İnsan hiç kendine yalan söyler mi?
Bir başkasına söylenen yalanı anlamak belki kolaydır. Fakat insanın kendi kendisine söylediği yalanı yakalaması neden bu kadar zordur? Bir insan yanlış yaptığını bildiği halde neden “Herkes böyle yapıyor.” der?
Biten bir ilişkinin bittiğini hissettiği halde neden “Bir gün her şey düzelecek.” diye kendisini avutmaya devam eder? Başarısızlığını kabul etmek yerine neden sürekli başkasını suçlar?
Ve daha önemlisi insan gerçeği bilmediği için mi yanılır, yoksa bazen gerçeği bildiği halde ona dayanamadığı için mi kendisini kandırır?
Belki de insanın en büyük trajedilerinden biri şudur: Bazen söylediği yalana başkasını değil, önce kendisini inandırır.
Hakikat neden bu kadar rahatsız edici?
Gerçek her zaman güzel değildir. Bazen gerçek, yıllardır kurduğumuz bir düşüncenin yanlış olduğunu gösterir. Bazen sevdiğimiz insanın bizi sevmediğini söyler. Bazen yıllardır savunduğumuz bir düşüncenin hatalı olduğunu gösterir. Bazen de aynaya baktığımızda görmek istemediğimiz bir tarafımızla karşılaştırır bizi…
Örneğin bir insan kendisini “iyi bir insan” olarak görüyorsa ama yaptığı bir davranış bununla çelişiyorsa iki seçenek vardır: Ya davranışını sorgulayacaktır… Ya da davranışına yeni bir açıklama bulacaktır. “Ben aslında mecburdum.”, “Onu kırmak istemedim.” ,“Zaten o da aynısını yaptı.” ,“Başka çarem yoktu.”
İşte insan bazen hakikati değiştiremez ama hakikatin hikâyesini değiştirebilir. Ve kendisini rahatlatan hikâyeyi gerçek sanmaya başlayabilir.
İnsan kendisini nasıl kandırıyor?
Burada bir başka önemli kavram karşımıza çıkıyor. Güdülenmiş akıl yürütme…
Araştırmalar, insanların bazen gerçeğe ulaşmak için değil, ulaşmak istedikleri sonuca uygun gerekçeler üretmek için düşünmeye başlayabildiğini gösteriyor. Yani bazen aklımız hâkim değil, avukatımızdır. Önce kararımızı veririz. Sonra aklımızı o kararı savunmak için kullanırız.
Bir insan bir düşünceye çok bağlandıysa, karşısına çıkan her bilgiyi aynı tarafsızlıkla değerlendirmeyebilir. Kendisini destekleyen küçük bir kanıtı büyütür. Kendisini rahatsız eden büyük bir kanıtı küçültür. Sonra da şöyle der: “Ben zaten gerçeği biliyorum.” Oysa belki de bildiği şey gerçek değil, gerçeğe karşı kurduğu savunmadır.
Sokrates bugün yaşasaydı bize ne sorardı?
Felsefenin en eski sorularından biri aslında hâlâ önümüzde duruyor. “Ben gerçekten biliyor muyum?”
Sokrates'in felsefesinin merkezinde insanın kendisini sorgulaması vardır. Platon'un Apologia adlı eserinde Sokrates'e atfedilen “sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez” düşüncesi, insanın kendi düşüncelerini ve yaşamını sürekli sınaması gerektiğini anlatır.
Bu söz bugün belki daha fazla anlam taşıyor. Çünkü çağımızın insanı çok fazla konuşuyor ama kendisine çok az soru soruyor.
“Ben neden böyle düşünüyorum?”, “Bu gerçekten benim düşüncem mi?” ,“Yoksa bana öğretilmiş bir düşünceyi mi taşıyorum?”, “Karşımdaki insan gerçekten yanlış mı, yoksa onun haklı olabileceğini kabul etmek istemiyor muyum?”
İnsanın kendisine sorabileceği en tehlikeli soru belki de şudur: “Ya yanılıyorsam?” Çünkü bu soru, insanın egosunun kapısını açar.
Platon'un mağara alegorisinde insanlar gerçekliğin kendisi yerine duvara yansıyan gölgeleri gerçek sanırlar.
Bugün mağaraların duvarları değişti. Artık elimizde telefonlar var. Ekranlar bize sürekli görüntüler, haberler, yorumlar, hayatlar ve başarı hikâyeleri gösteriyor. Bir süre sonra bize gösterilen şey ile gerçek arasındaki farkı unutabiliyoruz. Sosyal medyada herkes mutlu… Herkes başarılı… Herkes genç… Herkes güzel… Herkes seyahat ediyor… Herkes aşık… Herkes kazanıyor…
Peki gerçekten öyle mi?
Belki de modern insanın en büyük mağarası artık taş duvarlar değil, algoritmaların kişiye özel olarak ördüğü görünmez duvarlardır. Çünkü algoritma bize yalnızca bilgi sunmaz.
Çoğu zaman zaten ilgimizi çeken, hoşumuza giden ve inançlarımızla uyumlu içerikleri tekrar tekrar önümüze getirir. Böylece insan kendi düşüncesinin yankısını, dünyanın tamamının sesi sanabilir.
Bu bize önemli bir soru bırakıyor: İnsan her zaman gerçeği mi ister?
Belki hayır! Bazen insanın istediği şey gerçek değil, yaşayabileceği bir anlamdır. Bir insanın sevdiği kişinin kendisini sevmediğini kabul etmesi acı verebilir. Ama “Belki de şu anda kafası karışıktır.” düşüncesi ona umut verir.
İnsan bazen umudu gerçeğin yerine koyar. Sorun umut etmek değildir. Sorun, umudu kanıt zannetmeye başladığımız anda ortaya çıkar.
İnsan yalnızca kendisini kandırmaz. Bazen toplum da bize bazı kabulleri o kadar uzun süre tekrar eder ki onları gerçek zannetmeye başlarız.
“Çok para kazanıyorsan başarılısındır.” ,“Çok takipçin varsa değerlisin.” ,“Diploman varsa bilgilisin.” ,“Evlenirsen mutlu olursun.” ,“Yaşlandınsa artık üretme.” ,“Çok konuşuyorsan bilgilisindir.”, “Güçlü görünüyorsan güçlüsündür.”
Peki bunların hangisi gerçekten doğru? Hangisi toplumun bize öğrettiği bir kabuldür?
İşte burada sosyoloji devreye girer. Çünkü insanın kendi hikâyesi yalnızca kendi zihninde yazılmaz. Aile, okul, kültür, arkadaş çevresi, medya ve sosyal medya da o hikâyenin cümlelerini yazar. Sonra insan büyür. Ama bazen kendisine ait olmayan cümlelerle yaşamaya devam eder.
Edebiyatın bu konuya söyleyeceği çok şey var. Çünkü insan hayatını yalnızca yaşamaz. Aynı zamanda anlatır.
“Ben iyi bir insanım.”, “Ben elimden geleni yaptım.”, “Benim başıma bunlar hep başkaları yüzünden geldi.”, “Ben aslında çok başarılı olacaktım ama şartlar izin vermedi.”
Bunların bazıları doğru olabilir. Ama bazıları da insanın kendi hayatına yazdığı savunma cümleleridir. İnsan kendi hayatının hem yazarıdır hem anlatıcısı…
Bazen de kendi romanının güvenilmez anlatıcısıdır. Bir davranışımızı yıllar sonra hatırlarken bile kendimizi haklı çıkaracak ayrıntıları seçebiliriz. Çünkü insan yalnızca geçmişini hatırlamaz. Geçmişini yeniden yorumlar. Ve bazen kendisine daha katlanılabilir bir geçmiş inşa eder.
Her yanlış düşünce psikiyatrik bir hastalık değildir. Yanılmak başka şeydir. Kendini kandırmak başka şeydir. Gerçeklik değerlendirmesinin ciddi biçimde bozulması ise başka bir şey…
Bu ayrımı yapmak önemlidir. Çünkü bazen insanın yaptığı şey hastalık değil, kendisiyle yüzleşmekten kaçıştır.
Peki insan kendi yalanına neden inanır?
Belki cevap düşündüğümüzden daha basit… Çünkü gerçek bazen egomuzdan daha ağırdır. İnsan yenilgiyi kabul etmek istemez. Terk edilmeyi istemez. Haksız olduğunu kabul etmek istemez. Yaşlandığını kabul etmek istemez. Yanlış bir seçim yaptığını kabul etmek istemez. Yıllarını yanlış bir düşüncenin peşinde geçirdiğini kabul etmek istemez. Ve bunun için zihni ona küçük bir kapı açar.
“Belki…”, “Fakat…”, “Zaten…” ,“Şartlar…”, “Başkaları…” Derken küçük bir mazeret, büyük bir hikâyeye dönüşür. Sonra insan o hikâyeyi yıllarca tekrar eder. Ve bir gün artık bunun mazeret olduğunu değil, gerçek olduğunu düşünür. İşte insanın kendisiyle kurduğu en tehlikeli ilişki burada başlar.
Ve belki de insanın en büyük problemi yalan söylemesi değildir. Asıl problem, bir süre sonra söylediği yalana kendisinin de inanmasıdır. Sonra aynaya baktığımızda kendimizi görmeyiz. Kendimiz hakkında yazdığımız hikâyeyi görürüz. Belki de gerçek özgürlük tam burada başlar.
Kendimize söylediğimiz en güzel yalanı bile sorgulayabilme cesaretinde…
Çünkü insan bazen başkasının yalanından değil, kendi yalanına inanmaktan kaybeder. Ve belki de hakikate giden yolun ilk sorusu şudur: “Ya kendime anlattığım hikâyenin tamamı doğru değilse?” İşte insan, belki de ilk kez o sorudan sonra gerçekten kendisiyle karşılaşır.
Adnan ÖZ
Artık Samsunspor’un işi çok zor!
Seyfettin BUDAK
İnsan Neden Yalan Söyler?
Songül KARAMAN
Geleneksel Anadolu Motiflerinin Dili
Recep YAZGAN
Ailem sahiden güvende mi!
Mehmet Ali Çamoğlu
Şu Kısa Hayatta Omurgalı Yaşamanın Beş Kuralı
Öztürk Samuk
Yönetim zafiyeti felakettir!
Mithat Güdü
Aynı Ülke, Aynı Pazar, Farklı Maaş!
Ömer Naci Yılmaz
Kağnı Gölgesindeki İt
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
Bir Ekrana İçini Dökerken Neden Hâlâ Yalnızsın?
Adnan İPEKDAL
On Beş Hocamsıya Bedel Türkünün Bir Notası!
Özhan KIZILTAN
Kurtlar Vadisi ve Masonlar
Mehmet Nuri BİNGÖL
Tarık Buğra'nın İzini Aramak Bir Bahane
Kadir Erol
Tefekkür Vasatı
Elif Ekşi ZORER
Bir Bardak Su Gibi, Şeffaf Samimiyet
Mesut CİHAT
İşkenceler Gören Âdem
Eyüphan KAYA
Barış ve huzurun arkasındayız!
Vehbi KARA
28 şubat mağduru askerlerin hakları ne zaman verilecek!
Ravza ZEYBEK
Özür Dileriz Çocuklar
Nihat Güç
İman Kalptedir Yansıması Fillerdedir
Aydan KURT
Kimse kimsenin yarasını iyileştirmiyor...
Ahmet SAĞLAM
KALP
Özlem Gürbüz
Kelimelerin Ardındaki İnsan
Bülent ERTEKİN
Dünün yasakçı zihniyetini unutmayacağız!
Bedriye Arık ÇAMBEL
İnsan Kalitesi Eksikliği ve Zoraki Katlanma Sanatı
Elif Ekşi
Büyümeyen Çocukluğum
Murat GÜLŞAN
Kamu Mülkü, Milletin Vicdanı ve Cevapsız Sorular
Mehmet BOZKURT
Türkiye Neyi Yaptı Ve Neyi Yapamadı?
Hüseyin KURT
Dereköy’ün farkında mıyız?
Aydın BENLİ
Eski Bakan Berat Albayrak’ın Hakkını Teslim Etmek Lazım
Hamdi TEMEL
Antibiyotik Direnciyle Savaşta Yeni Cephe: Çevremiz
Ahmet DÜZGÜN
Doğu Perinçek'în Temyizi
Recep Ali AKSOYLU
Yavuz Köktaş Hoca Kendi Ayağına Sıktı
Memiş OKUYUCU
Edebiyat Fakültelerimiz Nerede ya da Üniversitelerimizin Kimliği!
Cahit KURBANOĞLU
Tesettür nedir?
Halil MERT
Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşme...
Halil İbrahim Dede
En Güzide Topluluk
Hasan KARADEMİR
Türkiye’de Popülist Iktidar Ve Muhalefet
Ahmet AYDIN
İnsanlık İçin
Emine AYDEMİR
Tevekkül Sahibi Adamın Hikayesi
Aydın Babacan
Sınırların Hikmeti
Fatih ORUÇ
TAGUT
Abdulkadir MENEK
Huzur Ve Sevginin Adresi: Aile
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)