Anlam Arayışı ve Mesuliyet

Cevahir AYDIN

03-01-2025 14:18

Kainatla alakalı bir varlıktır o..

Nihayetsiz maksatları,

Ve sınırsız arzuları vardır onun..

Dört mevsimi bir arada yaşayabilir,

Bazı mevsimleri mesken tutmakta ısrarcı olabilir..

Bu gerçekliklerin orta yerinde,

Kudreti ve kuvveti aciz kalır genellikle..

Evet Ezeli ve Ebedi Hakim’in kendisini tanıttırmak için yarattığı insandır bu tariflerin anlattığı, anlam arayışının baş muhatabı..

 

İnsan, varoluşsal nedenlerini bulmak için bazen bir girdabın içine çekilir bazen tercihleri veya yönelimleri sebebiyle bir boşluğun içinde bulur kendini.

İmtihan deriz bunun adına..

Kimden veya neyden kaynaklı olduğuna takılmadan, alınması gereken dersi düşünür, dersini alır ve yoluna devam edersin.

Bu imtihanın bana öğrettiği nedir, beni nereye taşır bu hadiseler diye bakarsın.

Güncel aktualitenin içinde kaybolmadan varoluşun temel dinamiklerini derinlemesine irdelersin çoğu imtihanda. Esasen imtihan bu irdelemenin en acı veren kısmıdır denebilir.

 

Hayata hâkim kılmaya çalıştığımız yaratılış kodlarımızı doğru çalıştırmayı ihmal ettiğimizde, öze dönüş için gösterilen işaret fişeklerini daha net görelim için gelmiştir onlar.

 

Bir silkeleme bir sarsma bir kendine getirme araçlarıdır.

Ötelere namzet benliğimizin üzerine abanmış anlık heveslerin, geçici hazların ve/veya faydaların su köpüğü misali nasıl da geçici olduğunu haykırır yüzümüze.

 

Haz ve hız ekseninde bir ömür süren asrımızın insanları olarak bizlere kâinatla barışık yaşamak için azaltmamız gereken beklentileri, hayatın olağan akışındaki konumumuzu unutarak maksimum hırsla taarruza geçtiğimiz özensiz kazanma çabamızı bir durduruverir.

 

Sarsıcı mıdır bu hamle, evet. Temel kodlarımızdaki varoluşsal terapi ile edinemediğimiz sağlıklı anlam bulma arzusu, yerini dünün kaygısına, yarının endişesine bırakır. Ve nefsani arzuların, endişelerin, kaygıların yönlendirdiği bir inanca bürür insanı.

 

En büyük motivasyon araçlarından biridir; tüm yaratılmışların insanın hizmetine sunulduğunu bilmek.  Kalıcı olan; insanın kendisine sunulan bu imkanlarla birlikte Hakk’a teslim olmanın getirdiği huzurdur.

 

Bu düşünce ve bu düşüncenin kazanımı olan teslimiyet duygusu sahibini mesuliyete bürür.

 

Canlı cansız tüm varlıkları, yaşanmış ve yaşanacak olan tüm hadiseleri, hakiki sahibine hizmete vesile bilen bir dimağın; tüm kabiliyet/ istidat ve imkanlarının derin bir diğergamlıkla aktif mücadelesinde kullanmanın kalıcı bir kazanç getireceği gerçekliğini, bir an olsun hatırından çıkarmadığına şahit oluruz.

 

Hangi ortam ve şartlar altında olursa olsun; insanı mutlu, mesut ve mesrur kılan şey; “Kurtulmak ise muradın, ateşe koşan kelebekleri kurtar.” sırrıdır.

 

Üstad Saidi Nursinin uğruna hayatını feda ettiği o muthiş felsefesini bir kez daha anmak adına yine kendi ifadesine kulak verelim:

 

“Karşımda müthiş bir yangın var. İçinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor.”

Cehalet, yoksulluk ve ayrımcılıklarla mücadele eden üstadın, imansızlık cereyanları karşısında sessiz kalmadığına ve vargücüyle bu uğurda mücadele ettiğine şahit oldu bu toplum.

 

Herkesin her şey hakkında konuştuğu, mutlaka bir fikrinin olduğu acı tabloyu hatırlayacak olursak mücadeleden imtina edenlerden daha çok nefsine, nesline ve insanlığa dair söyleyecek sözünü, yapıcı icraatleri ile ortaya koyanların daha çok kalıcı tesir uyandırdığını görürüz.

 

Dertlenmediği derdi anlatmaya hayâ eden, bunu ‘hakikati, magazine meze etmek’ sayan sinelerin; özünü koruyan kâinatla ve kainatın içerisindeki mümtaz şahsiyetlerle ilişkilerinde muhteşem bir anlam ve uyum oluşturduğuna şahit oluruz.

 

Kendisinin ve heveslerinin ötesine geçmeyi başarmış ve kendisi için önemli olan şeylere veya ötekine odaklanmayı aşmıştır. Yani benmerkezciliği, benliği aşmıştır. Bunun doğal seyrinde de sorumluluk bilinci geliştiğinden anlamlı eylemler ile hayatını bezemiştir.

 

Ondan ne geldi de hoş olmadı?

Onun sana layık gördüğüne mi isyanın?

Senin tercihlerinin neticelerini, yine buradayken sana gösterdi diye mi söylenirsin?

 

Hangi kısık sesin semayı inlettiğini bilemeyeceğin gibi,

Hangi hasbi fiilin senin kurtarıcın olacağını da bilemeyeceğin için aktif mücadeleye devam etmelisin.

 

Seferden sorumlu tutan, zaferin hesabını sormadı hiç.

Dünyanın ve ukbanın saadeti için gerekli çabayı sarf ettikten sonra, O’nun rahmet ve keremine itimat et, huzuru bul.

 

Sefere çıktıktan sonra O’na itimat eden, kaybettiğine gam çekmez, kazandığıyla mesrur olmaz.

 

Elden kaçırdıkların için âh etmemeli.

"Şöyle olsaydı böyle olmazdı!" yahut, "Böyle olmasaydı şöyle olurdu!" gibi lâfların ruha sıkıntı vermekten öte bir fayda sağlamadığını unutmamalı.

Mazinin yükünü sırtından atarak, On'a güvenerek istikbale doğru yol almaya koyulmalı, hakiki huzuru bulmalı..

 

Ki hayatlarımızın ağır yüklerinden kurtulup, teslimiyet vesilesi ile ruhumuza bir rahatlık ve hafiflik lutfedilsin.

 

Gayret bizden, Tevfik/başarı O’ndandır.

DİĞER YAZILARI Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye 01-01-1970 03:00 Hareketsizliğin Makyajı: Şikâyet 01-01-1970 03:00 El alem Jürisinin Sahte Kürsüsü 01-01-1970 03:00 Sükût Fırtınasına Tutulanlar 01-01-1970 03:00 Yanlış Anladınız 01-01-1970 03:00 Direnenlerin Tınılarını, Hakikatin Tılsımı İle Hissetmek 01-01-1970 03:00 Cesaret Huzur Kaçırır 01-01-1970 03:00 Vicdan Reseptörleri 01-01-1970 03:00 Hakikatin Müşterisi 01-01-1970 03:00 Kendine Şahitlik Edenler 01-01-1970 03:00 Nûr’un Dağıttığı Sisler 01-01-1970 03:00 Kalbin Kalibrasyonu 01-01-1970 03:00 Hira'sını Arayan Varlık 01-01-1970 03:00 Adaya Yolculuk 01-01-1970 03:00 İnsan Olmak, Yolda Olmak 01-01-1970 03:00 İstiğfar Parantezi 01-01-1970 03:00 Kimin Doğrusu 01-01-1970 03:00 İnci Sancının Mahsulüdür 01-01-1970 03:00 Gerçeklik ve Hakikat 01-01-1970 03:00 İcabet Mührü-1 01-01-1970 03:00 Deprem Çocuklarının Dili 01-01-1970 03:00 İbret’in İktidarı-2 Ne Zaman İbret Almaya Başlar İnsan! 01-01-1970 03:00 İbret’in İktidarı - 1 01-01-1970 03:00 Rafta Unutulanlar 01-01-1970 03:00 Günle Vedalaşmak - 2 01-01-1970 03:00 Günle Vedalaşmak - 1 01-01-1970 03:00 Kendini görmeye gücün var mı! 01-01-1970 03:00 Hasat Yasası 01-01-1970 03:00 OL DER HAYIR OLUR 01-01-1970 03:00 Rızkın Rotası-2 İdeal İnsan 01-01-1970 03:00 Olanlar ve Ölenler 01-01-1970 03:00 Tevâzu ve Kibir - 2 01-01-1970 03:00 Tevâzu ve Kibir - 1 01-01-1970 03:00 Konup Göçenler 01-01-1970 03:00 Sükûn Bulma Hadisesi 01-01-1970 03:00 Ruh Zerâfet Kazanınca 01-01-1970 03:00 Anlamakla Başlar Yolculuk 01-01-1970 03:00 Çağın Gürültüsü Ve Sûkut-2 01-01-1970 03:00 Çağın Gürültüsü Ve Sûkut 1 01-01-1970 03:00 Dayatılan Normlar Ve Mümince Duruş 01-01-1970 03:00 Takvâ Ve Fücûr Mücadelesi 01-01-1970 03:00 Diri Hayat Sahipleri 01-01-1970 03:00 Dijital Göçmen Jenerasyonu 01-01-1970 03:00 Hoyratça Tüketiyoruz! 01-01-1970 03:00 Tebessüm Et, 'Selam' De, Geç 01-01-1970 03:00 Hayat kalitesi açısından 'söz' 01-01-1970 03:00 Özsaygının Korunmasında Duygu Yönetimi 01-01-1970 03:00 Sahi Kul Hakkı Neydi! 01-01-1970 03:00 İrade İnşasında Köşe Taşları 01-01-1970 03:00 Toprağa Verdiğimiz Değerler 01-01-1970 03:00 Olaylar, İmtihanlar Bizim İçin Gelirler! 01-01-1970 03:00 Yitik Asrın, Yiğit Gençlerine Dair 01-01-1970 03:00 27 Şubat'ta 28 Şubat'a Veda 01-01-1970 03:00 Kazanma Kuşağında Kaybedenler 01-01-1970 03:00 Kuyu'nun Yusuf'a Kavuşması 01-01-1970 03:00 Hakikatin Tellali Olmak! 01-01-1970 03:00 Hakikat Gözlüğüyle Bakmayı Beceremiyoruz! 01-01-1970 03:00
haber yazılımı