısında bitmez; mahallenin dilinde, evin beşiğinde sürer. Samsun'da bunun en sade delillerinden biri, çocuklara verilen isimlerdir.

Kavak, Asarcık, Lâdik ve Havza'da erkek çocuklara Seyyid Ahmed isminin yaygın olarak verilmesinde, Lâdik'te yatan Seyyid Ahmed-i Kebîr'e duyulan hürmetin payı vardır. Tekkeköy'de Yusuf ismi Şeyh Yusuf Zeynüddin'i, Çarşamba'da İsmail ismi Seyyid Samayil Dede'yi yâd eder.

Bu isimler elbette başka sebeplerle de sevilir; ama bir ananın "Ahmed'im" ya da "Yusuf'um" diye seslendiği yerde, bir dergâhın hatırası da anılmış olur. Taş türbe zamanla yıpranır, beşikten beşiğe geçen isim ise evliyâyı unutulmaktan korur. Şehir velisini yalnız ziyaretle değil, çocuğunun adıyla da yaşatır.

Nitekim bu isim mirasının ve evliyaların asırlar ötesinden hayatımıza dokunan gizli tesirinin en somut şahitlerinden biri de benim kendi aile hikayemdir:

Merhum babamın adı kimlikte Bilal İbrahim olarak geçerdi; fakat halk arasında herkes ona Halil İbrahim derdi. Bize de büyüklerimiz hep, "Nüfus memuru kayda geçerken Halil İbrahim yazacakken yanlışlıkla Bilal İbrahim yazmış" diye anlatırlardı. Biz de yıllarca bu tatlı yanlışlığı böyle bildik.

Ancak, yıllar sonra Sinop’a ilk gidişimde oradaki Seyyid Bilal İbrahim  Hazretleri'nin türbesini ziyaret ettiğimde hakikat sırlar perdesini araladı. O mübarek makamda anladım ki aslında nüfus memuru hiçbir şeyi yanlış yazmamıştı. Dedem, Seyyid Bilal İbrahim’e duyduğu derin hürmetten dolayı babamın ismini bilinçli olarak, adeta manevi bir nişane gibi Bilal İbrahim yazdırmıştı.

İşte Sinop’tan Çarşamba’nın Ağcagüney köyüne, bizim ocağımıza kadar tesir eden bir evliya... Şehirlerin hudutları haritalarda çizilir ama gönül sultanlarının coğrafyasında sınır yoktur.

 

Son Söz

Yedi evliyâ, yedi ayrı kapı…

Kimisi şehrin kıyısında, kimisi merkezinde, kimisi yaylasında; hepsi aynı niyetle bu toprağa bir nur bırakmış. Onları ziyaret etmek geçmişe dönmek değil, şehrin ruhuna dönmek; manevi hafızasına hürmet etmektir!

 

 

Bir Fâtiha, bir yâsîn, bir dua ile… Çünkü şehir, taşıdığı ruh kadar şehirdir.

(Not: Yazı içerisindeki  Samsun’un yedi büyük evliyasına yazılmış kıtalar şahsıma aittir.)

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir, Samsun Haber - Son Dakika Samsun Haberleri - Akasyam.com yayın politikasını yansıtmayabilir. İzinsiz kopyalanamaz, alıntılarda kaynak gösterilmesi zorunludur.

Adnan İPEKDAL — Diğer Yazıları

Tümü

Yorumlar

Editoryal moderasyon aktif

Yorum Yaz

Yorumunuz incelendikten sonra yayın ilkelerimize uygun bulunması hâlinde yayınlanır. Hakaret, iftira ve reklam içeren ifadeler reddedilir.

adlı okura yanıt yazıyorsunuz.
0 / 2000

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

ahsap mobilyauluslararası evden eve nakliyat