DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Seyfettin BUDAK
Seyfettin BUDAK
Giriş Tarihi : 19-08-2026 18:44

Tamamlanmak İsteyen İnsan

İnsan hakikati mi arıyor, yoksa belirsizlikten kurtulmayı mı?

İnsan sürekli bir tamamlanmışlık hissi içinde hareket eder. Bir şey yaşamıştır, anlamlandırmak ister. Bir düşünce aklına gelmiştir, sonuna kadar götürmek ister. Bir soru sormuştur, cevap arar. Bir adres arıyorsa bulmak ister. Bir ilişkinin neden bittiğini anlamaya çalışır.

Bir insanın kendisine neden öyle davrandığını çözmek ister. Bir kitabı okur, sonunu merak eder. Bir olay yaşar, “Neden oldu?” diye sorar. Çünkü insanın içinde tuhaf bir ihtiyaç vardır. Yarım kalan şeyi tamamlamak…

Ama acaba bu yalnızca psikolojik bir alışkanlık mıdır? Yoksa insan zihninin çalışma biçiminde daha derin bir şey mi vardır? Yarım kalan neden zihnimizi meşgul eder?

1927 yılında Sovyet psikolog Bluma Zeigarnik, tamamlanmamış ve tamamlanmış görevlerin hafızadaki yerini araştırdı.

Deneklere çeşitli görevler verildi; bazıları tamamlanmadan kesildi, bazıları ise tamamlandı. Zeigarnik'in çalışmasında kesilen görevlerin hatırlanmasında belirgin bir avantaj görüldü; özgün çalışmada yetişkinlerde yaklaşık %90'lık bir fark raporlandı.

Bu daha sonra Zeigarnik etkisi olarak anıldı. Fakat burada çok daha önemli bir şey var. İnsan zihni yarım kalmış bir işi yalnızca hatırlamıyor. Onu zihinsel olarak taşımaya devam ediyor.

Bir ilişki bitiyor ama “neden?” sorusu cevaplanmamışsa ilişki zihinde devam ediyor. Zihin oraya dönüyor. Demek ki bazen olay bitiyor ama zihinsel süreç bitmiyor.

İnsan bazen olayın içine değil, tamamlanmamış anlamın içine düşer. Bir insanın başına kötü bir olay gelebilir. Olay biter. Ama insanın zihninde şu sorular kalır:

“Bana bunu neden yaptı?” , “Ben neden böyle davrandım?”, “Başka türlü olsaydı ne olurdu?”

“Acaba geri döner mi?” ,“Acaba hata bende miydi?”, “Gerçekten haklı mıydım?”

Bu soruların her biri zihnin bir kapısını açık bırakır. Ve insan kapıyı kapatmak ister.

İşte burada psikolojinin başka bir kavramı devreye girer; bilişsel kapanma ihtiyacı…

Kruglanski ve Webster'ın çalışmalarında bu, bir mesele hakkında belirli ve kesin bir bilgiye ulaşma arzusu ve belirsizliği kapatma eğilimi olarak ele alınır. Bu ihtiyaç yükseldiğinde insanın “seize and freze (ele geçir ve dondur)” denilen bir eğilime girebildiği; yani erken bir açıklamayı yakalayıp sonra ona tutunabildiği gösterilmiştir.

İnsan bazen doğru cevabı bulduğu için rahatlamaz; bir cevap bulduğu için rahatlar.

Bu yüzden hakikat ile rahatlatıcı cevap aynı şey değildir. Bir insan bir inanca yönelir. “Gerçeği buldum.” der. Bir başkası aynı meseleye bakar ve tamamen farklı bir sonuca ulaşır. O da: “Gerçeği buldum.” der.

Peki ikisi de aynı anda nasıl “gerçeği” bulmuş olabilir?

Burada “herkesin doğrusu doğrudur” demek istemiyorum. Gerçeklik ile gerçeklik hakkındaki algımızı birbirinden ayırmak zorundayız. Dışarıda bir gerçeklik olabilir. Ama insan o gerçekliğe doğrudan ulaşmaz.

Onu; diliyle, kültürüyle, eğitimiyle, geçmiş deneyimleriyle, ailesiyle, okuduklarıyla, arkadaşlarıyla, inançlarıyla, korkularıyla ve sahip olduğu bilgiyle anlamlandırır.

Dolayısıyla insanın zihnindeki gerçeklik ile gerçekliğin kendisi aynı şey olmayabilir.

Kant'ın felsefesi burada çok önemli bir kapı açar. İnsan dünyayı zihninden bağımsız, hiçbir aracısızlık olmadan deneyimleyen bir varlık değildir.

Fakat modern bilim bize bir başka uyarı getiriyor. Kendi yorumumuzu gerçekliğin kendisi sanmamamız gerekir. Çünkü insan kendi cevabına âşık olabilir

İşte insan burada bazen hakikati değil, kendi zihinsel bütünlüğünü korumayı seçebilir.

Çünkü insanın problemi yalnızca yanlış düşünmek değildir. Yanlış düşündüğünü fark edemeyecek kadar düşüncesini tamamlanmış kabul etmesidir.

Bilgisizlik yalnızca bilmediğini bilmemek değildir. Bazen insanın asıl problemi, bilmediği şeyi bildiğini zannetmesidir.

Peki insan hiç tamamlanmamalı mı?

Hayır! Burada çok ince bir ayrım var. İnsan tamamlanmışlık hissine ihtiyaç duyar.

Bir işi bitirmek gerekir. Bir kararı vermek gerekir. Bir ilişkiyi kapatmak gerekir. Bir soruya geçici de olsa cevap vermek gerekir. Yoksa insan sürekli belirsizliğin içinde yaşayamaz.

Fakat mesele şudur; geçici tamamlanmışlığı mutlak tamamlanmışlık zannetmemek…

Belki insan için en sağlıklı zihinsel durum: “Şimdilik buradayım.” diyebilmektir.

Bu, ne kararsızlıktır ne de bilgisizlik… Bu, epistemik tevazudur.

Yani “Bildiğim kadarını biliyorum.” “Gördüğüm kadarını görüyorum.” “Şu anda böyle düşünüyorum.” “Ama yeni bir bilgi gelirse düşüncemi değiştirebilirim.”

Bir insan “Bilmiyorum.” diyebildiği anda yeni bir öğrenme alanı açar. “Yanılmış olabilirim.” dediği anda düşüncesini yeniden kurabilir. “Henüz karar vermedim.” dediği anda başka ihtimallere yer açar. Ve belki de insanın entelektüel olgunluğu tam burada başlar; belirsizliğe dayanabilme kapasitesinde…

O halde insanın amacı tamamlanmak değil, tamamlanırken kendini yeniden açabilmektir

Belki de insanı şöyle tanımlamalıyız: İnsan, eksikliklerini tamamlamaya çalışan fakat her tamamlanmanın ardından yeni bir eksiklik keşfeden varlıktır.

Belki de “gerçeği buldum” cümlesinin yerine başka bir cümle koymalıyız. “Gerçeği arıyorum ve şu anda ona dair böyle bir anlayışa sahibim.”

Bence insanı özgürleştiren cümle budur. Çünkü hakikat arayışını bitirmez. Ama insanı hakikatin sahibi olma iddiasından kurtarır. Ve belki de insanlığın en büyük problemi, insanların farklı gerçekliklere sahip olması değil; kendi gerçekliklerini tamamlanmış ve değişmez kabul etmeleridir.

Bir insanın düşüncesi değişebilir. Çünkü insan değişir. Bilgisi değişir. Çevresi değişir. Deneyimleri değişir. Beyni değişir. Soruları değişir. Ve belki de en önemlisi, anlam verme biçimi değişir.

Bütün bunları düşündüğümüzde insan olmanın en temel gayesi belki de “tamamlanmak” değildir. Süreç içerisinde hareket etmektir. Tamamlanmışlık hissini yaşamak ama ona esir olmamak…

Bir cevap bulmak ama cevabı putlaştırmamak… Bir düşünceye sahip olmak ama düşüncenin sahibi tarafından esir alınmamak… Bir inanca sahip olmak ama inancı sorgulama hakkını kaybetmemek… Bir hakikate yaklaşmak ama onu bütünüyle ele geçirdiğini düşünmemek… Belki insanın en yüce hali budur. Çünkü insanın önünde iki yol vardır. Ya belirsizlikten korkup erken bir cevaba sarılacağız… Ya da belirsizliği taşıyabilecek kadar büyüyüp düşünmeye devam edeceğiz.

Birincisi bize huzur verebilir. İkincisi ise bizi geliştirebilir. Ve belki de insanın gerçek özgürlüğü şurada başlar: “Bilmiyorum.” Ama hemen arkasından şu cümleyi söyleyebildiğinde:  “Öyleyse öğrenmeye devam edeceğim.”

Hayat, tamamlanacak bir bulmaca değil; yaşanırken sürekli yeniden anlamlandırılan bir süreçtir. Belki de insanın görevi son noktayı koymak değil, nokta koyduğu her yerde yeni bir cümleye başlayabilmektir.

 

 

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Seyfettin BUDAK

Seyfettin BUDAK

DİĞER YAZILARI Yıldız tozundan gelen insan, burçlardan mı ibaret? Hakikati Buldum Demek Tanrı’yı Kaybetmek mi? Zymunt Bauman Soruyor: Modern Dünyada Ahlaki Sorumluluğumuzu Kime Devrettik? Sosyal Medyanın Geç Kalmış Açlıkları Dünya Kupası Daha Başlamadan Neden Bitti Yorgun olan insan mı, yoksa içinde yaşadığı sistem mi? Tanrı Tartışmasında Asıl Kaçırdığımız Şey Ne? Kimse görmeyecekse hâlâ iyi kalabilir misin! İnsanlık Görünmez Bir Bilinç Savaşının İçinde mi? Güveninizi Bir Gerçek Sandığınız Duygusal Avcı Narsistin Sosyal Medya Tuzağı Kayıplar Antropolojisinden Zihindeki Bilincin Egemenliğine Limbik Kaostan Kuantum Rezonansa Gölge Operasyonu: Beynimizdeki "Sistem" Fitresi Ve Toplama İnsanların Senfonisi Merhametin İnfazı Dağları Kurtaranlar, Evlerini Kaybedenler Cesaretle Yaktığınız Köprüler mi Sizi Kurtarır, Korkuyla Sığındığınız Limanlar mı? Aynada Gördüğünüz Siz misiniz, Yoksa Toplumun Diktiği Bir Kostüm mü? İnsanı İnsan Yapan Nedir? Sahip Oldukları mı, Vazgeçebildikleri mi? İnsanlık yeni bir bayram hikâyesi yazamaz mı? Görünmek mi, var olmak mı? Zalimin Karşısında, Mazlumun Yanında Kayısının Gölgesinde Kayıp Bir Dünya: Mahalle Nereye Kayboldu? Neden Lise Yılları Unutulmaz? Uyanış ve Sürüden Ayrılan Penguen: Yaşamak mı, Sürüklenmek mi? Günah mı, Saygı mı? Korku İle Yaşanan Hayat Gerçekten Bizim mi? İç Pusulan Bozulduğunda Hayat Kime Ait Olur? Tek bir taşla kaç kuş vurulur? Nöronların Sessiz Bilgeliği: Benliğin Ötesinde Bir Yaşam Mümkün mü? Beklentinin Kaygıya Dönüştüğü Yerde Yaşam Felsefesi Sadakat Ölçüsü Kaybolunca İnsan Kalmak Mümkün mü? Beyin Bir Bilgisayar Değilse, Zihin Nasıl Oluşur? “Ah Şu Kaliteli İnsan Rolleriniz Yok mu? Bitiyorum…” İnsan Neden Yaptığı Şeyin Hemen Sonucunu Görmek İster? Ve Neden Aniden Pişman Olur? Sessizliğin Bedeli: Düşünmeyi Unutan İnsan mı Oluyoruz! Neden Doymuyoruz? Neden iyi olan kaybeder! Kaderin Kaldırımında Özgürlüğümüz Ne Kadar? Kolumuzdaki saat zamanı mı gösteriyor yoksa içimizdeki boşluğu mu? Kaderin dili cesaretin çığlığı mı, korkunun fısıltısı mı? Dahilik mi, Delilik mi? Zihnin Sırtında Taşıdığınız Görünmez Yükler Ruhunuzu Nereye Sürüklüyor? Korku İle Yaşanan Hayat Gerçekten Bizim Mi? Ölümün Tesellisi Ölümden sonra dirilişe neden inanayım! Toplama Bir Dünyada Toplama İnsanlarla Yaşamak Başkasının mutluluğu neden içimizi kemirir? İnsan olmanın sınavı burada mı saklı? Phoenix ve Jolie'nin Sessizliğe İsyanı: Gazze'de Çığlık Var, Siz Neden Hâlâ Sessizsiniz? Kırık Dökük Bir Ben Ve Yeniden Başlama Umudu Hikâyelerim Öldü mü? Srebrenitsa'dan Gazze'ye Batı'nın Kan Lekeli Sessizliği Ekranın Gölgesinde Büyüyen Çığlık: Görmek Duyabilmek Midir? Medeniyetler Çatışmasına Doğru mu! Gerçekten Düşündüğünde Kaç Kişi Kalıyor Yanında? Gazze: Haritada Bir Nokta; Vicdanda Bir Kıyamet Kurban Bayramı mı, Kurban İnsanlık mı? Benimle Alay Ettiler, Sonra Ben Oldum Bir Çocuğun Kalbine Bomba Düşerse, İnsanlık Nereye Sığınır? Bir Mahallenin Kalbinde Unutulmuş Çocukluk Hatıraları Beni Neden Kimse Merak Etmiyor! Zamanın Dili Ne Zaman İnsan Uslanacak? Bilinçli Zihnin Engellerinden Nasıl Kurtulabiliriz? Gazze’de ölüm sıradanlaştığında, insanlık nerede duracak? Bilgi Çağında Cehalet: Gerçek Neyi Gösteriyor? Orucun Toplumsal Vicdan Dokunuşu İnsanlık ve İyi-Kötü Arasındaki İnce Çizgi: Aklın Rolü Geçmiş mi Gelecek mi! Yangın, İhmal ve Güvenlik: Bolu’daki Olaydan Çıkarılacak Dersler Anlam Krizi: İnsan Ne İçin Yaşıyor? Evrimsel Ahlak mı? İlahi Ahlak mı? İnsanlık Nerede Duruyor? Sosyal Medya ve İnsan İlişkileri Üzerindeki Derin Etkiler Geleceği Şekillendiren Z Kuşağı: Dijitalleşen Dünyada Kimlik ve Değerler Yapay Zekâ İle İnsan Beyni Arasındaki İnce Çizgi Z Kuşağı İle Neden Kuşak Çatışması Yaşanır? Amaçsız Mutluluk Mu Mutlu Amaç Mı? Güçlü toplum için reform şart mıdır?-2 Güçlü Toplum İçin Değişim ve Süreklilik Şart Mıdır?-1 İnsanlar Eşit Midir? Alışkanlıklarımızın Sınırı Nereye Kadar Olmalı! Varlık özgürlüğü kısıtlar mı İyi bir Toplum Olmanın Sistem Şartı-2 Gelenek Bir İnanç Mıdır! Bir Eylemin Ahlaki Değerini Belirleyen Şey Nedir? Akıl İyi ve Kötüyü Ayırarak Mı İşler? Akıl Mı Fikir Mi Karışır? Akıl ve Sağduyu İle Adalet Erdemi Ahlakın kaynağı evrimsel süreç midir? İnsandaki Doğal Ahlaki İlke Kanıtlanabilir Mi? Tükenmişlik Hissini Yaşamak İradenin Sevgi ve Merhamet Eylemi Yüksek Düşünce İle İnanca Ait Düşünceyi Düşünmek Yüksek Düşünce İle İnanca Ait Düşünceyi Düşünmek Teknoloji Hayatın Kendisi Midir? İnsan Allah’ı (cc) Bilmeye Meyilli Bir Varlık Mıdır? Giysiye Bakıp Aldanmamak Acı İle Mutluluk Bir Arada Mı? Rasyonel Çaba Arttıkça Kesinlik Azalır Mı? Platon’a Göre Eğitim Zevkimiz okumaya dönüşür mü? Toplumun Rehberlik Servisi Aydınlar Kötüden İyi Çıkar Mı! Galen’e göre ahlakın kaynağı doğuştan mıdır? “Ben” bilinci Üç pizzacı Hayatın gerilimlerini aşmak mümkün müdür? Hayata anlamlı mı anlamsız mı bakmalı! İnsanın Sorularla Anlam Arayışı İman Mı İntihar Mı?/Tolstoy Yanılmışım Tanrı Varmış / Antony Flew Sözün Özleri Z Kuşağının Zihin Dünyasındaki Kırılmalar Erken Karar Verme Hastalığı Özel Bireylerin Dünyası Otizmli Yağmur Adam Raymond Aklın Tarihsel Gelişimi Ateizm, teizm, agnostisizm ve deizm nedir? Hayatı Sebep ve Süreç Odaklı Yaşayıp Anlamlı Kılmak Yalnızlık Aforizmaları İnsanın Aşk Halindeki Beyanı Dua Altıncı His Gençler için ne yapmalı? Yalnızlık Niçin Ruh, Akıl ve Allah’a Mahsustur? Ölüme Teselli Aramak Medeniyetin Yolu Batı’dan Mı Geçer? Şehrin Öbür Tarafından Koşarak Gelen Adam Bilgi Bilinç ve Özgürlüğe Adanmış Kadın Hypatia Dert İnsanı Olmak Aşk imanın özgürlük bedeli midir? Suskun Yıldızların Gizemli Bakışı Kurban bayramınız mübarek olsun! Depremde vefat eden babalar anısına…Babasızlık Nedir Bilirim Din İle Varlık Sınırında Kapı Açmak Sanatla Varlık Sınırında Pencere Açmak Bir Yer Var Biliyorum Ama Anlatamıyorum… Bir Yer Var Biliyorum Ama Anlatamıyorum… Gönül Bahçesinde Yürümek Gözyaşım Düştüğü An Gönül Bahçesinde Yürümek Tefekkürün Serencamı Denizde Yürümek
KÖŞE YAZARLARI TÜMÜ
NAMAZ VAKİTLERİ
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
BURÇ YORUMLARI
  • KOÇ
    Koç Burcu
  • BOĞA
    Boğa Burcu
  • İKİZLER
    İkizler Burcu
  • YENGEÇ
    Yengeç Burcu
  • ASLAN
    Aslan Burcu
  • BAŞAK
    Başak Burcu
  • TERAZİ
    Terazi Burcu
  • AKREP
    Akrep Burcu
  • YAY
    Yay Burcu
  • OĞLAK
    Oğlak Burcu
  • KOVA
    Kova Burcu
  • BALIK
    Balık Burcu
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
ahsap mobilyauluslararası evden eve nakliyat