Millî Kamu Finans Havuzu
Türkiye ekonomisi bugün ağır bir sınavdan geçiyor. Küresel ekonomik dalgalanmalar, savaşlar, enerji maliyetleri, yüksek enflasyon, dış finansman ihtiyacı ve artan borç yükü Türkiye’nin ekonomik dengelerini zorlamaya devam ediyor. Son açıklanan verilere göre Türkiye’nin toplam dış borcu 539 milyar dolar seviyesine ulaşırken, kısa vadeli dış borcun da 170 milyar doların üzerine çıkması, üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir tablodur.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in dış borcun millî gelire oranının yaklaşık yüzde 31,8 seviyesinde yatay kalmasını beklediklerini ifade etmesi elbette önemlidir. Ancak burada asıl sorulması gereken soru şudur:
Borç oranının yatay kalması yeterli midir, yoksa borcun kendisini azaltacak bir ekonomik model mi gereklidir?
Bence Türkiye’nin önündeki temel mesele budur. Çünkü borç oranının millî gelire göre sabit kalması, borcun ortadan kalktığı anlamına gelmez. Devletin, şirketlerin ve vatandaşların finansman maliyetleri yükselirken ekonomi sürekli faiz ödemelerine mahkûm edilirse, ürettiğimiz değerlerin önemli bir bölümü üretime değil finansal sisteme aktarılır.
HER 100 LİRALIK VERGİNİN 20 LİRASI FAİZE Mİ GİDİYOR?
2026 bütçesinde faiz harcamalarının büyüklüğü ile vergi gelirleri birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablo son derece dikkat çekicidir.
Toplanan vergilerin yaklaşık beşte birine denk gelen bir kaynak faiz ödemelerine ayrılıyorsa, burada artık yalnızca bir bütçe kalemi değil, ekonomik sistem tercihi tartışılmalıdır.
Vatandaş vergi ödüyor.
Esnaf vergi ödüyor.
İşçi vergi ödüyor.
Üreten sanayici vergi ödüyor.
Çiftçi vergi ödüyor.
Yeni vergiler icat edilip bu yük halka yükleniyor. Peki bu kaynakların ne kadarı yeniden üretime, istihdama, yatırıma ve kalkınmaya dönüyor?
Ne kadarı faiz giderlerine aktarılıyor?
İşte asıl mesele burada.
Benim savunduğum ekonomik anlayışın temelinde faize dayalı finansman düzeninden mümkün olduğunca uzaklaşmak, üretim ekonomisini güçlendirmek ve kamu kaynaklarını etkin kullanmak vardır.
Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla borçlanmak değil, daha fazla üretmek ve mevcut kaynaklarını daha akıllı kullanmaktır.
BERAT ALBAYRAK’IN HAKKI TESLİM LAZIM!
Bugün ekonomiyi konuşurken geçmiş dönemleri de objektif biçimde değerlendirmek zorundayız.
Berat Albayrak'ın Hazine ve Maliye Bakanlığı dönemine yönelik çok sayıda eleştiri yapılmış olabilir. Siyasi tartışmalar bir yana, o dönemde Türkiye ekonomisinin karşı karşıya kaldığı küresel ve bölgesel şartlar da göz önünde bulundurulmalıdır.
Benim kanaatim nettir: Berat Albayrak’ın ekonomi yönetimindeki bazı politikalarının hakkı teslim edilmelidir.
Özellikle üretim, yerlileşme, enerji bağımsızlığı, savunma sanayisinin desteklenmesi ve Türkiye'nin dış finansmana bağımlılığını azaltma hedefleri açısından o dönemde ortaya konulan yaklaşım bugün yeniden değerlendirilmelidir.
Bir siyasetçiyi eleştirmek kolaydır. Ancak yıllar sonra ortaya çıkan sonuçlara bakarak “Hangi politikalar Türkiye'nin geleceği açısından doğruydu?” sorusunu sormak daha değerlidir.
Ekonomide şahıslar üzerinden değil, model üzerinden konuşmalıyız.
ERBAKAN HOCANIN HAVUZ SİSTEMİ NEDEN YENİDEN TARTIŞILMASIN?
Türkiye'nin bugün ihtiyaç duyduğu en önemli konulardan biri de kamu kaynaklarının etkin yönetimidir.
Necmettin Erbakan Hocanın başbakanlığı dönemindeki REFAHYOL Hükümeti sırasında uygulanan “havuz sistemi”, bu açıdan yeniden incelenmeye değer bir örnektir.
Sistemin temel mantığı son derece basitti: Devletin farklı kurumlarında bulunan kamu kaynaklarının atıl biçimde beklemesi yerine, kamu nakit yönetiminin merkezi bir anlayışla koordine edilmesi ve kaynağa ihtiyacı olan kamu kurumlarının daha etkin şekilde finanse edilmesi hedefleniyordu.
Bugün ise kamu kurumlarının kaynak yönetimini düşünürken şu soruyu sormamız gerekiyor:
Devletin bir kurumunda para fazlası varken başka bir devlet kurumunun aynı paraya ihtiyaç duyduğu bir sistemde, neden araya mutlaka finansal maliyet koyuyoruz?
Basit bir örnek verelim.
Varsayalım ki kamuya ait bir kuruluşun elinde 100 milyon dolar nakit bulunuyor. Başka bir kamu kuruluşunun ise 100 milyon dolara ihtiyacı var.
Eğer birinci kuruluş bu parayı finansal sisteme yatırıyor, ikinci kuruluş da aynı finansal sistemden borçlanıyorsa, kamu açısından ortaya gereksiz bir finansman maliyeti çıkabilir.
Bankacılık sistemi açısından bu normal bir ticari faaliyettir.
Fakat devlet açısından soru farklıdır: Aynı kamu tüzel kişiliği içinde kaynak varken neden devlet başka bir kanaldan borçlanmak zorunda kalsın?
İşte kamu havuzunun mantığı burada önem kazanıyor.
Elbette günümüz Türkiye'sinde böyle bir sistemin doğrudan 1990'lı yıllardaki şekliyle uygulanması mümkün olmayabilir. Kamu iktisadi teşebbüslerinin hukuki statüleri, şirket yapıları, bağımsızlık ilkeleri, Merkez Bankası sistemi, kamu bankacılığı ve mali mevzuat dikkate alınarak modern bir model oluşturulmalıdır.
BANKALAR KAZANIRKEN DEVLET NEDEN KAYBETSİN?
Burada bankacılık sektörünü düşmanlaştırmak doğru değildir.
Bankalar ekonominin önemli kurumlarıdır. Tasarrufların yatırıma dönüşmesinde, işletmelerin finansmanında ve ödeme sistemlerinde kritik görev üstlenirler.
Ancak devletin finansman yönetimi ile özel sektör bankacılığının çıkarları birbirinden ayrılmalıdır.
Devletin bir kurumunun parasını düşük maliyetle değerlendirmek yerine yüksek maliyetle başka bir kamu kurumunun borçlanması gerekiyorsa, sistem yeniden gözden geçirilmelidir.
Kamu parasının amacı finansal aracılara gereksiz kazanç sağlamak değil, kamu hizmetinin maliyetini düşürmek ve vatandaşın parasını korumaktır.
Türkiye'nin yeni bir kamu nakit yönetimi modeline ihtiyacı vardır.
Ben buna “Millî Kamu Finans Havuzu” diyorum.
Bu modelde;
Kamu kurumlarının nakit fazlaları merkezi bir sistem üzerinden izlenmeli
Âtıl kamu kaynakları belirlenmeli
Kamu kurumlarının birbirlerinin finansman ihtiyacını karşılayabilmesinin hukuki altyapısı oluşturulmalı
Kamu bankaları ve Hazine arasında koordinasyon güçlendirilmeli
Kamu kaynaklarının yüksek maliyetle dış finansmana gitmesi önlenmeli
Kamu yatırımları önceliklendirilmeli
Gereksiz faiz yükü azaltılmalı
Kamudaki yolsuzluklar ve israf önlenmeli
Elde edilen kaynak üretime ve yatırıma yönlendirilmelidir.
Bu, sadece muhasebe tekniği değildir, bu bir millî kaynak yönetimi meselesidir.
28 ŞUBAT'TAN DERS ÇIKARMAK
1990'lı yıllardaki ekonomik ve siyasi süreçler Türkiye'nin hafızasında hâlâ canlıdır. 28 Şubat sürecinde laiklik kisvesi adı altında post modern darbeciler 40 milyar dolardan fazla parayı uçurdular. Hükümeti değiştirdiler Erbakan Hocanın önünü keserek top yekûn kalkınmayı engellediler.
Fakat şu gerçeği de görmezden gelemeyiz: Türkiye'nin yüksek faiz, kamu kaynaklarının verimsiz kullanımı ve finansman bağımlılığı üzerine kurulu bir ekonomik düzene mahkûm edilmesi, ülkeye ağır maliyetler yüklemiştir.
Türkiye geçmişinden ders çıkarmalıdır.
Siyasi iktidarlar değişir.
Bakanlar değişir.
Ekonomik programlar değişir.
Ama devletin temel hedefi değişmemelidir:
Üretim, istihdam, ihracat, teknoloji ve refah.
Türkiye ekonomisi nasıl düzelir?
Bunun tek bir sihirli formülü milli Görüş Ruhudur.
Temel yol haritası bellidir:
1. Faiz yükü kademeli olarak azaltılmalıdır.
Bunun için yalnızca faiz oranını düşürmek değil, kamu borcunun ve bütçenin faiz yükünü kalıcı biçimde azaltacak mali disiplin oluşturulmalıdır.
2. Kamu kaynakları tek merkezden etkin yönetilmelidir.
Modernize edilmiş bir Millî Kamu Finans Havuzu kurulmalı, kamu kurumlarının nakit fazlaları ile finansman ihtiyaçları merkezi olarak koordine edilmelidir.
3. Üretim ekonomisine geçilmelidir.
Paradan para kazanma yerine fabrikadan, tarımdan, teknolojiden, ihracattan ve katma değerli üretimden kazanan bir ekonomi kurulmalıdır.
4. Kamu israfı bitirilmelidir.
Lüks tüketimden gereksiz kamu yatırımlarına kadar bütün harcama kalemleri yeniden denetlenmelidir.
5. Vergi sistemi adil hale getirilmelidir.
Verginin yükü sadece ücretlinin, emekçinin ve küçük esnafın sırtına bırakılmamalıdır. Kayıt dışı ekonomiyle mücadele ile birlikte SERVETTEN vergi alınarak güçlendirilmelidir.
6. Yerli üretim desteklenmelidir.
Enerjide, savunma sanayisinde, ilaçta, teknolojide, tarımda ve sanayide dışa bağımlılık azaltılmalıdır.
7. Kamu yatırımlarında millî finansman modelleri geliştirilmelidir.
Devletin kendi kaynaklarını daha etkin kullanabileceği mekanizmalar oluşturulmalıdır.
TÜRKİYE'NİN İHTİYACI YENİ BİR EKONOMİK VİZYONDUR
Artık Türkiye'nin ekonomi tartışmasını “Şu bakan iyi, bu bakan kötü” seviyesinden çıkarması gerekiyor.
Berat Albayrak'ın hakkını teslim edelim.
Necmettin Erbakan Hocanın havuz sistemi tecrübesini yeniden inceleyelim. Mehmet Şimşek'in uyguladığı politikaların sonuçlarını veriler üzerinden değerlendirelim.
Ama bütün bunlardan daha önemlisi, Türkiye'nin kendi millî ekonomik modelini oluşturmasını sağlayalım. Çünkü mesele bir bakanın meselesi değildir. Mesele Türkiye'nin meselesidir.
Türkiye, sürekli borçlanıp faiz ödeyen bir ülke olmak zorunda değildir.
Türkiye'nin toprağı var.
Tarımı var.
Genç nüfusu var.
Sanayisi var.
Girişimcisi var.
Üretim kabiliyeti var.
Jeopolitik gücü var ve en önemlisi, kendi ekonomik modelini kurabilecek birikimi ve aydınları var.
Yapılması gereken; kamu kaynaklarını savurganca dağıtmak değil, aynı havuzda toplamak ve milletin hizmetine en verimli şekilde sunmaktır.
Bankacılık sistemini değiştirerek, selem senedi sistemini devreye alarak, finans sektörünü üretimin hizmetine sokarak, faize bağımlılığı azaltarak, kamu israfını önleyerek, üretimi, ihracatı ve teknolojiyi destekleyerek yeni bir ekonomik dönem başlatabiliriz.
Çünkü güçlü ekonomi, sadece çok para bulmak değildir.
Güçlü ekonomi; kendi parasını, kendi kaynaklarını ve kendi üretim gücünü doğru yönetebilmektir.
Borç ekonomisinden üretim ekonomisine, faiz ekonomisinden paylaşım ve ortaklık ekonomisine, dağınık kamu kaynaklarından Millî Kamu Finans Havuzu'na geçirerek halkın parasını yine halka vererek ekonomi düzelir, devletimiz güçlenir yeniden Selçuklu, Osmanlı oluruz.
Yeter ki ekonomik kararların merkezine faizi değil üretimi, rantı değil emeği, israfı değil tasarrufu ve borcu değil millî kaynakları koyalım.
Allah’a ısmarladık.
Aydın BENLİ
Eski Bakan Berat Albayrak’ın Hakkını Teslim Etmek Lazım
Adnan ÖZ
Bu hakemlerle bu lig biter mi?
Elif Ekşi
Bir Eylül Türküsü
Vehbi KARA
Silivri Fatih Camiini Elbirliği İle Yıktılar!
Hamdi TEMEL
Antibiyotik Direnciyle Savaşta Yeni Cephe: Çevremiz
Mehmet Ali Çamoğlu
Bir Feribot Rezaleti
Adnan İPEKDAL
Ekran Zorbalığı Kemâl Erkânından Zevâl Ekranlarına
Recep YAZGAN
Kabul olmaz dualar
Nihat Güç
Orta Doğu Meseleleri Ve Müslümanlar
Eyüphan KAYA
İstiklal Marşı Bozkurt işareti yapılarak okunmaz!
Ahmet DÜZGÜN
Doğu Perinçek'în Temyizi
Recep Ali AKSOYLU
Yavuz Köktaş Hoca Kendi Ayağına Sıktı
Öztürk Samuk
Bölgenin Patronu Müsade Etmezse
Mehmet BOZKURT
Emin Adımlarla İlerleyen Türkiye!
Songül KARAMAN
Konya ve Maneviyat
Seyfettin BUDAK
Cemaatler Neden Narsisizmin Gölgesine Girebilir?
Mithat Güdü
Maksadı Unuttuk, Kavgaya Tutuştuk!
Ömer Naci Yılmaz
Kayıtlara geçsin!
Mehmet Nuri BİNGÖL
Mevlid Kandili: Peygamberimizi Hatırlatmaya Vesile Bir Gece
Memiş OKUYUCU
Edebiyat Fakültelerimiz Nerede ya da Üniversitelerimizin Kimliği!
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Hiçbir Şey Yok Olmaz
Özlem Gürbüz
CİTTASLOW Şehirleri
Ahmet SAĞLAM
Zikirde Bid’at ve Hurafelere Cevap
Cahit KURBANOĞLU
Tesettür nedir?
Halil MERT
Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşme...
Halil İbrahim Dede
En Güzide Topluluk
Hasan KARADEMİR
Türkiye’de Popülist Iktidar Ve Muhalefet
Bülent ERTEKİN
Cam Kenarında Düşünceler
Ravza ZEYBEK
Ey İman Edenler İman Edin
Ahmet AYDIN
İnsanlık İçin
Emine AYDEMİR
Tevekkül Sahibi Adamın Hikayesi
Aydın Babacan
Sınırların Hikmeti
Hüseyin KURT
Atatürk’ün Adıyla, Üniter Devletin Temelleriyle Oynanamaz
Fatih ORUÇ
TAGUT
Abdulkadir MENEK
Huzur Ve Sevginin Adresi: Aile
Kadir Erol
Ahbap, çavuş ve dahi kızılay...
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Aydan KURT
Bugün Hangi Düşüncemi Yazmalıyım
Özhan KIZILTAN
Sanver'in Tahliyesinin Ardından…
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Murat GÜLŞAN
Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!
Mesut CİHAT
Adamlığın Sende Kalsın
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Bedriye Arık ÇAMBEL
Kurban Edilen Işık
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)