DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Seyfettin BUDAK
Seyfettin BUDAK
Giriş Tarihi : 16-09-2026 18:26

İnsanlığın Hayatta Kalma Mücadelesi

Bir günlüğüne bütün insanlığı bugünkü teknolojisinden, şehirlerinden, arabalarından, telefonlarından ve internetinden soyup birkaç on bin yıl geriye götürseydik, kendimizi bir mağaranın önünde, ateşin çevresinde oturan insanların arasında bulurduk.

İçlerinden biri ayağa kalkardı: “Yarın vadinin aşağısına gideceğiz. Orada hayvan izleri gördüm.” Bir başkası: “Sen kuzey tarafından dolaş. Biz doğudan yaklaşalım.” Diğeri: “Çocuklar burada kalsın. İki kişi ateşi korusun.” Bir başkası da daha önce yaşanan bir avı hatırlatırdı: “Oraya gittiğimizde hayvan şu taraftan saldırmıştı. Dikkatli olmalıyız.”

Ve gençler…

Onlar da grubun içinde yerlerini alır; kim iz sürecek, kim önden gidecek, kim tehlikeyi haber verecek, kim yiyecek toplayacak, kim yaralananlara yardım edecek diye konuşurlardı. Çünkü o dünyada birlikte olmak, hayatta kalmanın şartıydı.

Şimdi aynı insan türünün gençlerini düşünelim!

Bir kafede, parkta, okul çıkışında ya da telefon ekranının karşısında…

Konuşulanlar değişmiş gibi görünüyor: “Nasıl dikkatini çekerim?”, “Bana neden cevap vermedi?”, “Nasıl daha çekici görünürüm?”, “Beni kim beğendi?”

İnsanlık gerçekten değişti mi? Yoksa yalnızca açlığımızın nesnesi mi değişti?

Eskiden karnımızı doyurmak için bir araya geliyorduk. Bugün karnımız doyduğu için başka arzularımızı doyurmak üzere mi bir araya geliyoruz?

Belki de insanlık tarihindeki en büyük dönüşümlerden biri tam burada saklıdır. Birlikte hareket edebilme yeteneğimiz…

İnsanın ilk büyük sosyal sorusu belki de “Ben ne kazanacağım?” değildi. Daha temel bir soru vardı: “Biz nasıl hayatta kalacağız?”

Çünkü tek başına insan zayıftı. Fakat birkaç insan birlikte olduğunda daha güçlüydü.

Robin Dunbar'ın sosyal beyin hipotezi, primatlarda beyin büyüklüğü ile sosyal grubun karmaşıklığı arasında ilişki bulunduğunu ve insan beyninin önemli bilişsel yüklerinden birinin sosyal ilişkileri yönetmek olduğunu ileri sürer.

Yani beynimiz yalnızca: “Nerede yiyecek var?” sorusunu çözmek için gelişmedi. Aynı zamanda: “Kim benimle?”, “Kim bana güveniyor?”, “Kim kime kızgın?”, “Kim kiminle işbirliği yapıyor?”, “Ben kiminle işbirliği yapmalıyım?” sorularını çözmek zorundaydı.

Sonra Karnımız Doymaya Başladı. İnsan tarımı keşfetti. Toprağa yerleşti. Hayvanları evcilleştirdi. Tahıl üretmeye başladı. Depolar oluştu. Yerleşimler büyüdü. Nüfus arttı. Ve insan hayatında devasa bir değişiklik gerçekleşti. Yiyecek artık yalnızca bugün bulunması gereken bir şey olmaktan çıktı. Bir kısmı depolanabilir hale geldi.

İşte burada başka bir mücadele başladı. Çünkü karnını doyurmakla karnının sürekli doyacağından emin olmak aynı şey değildir.

Avcının yerini popüler insan mı aldı? Bir zamanlar iyi avcı olmak statü sağlayabiliyordu. Güçlü olmak, cesur olmak, üretken olmak, güvenilir olmak insanın toplumdaki değerini artırıyordu. Bugün bu ölçütlerin yanına yenileri eklendi.

Görünüş… Gelir… Meslek… Giyim… Sosyal çevre… Takipçi sayısı… Karizma… Fotoğraflar… İletişim biçimi…

Thorstein Veblen'in 1899'da ortaya koyduğu gösterişçi tüketim kavramı burada önem kazanır. İnsan bazen yalnızca ihtiyacını karşılamak için değil, toplumsal konumunu ve statüsünü göstermek için de tüketir.

Eskiden biri: “Bakın, bu kadar büyük hayvanı ben avladım.” diyebilirdi. Bugün: “Bakın, bu kadar pahalı arabayı ben aldım.” diyebiliyor. Biçim değişti. Fakat sosyal mesajın özü hâlâ benzer: “Benim değerimi görün.” Çünkü mesele yalnızca tüketmek değildir. Daha derinde başka bir ihtiyaç vardır. Seçilmek…

İnsan tarih boyunca seçilmek istemiş olabilir.

Güvenilir, cesur, güçlü, üretken ve güzel olan seçildi. Bugün ise bu seçilme yarışına yeni ölçütler eklendi. Ve dijital dünya bu yarışı tarihte hiç olmadığı kadar görünür hale getirdi.

Belki telefon ekranı çağımızın yeni mağara duvarıdır. Mağaradaki insan duvara bizon çiziyordu. Bugünkü insan Instagram'a kendisini çiziyor.

Eskiden: “Ben ne avladım?” Bugün: “Ben nasıl görünüyorum?” Eskiden grubun onayı ateşin çevresinde hissediliyordu. Bugün bazen bir bildirim sesiyle geliyor: Bir beğeni… Bir yorum… Bir takip… Bir mesaj…

İnsanların sosyal kabul arayışı yeni değil. Yeni olan, bunun sürekli ölçülebilir hale gelmesi… Kaç kişi beğendi? Kaç kişi takip etti? Kaç kişi izledi? Kaç kişi cevap verdi?

İnsan ilk kez sosyal değerini neredeyse anlık olarak ölçebildiği bir dünyada yaşıyor. Bu yüzden modern insan yalnızca başkasının ilgisini değil, bazen kendi değerini de ekran üzerinden test ediyor.

Peki insan neden hiç doymuyor?

İnsan ister. İstediğine ulaşır. Kısa bir tatmin yaşar. Sonra yeniden ister. Yeni telefon… Yeni araba… Yeni ilişki… Yeni başarı… Yeni beğeni… Yeni heyecan…

İnsan ihtiyaçtan arzuya, arzudan hazza, hazdan alışmaya ve alışmadan yeni arzuya doğru dönen bir çarkın içine girebilir. Modern tüketim toplumu ise bu döngüyü yalnızca kullanmaz; onu ekonomik bir modele dönüştürür. Böylece insanın önünde garip bir paradoks belirir. Hiç olmadığı kadar çok şeye sahibiz ama sahip olduklarımızın hiç olmadığı kadar çabuk sıradanlaştığı bir dünyada yaşıyoruz.

Bir şeyi elde etmek artık son nokta değildir. Çoğu zaman yeni bir başlangıçtır.

Mağaranın ateşi insanları birbirine yaklaştırıyordu. Ekran ise bizi aynı anda hem birbirimize yaklaştırabiliyor hem de birbirimizden uzaklaştırabiliyor.

Dünyanın öbür ucundaki insanla birkaç saniyede konuşabiliyor. Ama yine de içinde bir eksiklik hissedebiliyor. Çünkü açlık yalnızca midede oluşmuyor.

İnsan bazen egosuyla… Bazen kalbiyle… Bazen zihniyle… Bazen ait olma duygusuyla…

Bazen anlam arayışıyla aç… İnsanlığı açlıktan kurtarmak büyük bir problemdi.

Fakat şimdi başka bir problemle karşı karşıyayız:  İnsanlığı anlamsızlıktan nasıl kurtaracağız?

Çünkü aç insanın acısı görünürdür. Tok ama anlamsız insanın acısı ise çoğu zaman görünmez. Mızrağın yerini telefon aldı; ama soru hâlâ aynı. Mağaradaki genç ile bugünkü genci yan yana koyalım. Biri mızrağını hazırlıyor diğeri telefonunu…

Biri: “Yarın nasıl yiyecek bulacağız?” diye soruyor. Diğeri: “Yarın nasıl dikkat çekeceğim?” diye düşünüyor. Biri hayatta kalmak için grubuna ihtiyaç duyuyor. Diğeri kendisini gerçekleştirmek için bir grup arıyor. Biri ateşin etrafında oturuyor diğeri ekranın etrafında. Aradan on binlerce yıl geçmiş olabilir. Fakat ikisinin içinde aynı kadim soru hâlâ dolaşıyor olabilir: “Ben bu grubun içinde nereye aitim?”

Belki insan hiç değişmedi. Belki yalnızca açlığının biçimi değişti. Belki insanlık tarihinin ilk büyük sınavı karnını doyurmaktı. Sonra güvenli bir toplum kurmak… Sonra üretmek… Sonra daha uzun yaşamak… Sonra daha fazla şeye sahip olmak…

Fakat şimdi önümüzde başka bir sınav duruyor. Sahip olduğumuz onca şeyden sonra ne isteyeceğimizi öğrenmek…

Çünkü insanı diğer canlılardan ayıran şey yalnızca daha fazla şeye sahip olabilmesi değildir. İnsan, sahip olduklarından sonra bile daha fazlasını isteyebilen bir varlıktır. Fakat medeniyetin gerçek ölçüsü, insanın ne kadar çok arzu üretebildiği değil; hangi arzularının peşinden gitmeye değer olduğunu anlayabilmesidir.

Belki de mağaradan bugüne uzanan gerçek insanlık hikâyesi budur. Önce birlikte hayatta kalmayı öğrendik. Sonra birlikte yaşamayı… Şimdi ise birlikte anlamlı yaşamayı öğrenmek zorundayız. Ve belki insanlığın bundan sonraki büyük evrimi bedenimizde değil, arzularımızda gerçekleşecektir. Çünkü insanın karnını doyurmak medeniyetin ilk basamağıydı. Karnı doyduktan sonra ne yapacağını öğrenmek ise belki medeniyetin son sınavıdır. Ve belki bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru artık şu değildir: “Neye sahip olabilirim?”

Asıl soru şudur: “Sahip olduğum her şeyden sonra hâlâ neden açım ve bu açlığımı neyle doyurmalıyım?”

NELER SÖYLENDİ?
@
Seyfettin BUDAK

Seyfettin BUDAK

DİĞER YAZILARI Yeniden Hayata Doğmak Düşünce Tarlası Cemaatler Neden Narsisizmin Gölgesine Girebilir? Tamamlanmak İsteyen İnsan Yıldız tozundan gelen insan, burçlardan mı ibaret? Hakikati Buldum Demek Tanrı’yı Kaybetmek mi? Zymunt Bauman Soruyor: Modern Dünyada Ahlaki Sorumluluğumuzu Kime Devrettik? Sosyal Medyanın Geç Kalmış Açlıkları Dünya Kupası Daha Başlamadan Neden Bitti Yorgun olan insan mı, yoksa içinde yaşadığı sistem mi? Tanrı Tartışmasında Asıl Kaçırdığımız Şey Ne? Kimse görmeyecekse hâlâ iyi kalabilir misin! İnsanlık Görünmez Bir Bilinç Savaşının İçinde mi? Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı Kayıplar Antropolojisinden Zihindeki Bilincin Egemenliğine Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa Gölge Operasyonu: Beynimizdeki "Sistem" Fitresi Ve Toplama İnsanların Senfonisi Merhametin İnfazı Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler Cesaretle Yaktığınız Köprüler mi Sizi Kurtarır, Korkuyla Sığındığınız Limanlar mı? Aynada Gördüğünüz Siz misiniz, Yoksa Toplumun Diktiği Bir Kostüm mü? İnsanı İnsan Yapan Nedir? Sahip Oldukları mı, Vazgeçebildikleri mi? İnsanlık yeni bir bayram hikâyesi yazamaz mı? Görünmek mi, var olmak mı? Zalimin Karşısında, Mazlumun Yanında Kayısının Gölgesinde Kayıp Bir Dünya: Mahalle Nereye Kayboldu? Neden Lise Yılları Unutulmaz? Uyanış ve Sürüden Ayrılan Penguen: Yaşamak mı, Sürüklenmek mi? Günah mı, Saygı mı? Korku İle Yaşanan Hayat Gerçekten Bizim mi? İç Pusulan Bozulduğunda Hayat Kime Ait Olur? Tek bir taşla kaç kuş vurulur? Nöronların Sessiz Bilgeliği: Benliğin Ötesinde Bir Yaşam Mümkün mü? Beklentinin Kaygıya Dönüştüğü Yerde Yaşam Felsefesi Sadakat Ölçüsü Kaybolunca İnsan Kalmak Mümkün mü? Beyin Bir Bilgisayar Değilse, Zihin Nasıl Oluşur? “Ah Şu Kaliteli İnsan Rolleriniz Yok mu? Bitiyorum…” İnsan Neden Yaptığı Şeyin Hemen Sonucunu Görmek İster? Ve Neden Aniden Pişman Olur? Sessizliğin Bedeli: Düşünmeyi Unutan İnsan mı Oluyoruz! Neden Doymuyoruz? Neden iyi olan kaybeder! Kaderin Kaldırımında Özgürlüğümüz Ne Kadar? Kolumuzdaki saat zamanı mı gösteriyor yoksa içimizdeki boşluğu mu? Kaderin dili cesaretin çığlığı mı, korkunun fısıltısı mı? Dahilik mi, Delilik mi? Zihnin Sırtında Taşıdığınız Görünmez Yükler Ruhunuzu Nereye Sürüklüyor? Korku İle Yaşanan Hayat Gerçekten Bizim Mi? Ölümün Tesellisi Ölümden sonra dirilişe neden inanayım! Toplama Bir Dünyada Toplama İnsanlarla Yaşamak Başkasının mutluluğu neden içimizi kemirir? İnsan olmanın sınavı burada mı saklı? Phoenix ve Jolie'nin Sessizliğe İsyanı: Gazze'de Çığlık Var, Siz Neden Hâlâ Sessizsiniz? Kırık Dökük Bir Ben Ve Yeniden Başlama Umudu Hikâyelerim Öldü mü? Srebrenitsa'dan Gazze'ye Batı'nın Kan Lekeli Sessizliği Ekranın Gölgesinde Büyüyen Çığlık: Görmek Duyabilmek Midir? Medeniyetler Çatışmasına Doğru mu! Gerçekten Düşündüğünde Kaç Kişi Kalıyor Yanında? Gazze: Haritada Bir Nokta; Vicdanda Bir Kıyamet Kurban Bayramı mı, Kurban İnsanlık mı? Benimle Alay Ettiler, Sonra Ben Oldum Bir Çocuğun Kalbine Bomba Düşerse, İnsanlık Nereye Sığınır? Bir Mahallenin Kalbinde Unutulmuş Çocukluk Hatıraları Beni Neden Kimse Merak Etmiyor! Zamanın Dili Ne Zaman İnsan Uslanacak? Bilinçli Zihnin Engellerinden Nasıl Kurtulabiliriz? Gazze’de ölüm sıradanlaştığında, insanlık nerede duracak? Bilgi Çağında Cehalet: Gerçek Neyi Gösteriyor? Orucun Toplumsal Vicdan Dokunuşu İnsanlık ve İyi-Kötü Arasındaki İnce Çizgi: Aklın Rolü Geçmiş mi Gelecek mi! Yangın, İhmal ve Güvenlik: Bolu’daki Olaydan Çıkarılacak Dersler Anlam Krizi: İnsan Ne İçin Yaşıyor? Evrimsel Ahlak mı? İlahi Ahlak mı? İnsanlık Nerede Duruyor? Sosyal Medya ve İnsan İlişkileri Üzerindeki Derin Etkiler Geleceği Şekillendiren Z Kuşağı: Dijitalleşen Dünyada Kimlik ve Değerler Yapay Zekâ İle İnsan Beyni Arasındaki İnce Çizgi Z Kuşağı İle Neden Kuşak Çatışması Yaşanır? Amaçsız Mutluluk Mu Mutlu Amaç Mı? Güçlü toplum için reform şart mıdır?-2 Güçlü Toplum İçin Değişim ve Süreklilik Şart Mıdır?-1 İnsanlar Eşit Midir? Alışkanlıklarımızın Sınırı Nereye Kadar Olmalı! Varlık özgürlüğü kısıtlar mı İyi bir Toplum Olmanın Sistem Şartı-2 Gelenek Bir İnanç Mıdır! Bir Eylemin Ahlaki Değerini Belirleyen Şey Nedir? Akıl İyi ve Kötüyü Ayırarak Mı İşler? Akıl Mı Fikir Mi Karışır? Akıl ve Sağduyu İle Adalet Erdemi Ahlakın kaynağı evrimsel süreç midir? İnsandaki Doğal Ahlaki İlke Kanıtlanabilir Mi? Tükenmişlik Hissini Yaşamak İradenin Sevgi ve Merhamet Eylemi Yüksek Düşünce İle İnanca Ait Düşünceyi Düşünmek Yüksek Düşünce İle İnanca Ait Düşünceyi Düşünmek Teknoloji Hayatın Kendisi Midir? İnsan Allah’ı (cc) Bilmeye Meyilli Bir Varlık Mıdır? Giysiye Bakıp Aldanmamak Acı İle Mutluluk Bir Arada Mı? Rasyonel Çaba Arttıkça Kesinlik Azalır Mı? Platon’a Göre Eğitim Zevkimiz okumaya dönüşür mü? Toplumun Rehberlik Servisi Aydınlar Kötüden İyi Çıkar Mı! Galen’e göre ahlakın kaynağı doğuştan mıdır? “Ben” bilinci Üç pizzacı Hayatın gerilimlerini aşmak mümkün müdür? Hayata anlamlı mı anlamsız mı bakmalı! İnsanın Sorularla Anlam Arayışı İman Mı İntihar Mı?/Tolstoy Yanılmışım Tanrı Varmış / Antony Flew Sözün Özleri Z Kuşağının Zihin Dünyasındaki Kırılmalar Erken Karar Verme Hastalığı Özel Bireylerin Dünyası Otizmli Yağmur Adam Raymond Aklın Tarihsel Gelişimi Ateizm, teizm, agnostisizm ve deizm nedir? Hayatı Sebep ve Süreç Odaklı Yaşayıp Anlamlı Kılmak Yalnızlık Aforizmaları İnsanın Aşk Halindeki Beyanı Dua Altıncı His Gençler için ne yapmalı? Yalnızlık Niçin Ruh, Akıl ve Allah’a Mahsustur? Ölüme Teselli Aramak Medeniyetin Yolu Batı’dan Mı Geçer? Şehrin Öbür Tarafından Koşarak Gelen Adam Bilgi Bilinç ve Özgürlüğe Adanmış Kadın Hypatia Dert İnsanı Olmak Aşk imanın özgürlük bedeli midir? Suskun Yıldızların Gizemli Bakışı Kurban bayramınız mübarek olsun! Depremde vefat eden babalar anısına…Babasızlık Nedir Bilirim Din İle Varlık Sınırında Kapı Açmak Sanatla Varlık Sınırında Pencere Açmak Bir Yer Var Biliyorum Ama Anlatamıyorum… Bir Yer Var Biliyorum Ama Anlatamıyorum… Gönül Bahçesinde Yürümek Gözyaşım Düştüğü An Gönül Bahçesinde Yürümek Tefekkürün Serencamı Denizde Yürümek
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
ahsap mobilyauluslararası evden eve nakliyat