Kıymetli dostlar;
Siyaset arenası, yönetim gücünü elinde bulundurmak ve aziz milletimize hizmet etmek adına devlet hayatının en kritik mecralarından biridir. Siyaset, milletin emanetidir. Bu nedenle siyasi partiler yalnızca seçim kazanmak için kurulmuş yapılar değil, aynı zamanda milli iradenin tecelli ettiği kurumlardır.
Kimi siyasetçiler bu kutsal görevi hakiki bir kamu hizmeti bilinciyle yürütürken, kimileri ise siyaseti güç devşirmenin, gizli ajandalarını hayata geçirmenin ve farklı yapılanmaların amaçlarına hizmet etmenin aracı hâline getirebilir.
İşte asıl tehlike burada başlar.
Çünkü bir yapı devlete dışarıdan saldırdığında onu görmek mümkündür. Asıl tehlike, içeride olduğu hâlde kendisini başka bir kimlikle gizleyebilen yapıdır.
İşte burada meselenin en kritik noktasına geliyoruz.
“Renklendirme” denilen yapılanmanın yalnızca belirli kişilerin farklı siyasi ve sosyal çevrelere girmesinden ibaret olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır.
Çünkü geçmişte Emniyet Genel Müdürlüğü KOM biriminin elde ettiği “Garson” kod adlı gizli tanığa ait dijital materyaller üzerinden hazırlanan raporlarda, FETÖ mensuplarının deşifre olmamak amacıyla farklı siyasi partilere, toplumsal yapılara ve farklı çevrelere sızmaya çalıştığına ilişkin tespitler yer almıştır. Bu yöntemin amaçları arasında örgütün yeniden güç kazanması, devlet kurumlarına yeniden sızması ve siyasi/toplumsal alanda etkisini sürdürmesi gösterilmiştir. (TRT Haber)
Peki bugün sorulması gereken soru nedir?
“Bu yöntem geçmişte kaldı mı, yoksa farklı isimler ve farklı siyasi kimlikler altında devam ediyor mu?”
Daha açık ifade edelim:
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısında bulunan muhalefet yapılanmalarının içerisine, FETÖ’nün geçmişte kullandığı “renklendirme” yöntemine benzer şekilde örgütsel unsurların sızdırıldığı iddiası var mıdır?
Eğer böyle bir yapılanma varsa;
Amaç nedir?
Sadece siyasi nüfuz elde etmek midir?
Yoksa asıl hedef, mevcut siyasi iktidarın zayıflatılması, Sayın Erdoğan’ın siyasi olarak tasfiye edilmesi ve ardından devlet yönetiminde yeniden etkinlik kazanılması mıdır?
İşte bu soruların cevabı siyasi sloganlarla değil, devletin istihbarat birimleri, adli makamları ve güvenlik kurumları tarafından somut deliller üzerinden araştırılmalıdır.
ARŞİVLER NE SÖYLÜYOR? UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!
Geçmişin karanlık izleri, bugün karşı karşıya olduğumuz tehlikeleri anlamanın en önemli kaynaklarından biridir.
Gazete arşivleri, video kayıtları, fotoğraflar, köşe yazıları, televizyon programları ve dönemin internet kayıtları ortadadır.
Geçmişte FETÖ yapılanmasının elebaşı ve örgütü hakkında kamuoyuna yansıyan övgüler, yakınlık görüntüleri ve açıklamalar bugün hâlâ arşivlerde durmaktadır.
Dün söylenen söz, bugün inkâr edildi diye tarihten silinmez.
Devletin çeşitli kurumlarında örgütlenmiş bir yapının yıllar içerisinde nasıl güç kazandığı, 15 Temmuz 2016 darbe girişimiyle birlikte Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı en ağır tehditlerden biri hâline geldi. TBMM de 15 Temmuz darbe girişimini ve gizli oluşumların siyaset üzerindeki etkilerini araştırmak üzere Meclis Araştırma Komisyonu kurmuş ve komisyon raporunu 2017 yılında TBMM Başkanlığına sunmuştur.
Öğretmenlerden yargı mensuplarına, kamu görevlilerinden güvenlik bürokrasisine kadar çok geniş bir alanda soruşturmalar ve idari işlemler gerçekleştirildi.
Peki ya siyasetteki olası bağlantılar?
İşte milletin cevabını beklediği soru budur.
EKSİK KALAN EN BÜYÜK HALKA, SİYASİ AYAK!
Milletimizin vicdanını yaralayan, kafalarda soru işaretleri oluşturan ve yıllardır tartışılan meselelerden biri de budur.
Devletin çeşitli kurumlarında örgütlendiği ortaya konulan bir yapılanmanın siyasi alanda herhangi bir bağlantısının olup olmadığı araştırılmayacak mı?
Bu soru sorulduğunda hemen rahatsız olanlar olabilir.
Ama unutulmamalıdır ki
Bir soruyu sormak suç değildir. Suç varsa ortaya çıkarmamak ise devlet adına çok daha ağır bir sorumluluktur.
Nitekim 15 Temmuz’un “siyasi ayağının” araştırılması amacıyla TBMM’ye farklı dönemlerde Meclis araştırması önergeleri de verilmiştir. Bu da meselenin yıllardır siyasi ve kamusal tartışmanın konusu olduğunu göstermektedir.
Burada yapılması gereken bellidir:
Kim varsa araştırılmalıdır.
Hangi partideyse araştırılmalıdır.
Hangi makamda bulunuyorsa araştırılmalıdır.
Geçmişte hangi ilişkileri kurmuşsa araştırılmalıdır.
Bugün hangi kimlikle siyaset yapıyorsa araştırılmalıdır.
Ama bütün bunlar somut delil, hukuk ve adalet ölçüsü içerisinde yapılmalıdır.
Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir siyasi cadı avı değil; varsa gerçek bağlantıların bütün çıplaklığıyla ortaya çıkarılmasıdır.
“RENKLENDİRME” TEHLİKESİ
İşte tam burada “renklendirme” olarak ifade edilen iddia üzerinde ciddi şekilde durmak gerekir.
Eğer bir örgütlü yapı geçmişteki kimliğini gizleyerek farklı siyasi yapılara, farklı sosyal çevrelere veya farklı kurumlara sızmaya çalışıyorsa, bu sıradan bir siyasi manevra değildir.
Bu, milli iradenin güvenliği açısından son derece ciddi bir iddiadır.
Çünkü açık düşman kendisini belli eder.
Gizlenen düşman ise güven kazanır.
Açıkça karşı çıkanla mücadele edersiniz.
Fakat kendisini sizin gibi gösteren, sizin değerlerinizi savunuyormuş görüntüsü veren ve zaman içerisinde içeriden etki oluşturmaya çalışan bir yapı varsa, bunun tespiti çok daha zordur.
İşte bu nedenle “renklendirme” iddiası hafife alınmamalıdır.
“Öyle puslu ki hava, şeytan bile Müslüman mintanı giyiyor.” (Kazım Karabekir Paşa)
Ama aynı zamanda bu kavram, masum insanları suçlamak için de kullanılmamalıdır.
Devletin görevi zan üretmek değil, gerçeği ortaya çıkarmaktır.
ASIL AMAÇ, DEVLETİ VE MİLLİ İRADEYİ HEDEF ALMAK
Türkiye, MİT krizi, 17-25 Aralık süreci, gezi parkı olayları ve nihayetinde 15 Temmuz darbe girişimi gibi son derece ağır siyasi ve güvenlik krizleri yaşadı.
15 Temmuz gecesi TBMM’nin bombalanması, devlet kurumlarının hedef alınması ve demokratik düzeni ortadan kaldırmaya yönelik darbe girişimi, Türkiye’nin hafızasında silinmeyecek bir yara bıraktı.
Bugün yapılması gereken, bu süreçleri sloganlarla değil; belge, delil, hukuk ve devlet aklıyla yeniden değerlendirmektir.
Çünkü tehlike yalnızca geçmişte kalmış bir tarih başlığı değildir.
Devletin kurumlarına, siyasi yapılara veya toplumun farklı kesimlerine yönelik yeni bir örgütlenme iddiası varsa, bunun üzerine zaman kaybetmeden gidilmelidir.
SİYASET KURUMU KENDİNİ KORUMALIDIR!
Siyasi partiler kendi içlerinde şeffaf, denetlenebilir ve hesap verebilir mekanizmalar oluşturmak zorundadır.
Çünkü milletin oyuyla girilen siyasi makamlar, kişisel çıkarların veya kapalı örgütlenmelerin kullanım alanı değildir.
Milletin iradesi kimsenin özel mülkü değildir!
Hiç kimse geçmişindeki ilişkilerini gizleyerek yeni bir kimlikle toplumun karşısına çıkma hakkını kendiliğinden kazanamaz.
Ölçü nettir: Delil varsa hukuk konuşur. Delil yoksa iftira konuşur.
TEHLİKEYİ KÜÇÜMSEMEYİN!
Geçmişte yaşananlardan ders çıkarmayanlar, aynı tehlikelerin yeniden ortaya çıkmasına zemin hazırlar.
15 Temmuz gecesi 253 vatandaşımız hayatını kaybetti, binlerce vatandaşımız yaralandı. Bu gerçek, Türkiye’nin neden örgütlü yapılara karşı son derece dikkatli olması gerektiğini tek başına anlatmaktadır.
Bu nedenle siyasi partilerin ve devlet kurumlarının güvenliği meselesi hafife alınamaz.
Kime dokunursa dokunsun, hangi makamda bulunursa bulunsun, hangi siyasi kimliğin arkasına saklanırsa saklansın; somut bir örgütsel bağlantı veya suç delili varsa gereği yapılmalıdır.
Ne makam korunmalı…
Ne isim korunmalı…
Ne siyasi kimlik korunmalı…
Korunması gereken yalnızca devletin kendisi ve milletin iradesidir.
Ancak bunu yaparken hukuk devletinden de bir adım dahi ayrılınmamalıdır.
Çünkü terörle mücadele ederken hukuku kaybedersek, savunduğumuz devlet düzenini de zayıflatırız.
Su uyur; fakat devletin hafızası uyumamalıdır.
Arşivler açılmalıdır.
Belgeler incelenmelidir.
İddialar araştırılmalıdır.
Varsa bağlantılar ortaya çıkarılmalıdır.
Kim olursa olsun, hukuk önünde hesabını vermelidir.
15 Temmuz’u yalnızca anmak yetmez.
15 Temmuz’a götüren şartları anlamak, devletin içine ve siyasete yönelik olası sızma girişimlerine karşı uyanık olmak ve milli iradeyi korumak zorundayız.
Çünkü şunu asla unutmayalım: Bir darbe girişimi başarısız olmuş olabilir.
Fakat devlet aklı rehavete kapılırsa, benzer tehditlerin yeniden ortaya çıkma ihtimali hiçbir zaman tamamen göz ardı edilemez.
Bu nedenle mücadele kararlılıkla sürdürülmeli; fakat delil, hukuk ve adalet çizgisinden asla çıkılmamalıdır.
Kime dokunursa dokunsun.
Nerede ortaya çıkarsa çıksın.
Hangi makamın arkasına saklanırsa saklansın.
Milletin emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenliği söz konusu olduğunda hiçbir siyasi hesap, hiçbir makam ve hiçbir kişisel çıkar milli iradenin üzerinde değildir.
Arşivler unutmaz.
Millet unutmaz.
Şehitler unutmaz.
Tarih hiç unutmaz.
Açık kaynaklarda bu videolar, fotoğraflar mevcut bakan görür. “Görmek ile bakma arasındaki fark önemlidir.”
Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Devletimize açık çağrımdır “RENKLENDİRME”
Projesi iddiası umursanmayacak kadar basit bir konu değil bilakis BEKÂ meselesidir!
Allah’a ısmarladık.
Aydın BENLİ
Siyasette renklendirme: görünmeyen ağlar, ihanet şebekesi ve çözülmeyi bekleyen sorular!
Öztürk Samuk
Güney Kıbrıs ikinci bir İsrail oluyor gibi sanki!
Mithat Güdü
Tağut Kavramı Nasıl İstismar Ediliyor?
Özlem Gürbüz
Kendimize ne zaman uğradık?
Bülent ERTEKİN
Türk turistler f-35’in parasını mı ödedi!
Mehmet BOZKURT
Kur'an nedir ve ne diyor!
Adnan ÖZ
Artık Samsunspor’un işi çok zor!
Seyfettin BUDAK
İnsan Neden Yalan Söyler?
Songül KARAMAN
Geleneksel Anadolu Motiflerinin Dili
Recep YAZGAN
Ailem sahiden güvende mi!
Mehmet Ali Çamoğlu
Şu Kısa Hayatta Omurgalı Yaşamanın Beş Kuralı
Ömer Naci Yılmaz
Kağnı Gölgesindeki İt
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Bir Ekrana İçini Dökerken Neden Hâlâ Yalnızsın?
Adnan İPEKDAL
On Beş Hocamsıya Bedel Türkünün Bir Notası!
Özhan KIZILTAN
Kurtlar Vadisi ve Masonlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Tarık Buğra'nın İzini Aramak Bir Bahane
Kadir Erol
Tefekkür Vasatı
Elif Ekşi ZORER
Bir Bardak Su Gibi, Şeffaf Samimiyet
Mesut CİHAT
İşkenceler Gören Âdem
Eyüphan KAYA
Barış ve huzurun arkasındayız!
Vehbi KARA
28 şubat mağduru askerlerin hakları ne zaman verilecek!
Ravza ZEYBEK
Özür Dileriz Çocuklar
Nihat Güç
İman Kalptedir Yansıması Fillerdedir
Aydan KURT
Kimse kimsenin yarasını iyileştirmiyor...
Ahmet SAĞLAM
KALP
Bedriye Arık ÇAMBEL
İnsan Kalitesi Eksikliği ve Zoraki Katlanma Sanatı
Elif Ekşi
Büyümeyen Çocukluğum
Murat GÜLŞAN
Kamu Mülkü, Milletin Vicdanı ve Cevapsız Sorular
Hüseyin KURT
Dereköy’ün farkında mıyız?
Hamdi TEMEL
Antibiyotik Direnciyle Savaşta Yeni Cephe: Çevremiz
Ahmet DÜZGÜN
Doğu Perinçek'în Temyizi
Recep Ali AKSOYLU
Yavuz Köktaş Hoca Kendi Ayağına Sıktı
Memiş OKUYUCU
Edebiyat Fakültelerimiz Nerede ya da Üniversitelerimizin Kimliği!
Cahit KURBANOĞLU
Tesettür nedir?
Halil MERT
Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşme...
Halil İbrahim Dede
En Güzide Topluluk
Hasan KARADEMİR
Türkiye’de Popülist Iktidar Ve Muhalefet
Ahmet AYDIN
İnsanlık İçin
Emine AYDEMİR
Tevekkül Sahibi Adamın Hikayesi
Aydın Babacan
Sınırların Hikmeti
Fatih ORUÇ
TAGUT
Abdulkadir MENEK
Huzur Ve Sevginin Adresi: Aile
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)