Kaldığınız yerden devam edebilirsiniz!
Bir SON DAKİKA haberleri: Kara para aklama suçlamasıyla tutuklanan ve 40 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanan Engin Polat'ın tahliye edilmesinin ardından Dilan Polat,...
Başlık, özet ve etiketlerde arandı.
Bir SON DAKİKA haberleri: Kara para aklama suçlamasıyla tutuklanan ve 40 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanan Engin Polat'ın tahliye edilmesinin ardından Dilan Polat,...
Yıllardır ağzımızda peselenk olmuş bir cümle vardır. Hemen hemen hepimiz iş yâda şahıs, hangi konumda olursa olsun bu sözcüğü söyleriz.
Kıymetli Bülent Ertekin Üstadımızın gayretleri sonucunda, Haberinioku yazarları olarak kitap bağış kampanyasında muvaffak olup, orada kıymetli evlatlarımıza geleceğimiz yavrularımıza kütüphane kurmada ön ayak olmak suretiyle, oradaki değerli hocalarımızın, o resimleri videoları bizlere attıktan sonra anladım.
Bana kızıyorlar. Yorumda yapıyorlar. Yapıyorlar yapmasına da bir de isimlerini yazsalar ne kadar güzel olacak. Bir bakıyorsunuz Nasreddin Hoca, bir bakıyorsunuz başka bir müstehar isimle güzel güzel tenkitler(!) yapıyorlar.
CHP’NİN ZULMÜ VE HELALLEŞMESİ..! başlığı altında bir makale yazmış akabinde sizler de yorumlarda bulundunuz. Dert ortak olunca yazılanlarda aynı mihval üzerinde, lâkin daha içten, daha samimi ve bir o kadar da duygusal oluyor.
1593-1634 yıllarında Sultanahmet’te doğup yaşayan Bekri Mustafa’nın adını, herhalde duymuş olmalısınız. Onun, kendini genç yaşında içkiye verdiğini, gece gündüz içtiği için Bekri namıyla ün yaptığını...
İnsan, şu kâinata geldikten sonra, iki cihet ile ubudiyeti var. Bir ciheti galibâne bir sûrette bir ubudiyeti, bir tefekkürü var; diğeri hazırâne muhatabane sûretinde bir ubudiyeti, bir münacatı vardır” diyen Üstad Bediüzzaman Hazretleri, bu iki cihet ibadetin de namazda olduğunu izah eder. Bu manada hamdolsun, elhamdülillah Müslümanım diyen her mümin ve müminenin birinci vazifesi Namazdır.
Kesin olarak yapacağımız işlere net bir şekilde SÖZ VERİYORUM!!! deriz.
Vaktin birinde bir yetim oğlan varmış, anası yok babası yok, sahipsiz gezermiş. 18 yaşına gelince bir ağaya demiş ki;
Küçük bir kasabada yaşamaktalar, tabi yaşamak denirse. Anne terzilik yaparak hem ailesine hem de çocuğuna bakmakta ve çok hasta, hayatta tek korkusu ölürse çocuğunun ne olacağı.
Bir bayram arefesi, İstanbul'da yaşanmış hikaye.
Bugün size anlatacağım hikâyenin başrol kahramanları 4 üniversiteli kız arkadaş. Üçü bir araya gelip bir gün iftar yapalım diyorlar. Bir evde buluşuyorlar, çok güzel bir iftar geçiriyorlar. Eğleniyorlar, gülüyorlar, sonra diyorlar ki:
Bu köşeden yazmam konusunda beni her daim teşvik eden Bülent Ertekin abim mesaj atmış; “28 Şubat temalı bir yazı yazar mısın” diye. Ben de “olur ağabey” deyince farz oldu bu konuda yazmak.
Hani derler ya "al birinden vur ötekine." Gerçi o öteki(leri) nde diğerlerinden hiç mi hiç farkı yok. İşte, bu noktada benim gibi hâlâ genç(!) olanların ilkokullu yıllarda radyolarımızda ve siyah beyaz televizyonlarımızda duyduğumuz ve dahi izlediğimiz reklamın spotu zihninizde canlanıveriyor.
Alçaklığın... Alçakların... Dallamaların...
Ne kinleri... Ne nefretleri... Ne de düşmanlıkları bitecek.
Takiyye... Mezhebini... İnanışını gizli tutma, saklama işi. Bunu kim iyi, hatta ve hatta en iyi kim yapar ya da yapıyor derseniz? Cevap FETÖ ve onun MANKURTLARI.
Gün geçmiyor ki sinirlerinizi tavan yaptıracak bir haber okumayasınız.