Bir günlüğüne bütün insanlığı bugünkü teknolojisinden, şehirlerinden, arabalarından, telefonlarından ve internetinden soyup birkaç on bin yıl geriye götürseydik, kendimizi bir mağaranın önünde, ateşin çevresinde oturan insanların arasında bulurduk.
İçlerinden biri ayağa kalkardı: “Yarın vadinin aşağısına gideceğiz. Orada hayvan izleri gördüm.” Bir başkası: “Sen kuzey tarafından dolaş. Biz doğudan yaklaşalım.” Diğeri: “Çocuklar burada kalsın. İki kişi ateşi korusun.” Bir başkası da daha önce yaşanan bir avı hatırlatırdı: “Oraya gittiğimizde hayvan şu taraftan saldırmıştı. Dikkatli olmalıyız.”
Ve gençler…
Onlar da grubun içinde yerlerini alır; kim iz sürecek, kim önden gidecek, kim tehlikeyi haber verecek, kim yiyecek toplayacak, kim yaralananlara yardım edecek diye konuşurlardı. Çünkü o dünyada birlikte olmak, hayatta kalmanın şartıydı.
Şimdi aynı insan türünün gençlerini düşünelim!
Bir kafede, parkta, okul çıkışında ya da telefon ekranının karşısında…
Konuşulanlar değişmiş gibi görünüyor: “Nasıl dikkatini çekerim?”, “Bana neden cevap vermedi?”, “Nasıl daha çekici görünürüm?”, “Beni kim beğendi?”
İnsanlık gerçekten değişti mi? Yoksa yalnızca açlığımızın nesnesi mi değişti?
Eskiden karnımızı doyurmak için bir araya geliyorduk. Bugün karnımız doyduğu için başka arzularımızı doyurmak üzere mi bir araya geliyoruz?
Belki de insanlık tarihindeki en büyük dönüşümlerden biri tam burada saklıdır. Birlikte hareket edebilme yeteneğimiz…
İnsanın ilk büyük sosyal sorusu belki de “Ben ne kazanacağım?” değildi. Daha temel bir soru vardı: “Biz nasıl hayatta kalacağız?”
Çünkü tek başına insan zayıftı. Fakat birkaç insan birlikte olduğunda daha güçlüydü.
Robin Dunbar'ın sosyal beyin hipotezi, primatlarda beyin büyüklüğü ile sosyal grubun karmaşıklığı arasında ilişki bulunduğunu ve insan beyninin önemli bilişsel yüklerinden birinin sosyal ilişkileri yönetmek olduğunu ileri sürer.
Yani beynimiz yalnızca: “Nerede yiyecek var?” sorusunu çözmek için gelişmedi. Aynı zamanda: “Kim benimle?”, “Kim bana güveniyor?”, “Kim kime kızgın?”, “Kim kiminle işbirliği yapıyor?”, “Ben kiminle işbirliği yapmalıyım?” sorularını çözmek zorundaydı.
Sonra Karnımız Doymaya Başladı. İnsan tarımı keşfetti. Toprağa yerleşti. Hayvanları evcilleştirdi. Tahıl üretmeye başladı. Depolar oluştu. Yerleşimler büyüdü. Nüfus arttı. Ve insan hayatında devasa bir değişiklik gerçekleşti. Yiyecek artık yalnızca bugün bulunması gereken bir şey olmaktan çıktı. Bir kısmı depolanabilir hale geldi.
İşte burada başka bir mücadele başladı. Çünkü karnını doyurmakla karnının sürekli doyacağından emin olmak aynı şey değildir.
Avcının yerini popüler insan mı aldı? Bir zamanlar iyi avcı olmak statü sağlayabiliyordu. Güçlü olmak, cesur olmak, üretken olmak, güvenilir olmak insanın toplumdaki değerini artırıyordu. Bugün bu ölçütlerin yanına yenileri eklendi.
Görünüş… Gelir… Meslek… Giyim… Sosyal çevre… Takipçi sayısı… Karizma… Fotoğraflar… İletişim biçimi…
Thorstein Veblen'in 1899'da ortaya koyduğu gösterişçi tüketim kavramı burada önem kazanır. İnsan bazen yalnızca ihtiyacını karşılamak için değil, toplumsal konumunu ve statüsünü göstermek için de tüketir.
Eskiden biri: “Bakın, bu kadar büyük hayvanı ben avladım.” diyebilirdi. Bugün: “Bakın, bu kadar pahalı arabayı ben aldım.” diyebiliyor. Biçim değişti. Fakat sosyal mesajın özü hâlâ benzer: “Benim değerimi görün.” Çünkü mesele yalnızca tüketmek değildir. Daha derinde başka bir ihtiyaç vardır. Seçilmek…
İnsan tarih boyunca seçilmek istemiş olabilir.
Güvenilir, cesur, güçlü, üretken ve güzel olan seçildi. Bugün ise bu seçilme yarışına yeni ölçütler eklendi. Ve dijital dünya bu yarışı tarihte hiç olmadığı kadar görünür hale getirdi.
Belki telefon ekranı çağımızın yeni mağara duvarıdır. Mağaradaki insan duvara bizon çiziyordu. Bugünkü insan Instagram'a kendisini çiziyor.
Eskiden: “Ben ne avladım?” Bugün: “Ben nasıl görünüyorum?” Eskiden grubun onayı ateşin çevresinde hissediliyordu. Bugün bazen bir bildirim sesiyle geliyor: Bir beğeni… Bir yorum… Bir takip… Bir mesaj…
İnsanların sosyal kabul arayışı yeni değil. Yeni olan, bunun sürekli ölçülebilir hale gelmesi… Kaç kişi beğendi? Kaç kişi takip etti? Kaç kişi izledi? Kaç kişi cevap verdi?
İnsan ilk kez sosyal değerini neredeyse anlık olarak ölçebildiği bir dünyada yaşıyor. Bu yüzden modern insan yalnızca başkasının ilgisini değil, bazen kendi değerini de ekran üzerinden test ediyor.
Peki insan neden hiç doymuyor?
İnsan ister. İstediğine ulaşır. Kısa bir tatmin yaşar. Sonra yeniden ister. Yeni telefon… Yeni araba… Yeni ilişki… Yeni başarı… Yeni beğeni… Yeni heyecan…
İnsan ihtiyaçtan arzuya, arzudan hazza, hazdan alışmaya ve alışmadan yeni arzuya doğru dönen bir çarkın içine girebilir. Modern tüketim toplumu ise bu döngüyü yalnızca kullanmaz; onu ekonomik bir modele dönüştürür. Böylece insanın önünde garip bir paradoks belirir. Hiç olmadığı kadar çok şeye sahibiz ama sahip olduklarımızın hiç olmadığı kadar çabuk sıradanlaştığı bir dünyada yaşıyoruz.
Bir şeyi elde etmek artık son nokta değildir. Çoğu zaman yeni bir başlangıçtır.
Mağaranın ateşi insanları birbirine yaklaştırıyordu. Ekran ise bizi aynı anda hem birbirimize yaklaştırabiliyor hem de birbirimizden uzaklaştırabiliyor.
Dünyanın öbür ucundaki insanla birkaç saniyede konuşabiliyor. Ama yine de içinde bir eksiklik hissedebiliyor. Çünkü açlık yalnızca midede oluşmuyor.
İnsan bazen egosuyla… Bazen kalbiyle… Bazen zihniyle… Bazen ait olma duygusuyla…
Bazen anlam arayışıyla aç… İnsanlığı açlıktan kurtarmak büyük bir problemdi.
Fakat şimdi başka bir problemle karşı karşıyayız: İnsanlığı anlamsızlıktan nasıl kurtaracağız?
Çünkü aç insanın acısı görünürdür. Tok ama anlamsız insanın acısı ise çoğu zaman görünmez. Mızrağın yerini telefon aldı; ama soru hâlâ aynı. Mağaradaki genç ile bugünkü genci yan yana koyalım. Biri mızrağını hazırlıyor diğeri telefonunu…
Biri: “Yarın nasıl yiyecek bulacağız?” diye soruyor. Diğeri: “Yarın nasıl dikkat çekeceğim?” diye düşünüyor. Biri hayatta kalmak için grubuna ihtiyaç duyuyor. Diğeri kendisini gerçekleştirmek için bir grup arıyor. Biri ateşin etrafında oturuyor diğeri ekranın etrafında. Aradan on binlerce yıl geçmiş olabilir. Fakat ikisinin içinde aynı kadim soru hâlâ dolaşıyor olabilir: “Ben bu grubun içinde nereye aitim?”
Belki insan hiç değişmedi. Belki yalnızca açlığının biçimi değişti. Belki insanlık tarihinin ilk büyük sınavı karnını doyurmaktı. Sonra güvenli bir toplum kurmak… Sonra üretmek… Sonra daha uzun yaşamak… Sonra daha fazla şeye sahip olmak…
Fakat şimdi önümüzde başka bir sınav duruyor. Sahip olduğumuz onca şeyden sonra ne isteyeceğimizi öğrenmek…
Çünkü insanı diğer canlılardan ayıran şey yalnızca daha fazla şeye sahip olabilmesi değildir. İnsan, sahip olduklarından sonra bile daha fazlasını isteyebilen bir varlıktır. Fakat medeniyetin gerçek ölçüsü, insanın ne kadar çok arzu üretebildiği değil; hangi arzularının peşinden gitmeye değer olduğunu anlayabilmesidir.
Belki de mağaradan bugüne uzanan gerçek insanlık hikâyesi budur. Önce birlikte hayatta kalmayı öğrendik. Sonra birlikte yaşamayı… Şimdi ise birlikte anlamlı yaşamayı öğrenmek zorundayız. Ve belki insanlığın bundan sonraki büyük evrimi bedenimizde değil, arzularımızda gerçekleşecektir. Çünkü insanın karnını doyurmak medeniyetin ilk basamağıydı. Karnı doyduktan sonra ne yapacağını öğrenmek ise belki medeniyetin son sınavıdır. Ve belki bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru artık şu değildir: “Neye sahip olabilirim?”
Asıl soru şudur: “Sahip olduğum her şeyden sonra hâlâ neden açım ve bu açlığımı neyle doyurmalıyım?”
Songül KARAMAN
Okula Uyum Sürecinde İzlenecek Adımlar -2
Seyfettin BUDAK
İnsanlığın Hayatta Kalma Mücadelesi
Mesut CİHAT
İşkenceler Gören Âdem
Eyüphan KAYA
Barış ve huzurun arkasındayız!
Adnan ÖZ
Ucuz etin yahnisi bu kadar oluyor!
Vehbi KARA
28 şubat mağduru askerlerin hakları ne zaman verilecek!
Ravza ZEYBEK
Özür Dileriz Çocuklar
Recep YAZGAN
Şehirler binalardan ibaret Değildir!
Öztürk Samuk
FENO MAL’LAR!
Ömer Naci Yılmaz
Kalbin Secde Hali
Nihat Güç
İman Kalptedir Yansıması Fillerdedir
Mehmet Ali Çamoğlu
Uyutmayın Artık Milleti!
GÜLÇİN ITIRLI ASLAN
İnsanı Yaşadığı Değil, Yaşadıklarına Verdiği Anlam Değiştirir
Aydan KURT
Kimse kimsenin yarasını iyileştirmiyor...
Ahmet SAĞLAM
KALP
Özlem Gürbüz
Kelimelerin Ardındaki İnsan
Bülent ERTEKİN
Dünün yasakçı zihniyetini unutmayacağız!
Bedriye Arık ÇAMBEL
İnsan Kalitesi Eksikliği ve Zoraki Katlanma Sanatı
Adnan İPEKDAL
Hoş Geldin Reis ERDOĞAN
Elif Ekşi
Büyümeyen Çocukluğum
Murat GÜLŞAN
Kamu Mülkü, Milletin Vicdanı ve Cevapsız Sorular
Mehmet Nuri BİNGÖL
İman, Hürriyet ve Meşveret: İslâm’ın İdare Anlayışının Temel Esasları
Özhan KIZILTAN
Hasidim Yahudilerine Postmodern Darbe!
Mehmet BOZKURT
Türkiye Neyi Yaptı Ve Neyi Yapamadı?
Mithat Güdü
Özgürlük Sınırsızlık Değildir: Mahremiyeti Teşhire Dönüştürmek Toplumsal Bir Felakettir!
Hüseyin KURT
Dereköy’ün farkında mıyız?
Aydın BENLİ
Eski Bakan Berat Albayrak’ın Hakkını Teslim Etmek Lazım
Hamdi TEMEL
Antibiyotik Direnciyle Savaşta Yeni Cephe: Çevremiz
Ahmet DÜZGÜN
Doğu Perinçek'în Temyizi
Recep Ali AKSOYLU
Yavuz Köktaş Hoca Kendi Ayağına Sıktı
Memiş OKUYUCU
Edebiyat Fakültelerimiz Nerede ya da Üniversitelerimizin Kimliği!
Cahit KURBANOĞLU
Tesettür nedir?
Halil MERT
Milli dayanışma ve toplumsal bütünleşme...
Halil İbrahim Dede
En Güzide Topluluk
Hasan KARADEMİR
Türkiye’de Popülist Iktidar Ve Muhalefet
Ahmet AYDIN
İnsanlık İçin
Emine AYDEMİR
Tevekkül Sahibi Adamın Hikayesi
Aydın Babacan
Sınırların Hikmeti
Fatih ORUÇ
TAGUT
Abdulkadir MENEK
Huzur Ve Sevginin Adresi: Aile
Kadir Erol
Ahbap, çavuş ve dahi kızılay...
Fatma Saçak Akbulut
Geleneksel
Gülay ÇETKİN
Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler?
İsa ÇOLAKER
Latifi’nin Okuma Yazma Aşkı
Ziya GÜNDÜZ
Düşünmek Çok Yoğun Bir Çabayı Zorunlu Kılar!
Burak Çileli
“BİR ADAM YARATMAK”DA İDAM-I NEFS VE VAROLMA MÜŞKÜLÜ SEMBOLÜ: İNCİR AĞACI
Mesut BALYEMEZ
Ulan kapitalizm.
Asiye Tanrıöver TÜRKAN
SADAKAT: RUHUN CENNETİ!
MUSTAFA GÜLTEKİN
SIRRIN SAKLANMA ZORUNLULUĞU
Cevahir AYDIN
Ruhun Bahçıvanı: Sinaptik Budama ve İlahi Tasfiye
Servet ZEYREK
Hevasını İlahlaştıran Kişiyi Gördün Mü!
Ahmet Eren KURT
Görülmeyen Bir Dağılma
Doç. Dr. Özlem Özçakır Sümen
Eğitimde Yapay Zeka
Levent ERTEKİN
Çimler üzerinde bir festival: tire’nin kazancı mı, kaybı mı?
Batuhan ŞUORUÇ
Daha Az Tanıdık Olana
Önder GÜZELARSLAN
Anadolu’daki İlk Üniversite: Mesudiye Medresesi
Suat ALTINBAŞAK
Hayızlı İken Oruç Tutulamayacağının Kur’an’daki Delilleri (2)
Erol AYDIN
İnsan yaş aldıkça değil...
Abdullah BİR
Yabancı (!) Gelin...
Bilal Dursun YILMAZ
Beyin Çürümesi: Son Şanslı Neslin Sessiz Çığlığı
Emine İPEK
Suskunluk: Kalbin Zarif Direnişi
Burhan BOZGEYİK
Bir İstanbul Serencamı Daha (1)
Mahir ADIBEŞ
Gaflet mi dalalet mi!
Durmuş TUNACIK
Hilafet Işığı
Aysun Rabia GÜLER
Ebabiller Akdeniz'de
Uğur UTKAN
Mustafa Kemal Atatürk’ün Şeriatla İlgili Düşünceleri
Zuhal GÜNDÜZ
Gündemiz: Küresel Sumud Filosu
Oktay ZERRİN
Sokak Cümbüşcüsü Hasan Yarar'ın Ardından
Gündoğdu YILDIRIM
Komşuda pişer!
Mustafa ÖZEL
1. Sezon 3. Bölüm Yükleniyor
Zehra KINALI
Stratejik Ortaklık mı, Siyasi Çıkmaz mı!
Fatma Nur ÖZCAN
Didar-I İkbal
Hasan TÜLÜCEOĞLU
Göbeklitepe'de HZ. İbrahim Silüeti
Denizay BÜYÜKDAĞ
Gazze’den Öğrendiğim İslam
Ahsen Meryem SÜVEYDA
Onlar Kendilerini Biliyorlar
Fahri Urhan
Uyanık Olalım
Muhammed Rıdvan SADIKOĞLU
Vicdanın Yükselişi
Nesibe TÜKEL
Anne Hakkı
Denizay KONUK
Gözler Kör, Kulaklar Sağır Olunca; Başlar Öne Eğilirmiş
Mücahit GÜLER
Modern İnsanının Anlam Sorunu 1
Adem ÇEVİK
Türkiye Aile Meclisi'nden Ahlak ve Aile Koruma Çağrısı
Ergün DUR
ÖĞRETMEN
Hüseyin KAÇIN
Dindar neslin tanrı'sı yoksa dijital neslin tanrıları var!
Özlem AKYÜZ
Nereden geldiğini unutma!
Yusuf AKTAŞ
Köftenin kokusu kimleri cezbetti!
Tarık Sezai KARATEPE
Sen Yoksun Diye! Müjdecim!
KÜLLİYEN YAZAR
Şşşşt Başkanım Sana Söylüyorum!
Süleyman GÜLEK
Küçük Lee İle Çekirgesi
Adnan ALBAYRAK ŞİMŞEK
MUHAFAZARLIK
Serkan GÜL
Çocukları +18 İçerikten Koruyun
Başyazı
Samsun’un sağlığıyla oynamayın!
Fehmi DEMİRBAĞ
ÇÖKÜŞ
Hacer Hülya KARADAĞ
Ayasofya'dan Sonra Mescid-İ Aksa'ya…
Tevfik DEMİR
28 Şubat Darbesine Dair Postmodern Notlar
Veysel BOZKURT
İnsan Beyni ve Kontrolü Bir Değerlendirme
Zinnur ŞİMŞEK
Bir Doğumun Ardından
Osman Çakmak
Eğitimin kıblesini batıldan batıdan çevirmek mecburiyeti!
KERİM YILMAZ
İlkadım'a damga vuracak başkan!
Adnan KARAKUŞ
Faruk Koca ve Batı Değerleri
Süleyman KOCABAŞ
Siyonist İsrail’in Koloniyal Jandarma –Polis Devleti Olarak Doğuşu
Şener Danyıldız
Trafikte Empati ve Sempati
Elif Ekşi ZORER
Güzellik
Orhan SARIKAYA
Direk Tehdit!
Saadettin BAYÇELEBİ
Sessiz Gemi
Yaşar BAŞ
Ormanlar Yanıyor Birileri Saçlarını Tarıyor!
Mahmut KURU
Aşk, Yine Aşk… Yine Aşk!
Ayhan GONCA
Fetö'den kurtulmanın tek yolu...
Hanife OKUTAN
Narsist Sapkının Kurbanı Olmayın
Hülya Bulut
Samsunlu Olmak Mı Samsun’da Yaşamak Mı?
Bukrenur YILMAZ
Keşkenin Halet-i Ruhiyesi
M. Burhan HEDBİ
Emekçinin elini öpen peygamber!
Prof. Dr. Adnan DEMİRCAN
Nasıl Ayağa Kalkarız!
Pınar HOLT
Kendini yeniden keşfet!
Ayhan ENGİN
Hazinemiz Ahlakımızdır…
Ahmet Kubilay
Ayvaz İnsan
Cuma YILDIZ
Cambridge’e Giden Aşk
Ahmet ÖZTÜRK
Hadi Türkiye, Dolar Düşüyor
Dursun Ali Tökel
Cinnet Buğdayları
Savaş UYAR
Varlığından Haberdar Olmadığımız Hastalığımız: Safsata
Ümit Zeynep KAYABAŞ
Güven Zor Bir Duygudur…
Nur DİNÇKAN
Udhiyyeden Kurbiyyete
Suat ZOR
ABD, Adana Mutabakatı Ve Suriye İle Nihai Çözüm
Sonradan Gurme
Beyaz Ev’de Yemesek De Olurdu
Ahmet Fatih AKKAŞ
Ferman!
AKASYAMSPOR
Yıldırımcı mıyız, Uyanıkçı mıyız!
Züleyha TUNA
Mevsimler Ve Sen
Ali KAYIKÇI
“Güldürmeyin” Bizi, “Sayın Hâkimler!..”/9
Gülay ALPAGUT
Cennet berat belgesiyle değil amelle kazanılır!
Hamza ÇAKAR
Çocuk Savaşçılar
Alperen CARUS
İttifaklar ve HDP çıkmazı!
Selma MEDENİ
Ne Hacet Seni Anlatmaya
Ankara KULİSİ
Çiğdem Karaaslan Çevre Ve Şehircilik Bakanı Mı Olacak!
MÜNEKKİT
Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalıyız!
Sıddıka Zeynep BOZKUŞ
Zahideler /Teyzeler
Kevser KARSLIOĞLU
Yeme Problemi Olan Çocuklar İçin Çözüm Önerileri
Selçuk KAYA
Yazık oldu!
Ali Haydar YILMAZ
Eğitimde fırsat eşitliği gelecek bahara mı!
Bedia YILMAZ
Ben de varım!
Levent BİLGİ
Fehmi Koru, Said Nursi Ve Susmak
İhsan ZORLU
Paralel Devletin Eli Postmodern Anarşizm!
Esat BEŞER
Gerger Gençliğinin Bayrak Sevdası
Nurettin VEREN
Japonya’daki G20 Zirvesinde, FETÖ’nün Üniversiteleri Konuşuldu mu!
Mehmet FIRAT
İlim Ve İrfanla Geçen Bir Ömür: Şeyh Esad El Çokreşi
Ahmet BEREKET
ABD temsilciler meclisinin kararına bir Bozkurt nidası ile gecikmeden cevap verelim!
Ali Can AKKAYA
İnanır, Sabreder Ve Gereğini Yaparsanız…
Hüseyin YILMAZ
Diyanet’in Atatürk’le imtihanı!
Oktay GÜLER
Merhaba!
Halil KÖPRÜCÜOĞLU
İslamiyet ile Tıb arasında problem var mıdır!
Atilla YARGICI
Kur’an’da Korona Var Mı?
Rukiye AYDIN
2022'de Kendime Bazı Tavsiyeler!
Osman KÖSE
Ahıska Türkleri Sürgün, Özlem Ve Gözyaşı
Ruhugül ZİYADAN
Hayrı harabat edilen Bafra!
Ali KORKMAZ
Eksik Organ Sendromu
Yücel EMRAH
Ben Muhammed...
İbrahim Yusuf ŞAHİN
Parçadan Bütüne, Kolaydan Zora Karşılaştırmalı Bir Dil Öğretim Yöntemi
Ebru AÇIKGÖZ
Taşların Gizemli Dünyasından Hayatınıza Renk Katan Mozaik Sanatı
EnesTANIŞ
Taşın Dediği
Muhyiddin SÜLEYMANOĞLU
14 Şubat Sevgililer Günü Üzerine Kalbî Bir Muhasebe
Mesut KÖSEOĞLU
Daha Ne Denir!
ACZ ZARİFOĞLU
Kırlarda Çiçekler Artık Bensiz Açacak…!!!
Muhammet ÜSTÜNER
Yeni Türkiye Düzeni
Meryem YİĞİT
Gitmek İsteyenler
İsmail OKUTAN
Gerçek Dostluğa Dair
Tolga TURAN
Maskın Ustası Özgür Maskeler
Bozkır KURDU
LÜTFEN BENİ CİDDİYYE ALMAYIN
Gülşen KILINÇER
Yeşilin Ormanına, Yatayına, Dikeyine, Her Türlüsüne Karşı Bunlar!
İlknur ESKİOĞLU
Neydik ne olduk allah'ım!
Adem MUTLU
Engelleri Aşıp Hedefe Ulaşmak!
Zelal ALPASLAN
İnsan Terazisi
Ömer KARAMAN
Sevgili Öğrencim…!
Ümit AYDIN
Partilerin Kaderi Mahalle Başkanındadır!
Ahmet Doğan İLBEY
Kemalist Gençliğin Çanakkale Şehitliğinde “Kadeş” Rezaleti!
Mehmet ÖZÇELİK
Altılı masa aday belirleye dursun atı alan üsküdar'ı geçti!
Gülhanım CAN
Eti Senin Kemiği Benim
Okan KARAKUŞ
Osmanlı Devletinde Ramazan Gelenekleri
Gülay YILMAZ
Sus çarpılırsın!
Bahar ARSLAN
Hakikati Algımıza Taşıyan Beden
Feyza Nur DİLEKCAN
SAÇMALAMA (!), SAÇMALIYORSUN (!), SAÇMA (!)
MEHMET ERBİL
Keşke bir mayıs bayram olsa!
Kürşat Şahin YILDIRIMER
Hücum Terapisi :Hayatın Anlamı ve Her İnsanın Kendine Sorduğu Soru
Sema KOCA
Rahmetini Umarak
Celal TÜRK
EKONOMİK KeRİZ
İbrahim Erdem KARABULUT
Her gün durmadan küfrediyorum!
Betül Özer BÖLÜK
Kelimelerin Şaşırtıcı Etkisi
İlknur GENÇOĞLU YILDIRIM
7'den 70'e Herkese İzciliği Sevdiren Işıltan Uşaklıgil Öğretmen
Muhammed Veysel AKKAYA
Allah’ın Seçkin Kulu Olmanın İşareti Kur’ân-I Kerîm’e Gönülden Kulak Vermektir
Edanur İSMAİL
Dünyada Neyi Değiştirmek İstersin
Nazile ŞANAL
Yol Ve Yer Arayanlara Ya Fettah
Prof. Dr. İnanç Özgen
Arazi Parçalılığı
Zehranur Yılmaz KAHYAOĞULLARI
Ulu çınarım, babam...
SAVAŞ YILMAZ
Her Nasip Vaktini Bekler, Vakit İse Yaradanı
MEHMET YILDIZ
Beterin beteri var…..!
Seyfullah YİĞİT
Buhara Bizi Çağırıyor… (-1-)